O GÜZEL İNSANLAR

“Bala üşüşen sinekler gibi, maddiyata gömülüyoruz.” (Tarkovsky) Doymak, yetinmek, memnun olmak gibi anlamlar geçmişte kaldı. 

“Göçtü kervan, kaldık dağlar başında” (Bizim Yunus) Maddenin getireceği mutluluğun peşinde koşturuyoruz, sanayi devrimiyle çağdaş insana vaad edilen o yalanın tuzağına düşeli çok oldu. Erich Fromm, soruyor ya “Sahip olmak mı? Olmak mı?” diye. Sahip olmayı seçtik, çünkü modernizm bize “Olmak!” şıkkını sunmamıştı. Hatta seçim hakkı bırakmamıştı. 

Bize maddenin efendisi olmayı, ancak böylece hayatı keyifle yaşayabileceğimiz tuzağını kurmuştu. “….bir at gördüğümde, hayat karşımda duruyormuş gibi gelir.” (Tarkovsky) Kent hayatında atı görmenin imkansızlığı bir yana, bizim hayretimiz mevki, makam, ev ve araba gibi insana bir damla huzur bağışlamayan putlarımıza kavuştuğumuzda meydana geliyor. Çok kazanmayı ve biriktirmeyi seviyoruz. Durumuz, durağımız yok. Paylaşmak veya kararınca kazanmak gibi yüce gönüllülüğümüz, onlar da geçmişte kaldı. “O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler…” (Nebi Aydın)“İnsan kendi kaynaklarına, kendi köklerine inanmalı. 

Nereden geldiğini, nereye gittiğini, neden yaşadığını bilmeli. Başka bir deyişle, Yaratan'ına bağımlı olduğunu hep hissetmeli.” (Tarkovsky)


Paylaş: 

Okur Yorumları

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz