...

12.11.2021
408

KADİM DİLİN MUHAFIZLARI: GERMİYANOĞULLARI

Gördüm ki Allah devlet güneşini Türk burçlarına doğduruyor, bütün felekleri onların hükümranlığına döndürüyor. Onlara Türk adın verip hükümran kılmış ve onları insanların başına getirip hak yolda desteklemiş, onları dönemin egemen gücü kılmış, dönem insanın idaresini onların eline vermiş, ..."

                                                                                                                DLT, Kâşgarlı Mahmud

 

Merhabalar sevgili okurlarım. Sizleri 11. yüzyıldan 21. yüzyıla değin ulaşan, Kâşgarlı Mahmud’un kıymetli bir kelamı ile selamlıyorum. Kendisi bilinen en eski Türkçe sözlük olan Dîvân-u Lugâti’t Türk’ün müellifi (yazarı) olmakla birlikte, “Germiyanoğlları ve Türkçe” den bahsedeceğim bu yazımda ismini zikretmesem olmazdı. Dil konusu çok kapsamlı olmakla birlikte Türk dili ve Türkçe de uzun ince bir yol misali derin ve sonsuz bir meseledir. Orta Asya’dan Anadolu’ya; Gök Tanrı’dan İslamiyet’e kadar uzanan bu köklü yolculuk, sahip çıkılası önemli bir mirasın da müsebbibidir. Bakınız yine Kaşgarlı Mahmud Divan-ı Lügatıt Tük adlı eserinde;

Türklere övgü ifade eden bu cümlelerin devamında Buhara imamlarından birisine dayanarak sıhhati konusunda şüpheli olan Türklerle ilgili Hz. Peygamber'e isnad edilen " Türklerin dilini öğreniniz, çünkü onların uzun hükümranlıkları olacaktır." şeklinde bir hadisi zikreder.

Hadis-i şerifin sahihliği tartışılır lâkin milli lisanımızın önemi apaçık ortadadır. Lisan bir milletin kimliğidir. Germiyanoğlulları beyliği bu hususta vazifesini layığıyla yerine getirmiş ve titizlikle Türk dilinin gelişmesine katkı sağlamışlardır. Evet, doğru duydunuz; Kütahya topraklarında Türkçe beyitler yazıldı ve okundu. Diğerleri Arapça ve Farsçaya kayarken Kütahya Türkçe diye haykırıyor, yazarlar tercüme eserlerini ısrarla kaleme alıyordu. Selçukluların etkisiyle Farsça edebi bir dil iken Ahmed Fakih, Hoca Dehhanî Türkçe söylemeye başladılar. Çünkü halk bunu istiyordu. Hoca Dehhanî’nin gazelleri halkın sesini işitmiş ve sarayın dışındaki dünya anlaşılmaya başlanmıştı. Horasandan Anadolu’ya, Germiyan’dan Osmanlı’ya kadar kelamın halka hitabı hususu nakış nakış işlenmiş ve Türkçenin önemi vurgulanmıştır. Yunus’un dilinin temelleri Kütahyalı şairlerin şiirleriyle atılmış, Türkçenin edebi dil olarak Anadolu topraklarında yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Kütahyalı şairler bu bakımdan yeni bir devrin ilk kıvılcımlarını çakmışlar ve halkın öz dilini edebiyat hayatına sokmayı başarmışlardır. Germiyanlı beyler tam bir Türkçe aşığı olmakla birlikte şairleri bu hususta teşvik etmiş ve sonuna kadar desteklemişlerdir. Özellikle Süleyman Şah’ın, Şeyhoğlu Mustafa’nın Türkçe eserler vermesi hususundaki desteği sonucu yazdığı, asrın büyük mesnevilerinden olan Hurşidnâme (Hurşid u Ferahşad) adlı eseri devrin Türkçe zaferidir.

Bu nazmı isteye ‘âkil olanlar

Nite kim mey hoşın bilür içenler

Çü cânum ol şerâbı nûş kıldı

Yüregüm kopdı göñlüm cûş kıldı

Açılsun güllere ‘arz it bahâruñ

Ki bülbüllere kala yâdigâruñ

Hurşidnâme

Kütahya zaferden zafere koşmuş da haberimiz yokmuş. II. Yakup Bey’in Germiyan bayrağını devralmasıyla da Türkçe anlamında bütün çalışmalar hız kesmeden devam etmiş, Osmanlı sarayına girecek Kütahyalı şairlerin kalemleri Türkçe söylemeye devam edecektir. Bugün dil denilen şey insanı, milyonlarca kilometrede bile evinde gibi hissettiren bir gölge gibidir. O gölgenin altında toplanan kim varsa Ata yurdumdan Rumeli’ye kadar hepsine selam olsun. 43’ün hakkı, koskoca bir milletin dil muhafızlığını yapacak bir yüreklilikle ve sahip çıkışla, bizim nazarımızda çok büyüktür. Türkçenin şahlanış devrini Anadolu topraklarında başlatan Kütahyalı Beylerin ve şairlerin ruhu şad olsun. Türkçeye yapmış oldukları vazifeler bir kez daha Germiyan-Kütahya topraklarını kıymetli kılmıştır. Dile sahip çıkma hususunda Kütahya olarak, atalarımızın vazifesini devam ettirip öz yapıya sahip çıkmalı ve nesilden nesle, dilimizin yabancı zehirlenmesine karşı Süleyman Şah ve Yakup Beyler gibi Türkçeden bir duvar örmeliyiz. Nitekim Ziya Gökalp’in de dediği gibi;

“Dil, bir milletin oluşmasındaki en önemli etkendir. Milletler tarih sahnesinde dilleriyle var olurlar. Dillerini kaybeden milletler kimliklerini de kaybederler.”

Sözlerime Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in 9 beyitten meydana gelen Kütahiyye gazelinin ilk beyti ile tamamlıyorum.

Ne-başed hem-çü Kütahiyye şehri

Hunuk an kes ki der vey nişest şehri

 

(Kütahya gibi şehir bulunmaz, burada bir ay kalan bahtiyar olur.)

 

KAYNAKÇA:

1)  Kemal YAVUZ, “ Germiyanoğulları’nın Türk Kültür Hayatındaki Yeri”

2) Prof. Dr. Zeynep Korkmaz (1995), “Kâşgarlı Mahmud ve Divanu Lûgatit Türk” Türk Dili Üzerine Araştırmalar, C.1, TDK Yayınları, Ankara


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat