...

26.8.2020
1206

Ne Güzel Anne’ydin ANNEM

Annem Naciye Kocabaş’ı aramızdan ayrılışının 2. Yılında Rahmetle ve dua il anarken; onun hala sesi kulaklarımda çınlıyor. Zaten bu yazıyı yazıncaya kadar hep karşımda, yanımda hissettim onu. O hep sanki bizimle yaşıyor.

25. Ağustos. 2018 günü sabah ezanı okunurken, o da son nefesini verdi. Kurban Bayramı idi. Bayram süresince, sanki bayramı bölmek istemiyor gibi, bitmesini bekledi.

Bir anne, bir çocuğu, alim de , zalim de yapabilir. Benim annemin daha okula başlamadan, ilk tenbihi Tıpkı Kuran-ı Kerim’in ilk emrindeki gibi “OKU” oldu. Okula başladığımızda, evin ortasında kitapları kalemleri serip ders yaparken; hiç de evin dağınıklığını başımıza kakmazdı. “Yeter ki okuyun” onun hep önceliği oldu.

Hiç unutmam bir yardımcı ders kitabı özenmiştim. Ama planlı aile bütçemizde, tahsisi olmadığı için alamıyorduk. Aslında bu kitapların alınması mecbur da değildi. Ama eğitimizde  katkısı olacağı kesindi. Annemin bir bileziği vardı. Hemen çıkardı kolundan “Gidin satın  bunu alın  kitapları” dedi. 4 kız kardeştik. Zaman zaman babam ikramiye aldığında anneme bir bilezik alırdı. Ama O hiçbir zaman bu bilezikleri ne çoğalttı, ne de uzun süreli takabildi. Okula, eğitime dair birşey olduğunda, hep o bilezikler bizim eğitimimizdeki ekstralara gitti. O hayata veda ederken de kolunda bir bileziği yoktu.

Kitap okumayı çok severdi. İlkokulun kütüphanesi vardı. Annem iki kitap almamı isterdi hep okumak için. Getirince kitapları hemen birini o birini ben okurduk karşılıklı. Evimize hep iki gazete girerdi. İkisi de birbirine zıt gazete. Çocuk dergilerine abone idik. Tabiiki babam da babaannem de okumaya aynı şekilde tutkuluydular. Babaannemin kitapları eski yazıydı. O yüzden annem ona; ben iş yaparken sen bize kitap oku derdi. O dede Korkutlar, ahmediyeler, ilmihaller, bir sandık kitap.

Annem Ortaokula gitmişti. Okul sevgisi hep sürdü. Ben sınav deneyimi olsun diye, devlet yatılı sınavlarına girmiştim. Kazandım. Aslında, sınava öyle aile kararı ile girmemiştim. Ama kazanınca, heveslendim. Annem de, babam da, bana bıraktılar tercihi. Kütahya Öğretmen Lisesi idi. Ben yatılı okullarlarla ilgili kitaplardan bildiğim, yatılı okula gitmeyi tercih ettim. Yine arkamdaydı annem Beni otobüse bindirdi. İlk yıl, her hafta sonu, annem birbirinden güzel börekler, kurabiyeler yapıp gelir, birlikte çarşı iznine çıkardık. Sonra evci çıktım.  Her hafta sonu babam çalıştığı için, annem gelip beni alırdı, okuldan. Lise bitti. O zamanlar, lise bittimi kızın evlenmesi gündeme gelirdi. Oğlu olan aileler, lise bitiren kız evlerine yoklama ziyaretleri yaparlardı. Annem o zamanlar; “Okuyacak” der konuyu kapatırdı. Pek çok anne, daha ilkokulu bitirince kızlarına, ince çorap giydirip, süslenmeyi öğretirdi. Annem “ Okuyacak insan süse bakmaz, bir meslek sahibi olun, o zaman bakarsınız”  derdi. İyi ki de öyle bir annemiz vardı.

Aynı zamanda, sanki sihirli değneği varmış gibi hamarattı. Habersiz gelen kalabalık aile dostlarımız çok olurdu. Bir anda, yoktan muhteşem sofralar hazırlardı. Eski iki katkı bahçeli evimizde, dha çamaşır makineleri yokken kazanla odun ocağında su kaynatır, önce çocuklarını sonra çamaşırları yıkayıp, bu arada hiç öğün atlatmadan, yemeği de eksik etmezdi. Hangi arada ne işi yaptığını anlayamadık.

Marmara Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla ilişkiler okulunu kazandığımda, benim kadar sevindi. Yine arkamdaydı. Okul bitti. İstanbul’da birkaç yıl çalıştım. Sonra da memleketime döndüm. Hep birlikte onlardan aldığım büyük güç ve güvenle, Tavşanlı’nın Sesi gazetesi doğdu.

Gazete yayına bir süre ara verdi. Sonra babamı kaybetmiştik. Annemle ikimiz yaşıyorduk. Yeniden gazeteyi çıkarmak için gene Annem arkamdaydı. Gazetemizin sahibi olarak yeniden başladık.

Kısaca, her girişimim de kale gibi arkamda durdu.

Evlenme konusunda da; o hiçbir zaman “varlıklı bir eş bulun,rahat edin gibi “ bir tavsiyesi olmadı. “Dürüst olsun, mert olsun, sözünün eri olsun, inançlı olsun” dedi.

Hepimize de, hep pozitif tavsiyeleri ile hem örnek hem de yapıcı davrandı. Bütün torunlarına baktı. Onları da sevgiyle, ilgiyle yetiştirdi.

O , kadını, evinin sahibi, eşin sahibi gördü. Kendini hep geliştirdi. Değerleriyle, marifetleriyle,fedakarlığı en güzel örnek oldu. Tanıyan, sofrasında ağırlanan, herkes de, onu “Öyle güleryüzlüydü kü, hiçbir zaman suratı eğik görmedik” diye andılar. Allah Nur içinde yatırsın.


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz