...

8.7.2021
375

GENÇLERİN IŞIĞINDA TAVŞANLI-3

GİRİŞ Türk Milli Eğitim sistemi içinde önemli bir yere sahip olan Lise Tarih dersleri ÖSYM tarafından hazırlanan üniversite giriş sınavlarının da odağında yer almaktadır. Şimdiki lise sistemine göre; 4 yıl boyunca tüm sınıf ve alan/ bölümlerinde zorunlu olan Tarih dersinden üniversite sınavında da hem TYT hem de AYT alanlarında sorular çıkmaktadır. Ancak görünüşte dersi avantajlı kılan bu durum farklı olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Çünkü bu avantajlı durum; Tarih dersini daha çok sınavlara hazırlanmak için öğrenilen/ ezberlenen ve bazı kalıplara sığdırılan bir derse dönüşme tehlikesini de ortaya çıkarmıştır. Mesela ÖSYM soruları öğrenciden; İstanbul’un Fethi’nin sosyokültürel sonuçları ve günümüze etkileri yerine basmakalıp şeklinde İstanbul’un Fethi’nin sadece neden ve sonuçlarını maddeler halinde bilinmesini ister. Hâlbuki İstanbul’un Fethi ile ilgili o kadar özel bilgiler vardır ki ne yazık ki öğrenciler bu tür bilgileri gereksiz gördükleri için görmezden gelirler. Yine İslam Tarihinden Milli Mücadele Tarihine kadar; İlkçağ Medeniyetlerinden Avrupa Tarihine kadar olan tarihi bilgilerin en ince detayları da ÖSYM sınavlarında soru olarak sorulabilir. Tüm bu sorular da tarihin ezberlenmesi gerekliliği tezini ortaya çıkartır. Tüm bu olumsuzlukların yanında; lise Tarih ders kitapları da aynı sorunun başka bir yumağı haline gelmiştir. Lise tarih kitaplarında yer alan peş peşe yer alan bilgi yığınları, edebi ve estetik yönü bulunmayan düz metinler ve duygulara hitap etmeyen cümleler bu sancıları daha da artırmıştır. Yani Tarih dersleri, antlaşmalar ile neden ve sonuçlara yenilmiş bir ders oluvermiştir aslında. Bir de Tarih öğretmenlerinin zihninde varlığını hâlâ devam ettiren “tarih bilinmeden Tarih dersinden geçilemez” anlayışı her şeyin üstüne tuz biber olur. Ders kitaplarının ölçme değerlendirme bölümlerindeki bir savaşın veya olayın tarihinin sorulması, eğitim sistemimizdeki eksiklikleri gözler önüne sermeye yetmektedir. Sonuçta lise öğrencileri, hayatlarına yön verecek kazanımlar elde etmek için değil de girecekleri sınavlarda başarılı olmak için tarih çalışmak ve hatta ezberlemek zorunluluğu hisseder kendilerinde. Tarih derslerine karşı var olan bu olumsuz anlayışa tedbir olarak Milli Eğitim Bakanlığı zaman zaman çözümler üretmeye çalışmıştır. Özellikle 2005 yılında yeni bir bakış açısıyla hazırlanan Tarih Dersi Öğretim Programları’na iki yeni kavram girmiştir: “Yerel Tarih” ve “Sözlü Tarih Çalışması”. Böylelikle Milli Eğitim Bakanlığı okullardaki “siyasi ve savaş tarihi merkezli tarih dersi anlayışını” zayıflatmaya çalışmıştır. Ayrıca bu yeni anlayış sayesinde öğrenciler; yerel/sözlü tarih projesi çalışması ile kendi çevrelerindeki tarihsel bir eseri detaylarıyla inceleme/araştırma, bir tarihçi gibi bilgi ve yorum oluşturma süreçlerini tecrübe etme imkânına kavuşmuşlardır. (Kabapınar, 2018: 5)XVIGENÇLERİN IŞIĞINDA TAVŞANLI TARİHİ Şahsımın da bizzat görev aldığı ve 2016 yılında başlayıp 2018 yılında nihai şekli verilen “Tarih Dersi Yeni Öğretim Programları’nda” yapılan revizyonda, 2005 yılı tarih ders öğretim programlarına yeni kavramlar ile özel yeterlilik ve beceri alanları eklenmiştir. Tarihsel sorgulamaya dayalı araştırma merkezli bu yeni anlayış, öğrencilerden bir belgeyi, bir arkeolojik kalıntıyı veya tarihsel bir mekânı incelemelerini istemektedir. Kanıt temelli öğrenmeye dayanan bu yeni süreçte fotoğraflar, günlükler, mektuplar veya tarihi mekânlara yapılan geziler ders kitabı kadar önemli hale gelmiştir. Devletlerin, kralların, savaşların yanında öğrencinin yaşadığı çevredeki bölgenin tarihi, yüz yıl öncesine dair yaşam ve toplumsal ilişkiler; bölgede bulunan tarihi mekân ve objeler de artık böylelikle ders kitaplarına ve okullara girmiştir. Mahallede bulunan tarihi bir caminin, şehir mezarlığındaki mezar taşlarının, yıkılmaya yüz tutmuş bir konağın araştırılması artık tarih öğretim programlarının bir parçasıdır. Yerel tarih; “belirgin bir yerel birimin bir topluluk olarak gelişiminin tarihini kendi bağlamı içinde karşılaştırmalı olarak incelemek” şeklinde tanımlanmaktadır. Aslında ülkemiz eğitim sistemi “yerel tarih” kavramını son zamanlarda öğrencilere sunmaya başlasa da Avrupa eğitim sistemi çok daha eski tarihlerden bugüne bu yöntemi kullanmaktadır. Özellikle Türkiye gibi köklü bir tarihi geleneği bulunan İngiltere’de “yerel tarih kavramı” yirminci yüzyılın başından beri savunulmuştur. Henüz daha yirminci yüzyılın başında 1908 tarihinde İngiltere Eğitim Kurulu’nun okullara yönelik yayınladığı metinde yerel tarih vurgusu yapılmış (Aktekin, 2010: 87) ve özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında 1945 tarihinden itibaren ise Avrupa’da yerel tarih çalışmaları gündemdeki yerini almıştır. İşte bu süreçte TÜBİTAK tarafından 1968 yılından beri lise öğrencileri arasında daha çok sayısal alanlarda yapılan bilim yarışmalarına 2009 yılında “Tarih” alanı da eklenmiş ve bu alandaki “yerel tarih ile sözlü tarih çalışmaları” okullarda bir kat daha önemli hale gelmiştir. 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılı itibari ile 52.’si gerçekleştirilen ve 12 Ana Alan ve 27 Tematik Alan başlıkları altında yapılan 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın temel amacı TÜBİTAK tarafından şu şekilde belirtilmiştir: “Genç beyinleri düşünmeye, gözlem yapmaya, merak etmeye, merak ettiklerini araştırmaya teşvik ederek gelecekte karşılaşacakları problemlere çözümler üretebilen 21. Yüzyıl becerilerine sahip bireylerin yetişmesini sağlamaktır.” TÜBİTAK’ın ortaya koyduğu bu amaca ulaşmak için, yeni ders öğretim programlarının felsefesinden de hareketle yerel tarih vurgusu üzerinden öğrencilerime danışmanlık yaparak gerek Kütahya’nın gerekse de Tavşanlı’nın yerel tarihine dair TÜBİTAK projelerinin hazırlanmasına büyük gayret gösterdim. Yine öğrencilerim tarafından hazırlanan bu TÜBİTAK Proje metinlerine de kitap basımı öncesinde yeni eklemeler yaparak bu tarihi konularının tüm detaylarını tamamlamaya çalıştım. Ayrıca Tavşanlı Kız Anadolu İmam XVIIGENÇLERİN IŞIĞINDA TAVŞANLI TARİHİ Hatip Lisesi Proje Okulu Tarih Kulübü öğrencilerimle yapmış olduğumuz “gezi etkinliği” üzerinden Tavşanlı’nın Milli Mücadele tarihine dair önemli bir yer tutan Yunan Ordusunun Derbent Köyünde yapmış oldukları katliamı da kitabın son bölümüne koyarak bu konuyu da gençlerin dikkatlerine sunmaya çalıştım. Böylelikle elinizdeki bu eser, gençlerin gözünden Tavşanlı ve Kütahya yerel tarihine dair önemli bir kaynak eser haline gelmiştir. Ayrıca bundan sonra öğretmenlerin danışmanlığında öğrencilerin yapacağı TÜBİTAK proje çalışmalarına da bir örneklik sunmaktadır.

 Mesut KOCAMAN



Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat