...

13.1.2021
1090

KADİM ŞEHİR İSTANBUL

Efendim merhabalar,

Bu hafta sizlere üniversite yıllarımın geçtiği kadim şehir İstanbul hakkında ki gözlemlerimi paylaşacağım.

İstanbul..16 milyonluk bir mega kent. Derme çatma gecekonduların yanında, gökyüzüne uzanan iş merkezleri. Taksimde sokaklarda yaşayan onlarcası ve boğazlarda ki villalar..

Evet bu tablodan da görüleceği üzere, İstanbul tam anlamıyla genç Türkiye’nin en önemli merkezi. Dünya’ya açılan kapımız. Haliyle böyle insan manzaraları kaçınılmaz oluyor. 

Belki de dünya üzerindeki en güzel tabiata sahip İstanbul, söz konusu kentsel gelişime gelince sınıfta kalmış. Rivayete göre, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda İstanbul’un kentselleşmesi için çareler düşünülmüş. Bir grup eski şehire dokunmayalım derken diğer grup karmaşık bir kentselleşme önermiş. Kaderin cilvesi olarak eski şehir korunamadığı gibi birçok tarihi eser, yol genişletme çalışmaları ile yıkılmış.

Buram buram tarih kokan şehir, şark kurnazlığında olan işletme sahiplerine devredilmiş. Bu nedenle amacı sadece daha çok para kazanmak olan işletme sahipleri, tarihi eserlere gerekli önemi vermemiş. Bu tabi bireylerin kültürsüzlüğünden başka bir şey değil. Az çok okumuş, görmüş geçirmiş insanlar bu duruma bir dur demek istese de, vahşi kapitalistler göz açtırmamış. 

Bu bağlam tarihi yarımada için tabi ki… Bir de Beşiktaş, Kadıköy gibi semtler var. Daha refah insanların yaşadığı bu semtler, bu refahını gayrimüslimlerle olan ilişkilerinden almakta. Gençlerin eğlence mekanları hep bu semtlerde. Ancak uzaktan görüldüğü gibi değil. İstanbul’un elit semtleri bile 70li 80li yıllardan kalan yapılarla dolu. Bu durumda insanın içini karartmakta. O yıllardaki zihniyet bunu gerektirmiş.

Geriye kalan semtleri ise banliyö olarak tanımlamamız mümkün. Taşı toprağı altın olan İstanbul’a zamanında iş bulmak için memleketten göçülmüş, bir iş bulunmuş ama ne bir sosyal hayat, ne bir kültürel faaliyet imkanı sunulmamış. Bu banliyöler zamanla suç yuvaları haline gelmiş. Her türlü yasadışı ticaretin döndüğü arka sokaklar, sadece Türk ve Kürtlere misafir değil, aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinden gelen göçmenlere de kapılarını açmış.

Evet sayın okurlar, nadide şehrimiz İstanbul, para hırs için terkedilmiş bir şehir. Herkesin sadece kendini düşündüğü, menfaat ilişkileri içinde geçen günler İstanbulluları yalnızlaştırmakta. Vapurda metroda otobüste kimse kimseyi güler yüzle karşılamamakta. 15 milyonluk şehir 15 milyonluk yalnızlık taşımakta.

Bunlar tabi İstanbul için benim eleştirel gözlemlerim. Tüm bunların yanında 15 milyonun da terk edemediği bir cazibeye sahip… Eğlencesi ile müzeleri ile Türkiye’nin başka hiçbir şehrinde olmayan bir yaşantıya sahip.

Herkese iyi haftalar dilerim..

 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz