...

16.4.2021
572

ORUÇ ŞÜKÜRÜN ANAHTARIDIR

Cenb-ı Rabbül Alemin cc Bakara suresinde bizlere hitaben buyuruyor ki:’’ Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır.’’Bu muhkem ayet net bir şekilde gösteriyor ki,mümin kişinin oruç tutmasına islam ölçüleri içerisinde engel teşkil eden bir durum ortada yoksa, orucun biz müminler için farz kılındığı bahsi geçen ayetten net bir şekilde anlaşılmaktadır. Efendimiz sav bir hadisi şeriflerinde buyuruyorlar ki: ’’Oruç tut sıhhat bul.’’ Oruç tutmanın bedensel sıhhate dair faydalarının olmasının yanı sıra, manevi cepheye dair faydalarının da bulunduğunu göz ardı edemeyiz. Mümin tarafından tutulan orucun şükür kapısını nasıl araladığına dilerseniz birlikte bir parça bakalım:

Ramazan-ı mübareğin orucu, Cenab-ı Hakk'ın nimetlerinin şükrüne baktığı yönüyle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Bir padişahın hazinesinden, hizmetkarının getirdiği yiyecekler bir fiyat ister. Yiyecekleri getiren hizmetçiye bahşiş verildiği halde, çok kıymetli olan o nimetleri kıymetsiz zannedip o yiyecekleri ikram eden padişahı tanımamak, görmemek, Ona kayıtsız kalmak nihayet derecede sıkıntılı bir hal olduğu gibi, bütün nimetlerin yaratıcısı olan Cenab-ı Hak, sayısız nimetlerini, insanlığa yeryüzünde ikram etmiş. Ona mukabil, o nimetlerin fiyatı olarak, bizlerden şükür istiyor. Rabbimiz’in cc Yarattığı nimetlerini bizlere getiren sebepler ( toprak, ağaçlar, satıcılar vs.) gibi aracılar hizmetkar hükmündedirler. Elbette o hizmetkarlara bir fiyat veriyoruz, onlara minnettar oluyoruz; Hatta müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz. Halbuki hakikatte nimetleri bizlere veren Rabbimiz, o nimetleri getiren sebeplerden hadsiz derecede o nimet vasıtasıyla şükre layıktır. İşte Ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.

İşte ramazan ayında tutulan oruç, hakiki ve halis, azametli ve umumi bir şükrün anahtarıdır.Çünkü sair vakitlerde aç kalmaya mecbur olmayan insanların çoğu, hakiki açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini anlayamıyorlar. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, özellikle her vakit o nimeti elde edebiliyorsa, o nimetin derecesi anlaşılmıyor. Halbuki iftar vaktinde o kuru ekmek, bir müminin nazarında çok kıymetli Allah’ın bir nimeti olduğuna ağzında bulunan dili şahitlik eder. Padişahtan ta en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerifte o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir manevi bir şükre mazhar olurlar. Hem gündüzdeki yemekten men edilmesi yönüyle; ‘’ O nimetler benim malım değil. Ben bu nimetleri yemede hür değilim, demek başkasının malı ve ikramıdır. Yiyebilmek için Onun emrini bekliyorum.’’ Diyerek nimeti nimet bilir ve manevi bir şükrü yerine getirmiş olur. İşte bu suretle tuttuğumuz oruç, çok yönlü bir şekilde hakiki bir vazifemiz olan şükretmenin anahtarı hükmündedir. Yüce Rabbimiz cc şükrümüzü ziyadesi ile arttırsın inşallah.


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
Galeri