...

7.11.2020
4609

NAMAZA DAİR

Sevgili Tavşanlılılar,

Bu hafta sizlere, özel bir rica ile namaz hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım.

Efendim, namaz Müslümanlara günde 5 kere olmak üzere farz kılınmış bir ibadet. Namazlarımızda ibadet dili ise vahiy dili olan Arapça. Arapça ibadetin hikmetinde bizce, Allah’ın kelamını orijinal olarak okunması ve Müslümanlar arası tam bir uyum sağlanması fikri yatmaktadır. Arapça ibadet ve ezan ile Endonezya’dan Fas’a kadar ki İslam coğrafyasında, namazlarda aynı dil kullanılmaktadır.

Namaz Müslüman için elzem bir konu. Yaratıcısıyla günde 5 kere buluşacak ve ilahi buyruklara göre yaşayacaktır. O nedenle bu yazımda, namazın toplumumuzdaki yerinden bahsedeceğim. Namazlarımızı incelerken aynı zamanda Müslümanlığımızı ele alacağım.

Efendim, Müslümanlığın kelime anlamı, Allah’ın ilahi buyruklarına teslim olmuş kimse demektir. Teslim olmak, hayrıyla şerriyle, üzüntüsü ile sevinci ile, her şeyin Allah’ın elinde olduğunu, bizim ise ancak kul olduğumuzun idrak halidir. Kulluk ise tanımaktır. Yani yoktan var edip en sonunda bizim canımızı alacak ve tekrar diriltecek  üst varlık olarak,  Allah’ı tanımaktır. İşte bu teslimiyet ve ikrar hali namazlarımızda bizimle olur. Biz Müslümanlar, namazlarımızda Allah’ı ve O’nun ayetlerini gün içinde 5 kere tekrarlar ve sonunda boyun eğerek Allah’ın ilmine ve gücüne karşı secdeye kapanırız. Yaratıcı olarak tanıdığımız Allah ile 5 kere buluşur, onun ayetlerini böylelikle hayatımıza tatbik ederiz. Böylelikle kulluk vazifemizi yerine getirir, Yaratıcımızla iletişim halinde oluruz. 

Ancak ne var ki, bu rüku ve secde hali günümüzde, içi boşaltılmış bir duruma gelmiştir. Şu nedenle ki cemaatlerimizde Arapça yapılan ibadeti, anlayan ve kavrayan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Kim hangi ayete secde ettiğini bilmemektedir.  Anlamını kavrayamadığı ayetleri okurken,  kişinin zihni, onu boş kuruntulara ve kendi kendine konuşmalara itmektedir. Bu ise ancak şeytanın işine gelmektedir.  

Oysa ki namaz, Allah’ın üstün kelamını zikrederek onu devamlı akılda tutacak şekilde  yapılan bir ibadettir. Bir ritüelin ötesinde bir buluşma, bir  buluşmanın ötesinde bir kavuşmadır. Bu kavuşma hali ise huşu halidir. Huşu ise derin saygı ile yapılan ibadet terimidir. Hal böyle iken, herkesin Arapça bilmesi mümkün değilse de hiç olmazsa namazdan sonra İmam efendiye, ne kıraatte bulunduğunu sorması hiçte zor değildir. Kişi anlamını bildiği ayetleri hayatına uyguladığı müddetçe, salih amel işleyecektir. Salih amel işlediği takdirde Rabbiyle yakınlaşacaktır.

 

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu konu şu ayetle sabittir.

 Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf suresi, 110. Ayet)

Namazlarımızdaki  bu samimiyetten uzak oluş hali, ne yazık ki biz Müslüman alemine sirayet etmektedir ki, bu ise adeta İslam karşıtlarının ekmeğine yağ sürmektedir. Kendi dininden bir haber olan dindarlar, Batı ve Uzakdoğu toplumlarına karşı kendilerini nasıl savunacaktır ? Ayet bilmeden ne ile amel edecektir? Yoksa onların din anlayışı kulaktan dolma bir takım bilgiler midir? 

Bu nedenle, namazlarımızda samimiyeti tekrardan yakalamalı, ibadetlerimizin içini doldurmalıyız. Hiç kimselere nasip olmayan İlahi Kitabımızla daha yakından ilişki kurmalıyız. Anlamını bilerek, araştırarak ibadet yapmalıyız. Tabi eğer iddiamızda samimi isek…

 

Haftanın ortasından herkese iyi haftalar dilerim.


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz