...

10.4.2020
5772

EVDEYİZ!

Artık  İşimiz:  “DÜŞÜNMEK”  

Selma Kocabaş Aydın- Evde 3. haftadayız. Hayat ağır çekim. Kahvehaneler, pastaneler, arkadaş toplantıları , ziyaretler, kabul günleri, çocukların okul trafikleri, yetişecek işlerimiz, yetişecek randevularımız yok artık.

Ailelerimizle başbaşayız, kendimizle başbaşayız. Döküp düşünmenin tam zamanı. Üstelik de bir anlamda, kişisel muhasebe ve yenilenme ayları olan, kendimizden başkalarını düşünüp, yardımlaşma ayları olan mübarek 3 aylardayız.

Ailemizle daha iyi iletişim, çocuklarımızla daha yakından ilgilenmek, hem ailemiz, hem mahallemiz, hem ilçemiz, hem milletimiz için bol bol “ne yapabiliriz”i düşünmenin tam zamanı. Çok önemli bir eşikte, ölümle yaşam arasında, gözle görülmeyen, şakağımıza dayanmış ne yapacağı belirsiz  bir minik “silah”ın namlusunu hissederek, ne kadar aciz olduğumuzu hissederek, düşünmenin tam zamanı.

Bu günler geçecek. Yarın her birimiz gene aynı “VAKTİM YOK” günlerine döneceğiz. Bu kadar boş zamanımız varken; tam da kendimizi aşıp, ilçemizde, yok yoksulu, geleceğin Tavşanlı’sını düşünmenin şimdi tam zamanı.  

Coranavirüs günleri bize çok önemli bir şeyi öğretti. Seferberliği, ortak tehlike karşısında önlemleri, hep birlikte uygulamayı öğrendik. Herkesi hayati önemde ilgilendiren bir ortak noktada birleşip, bu sorunun dayanışma içinde üstesinden gelmek için, yerel yöneticilerimizin, koordinesinde hep birlikte hareket etmeyi yaşadık.

Mayamızda insan sevgisi var, merhamet var, vatan ve millet sevgisi var, fedakarlık var, paylaşma duygusu var, mertlik var, en önemlisi de, “HİÇ ÖLMEYECEKMİŞ GİBİ DÜNYA İÇİN ÇALIŞ, YARIN ÖLECEKMİŞ GİBİ AHİRET İÇİN ÇALIŞ”  kılavuzumuz var.

Yaş aldıkça insanı en çok ne mutlu eder? Her yaş günümüzde, bir dönüp geriye baktığımızda; en çok aklımızda kalıp, bizi mutlu eden ne oluyor. Bunca yıl ne yaptım? Ne yokluk zamanları, ne lüks içinde yaşanmış bir anı, ne yiyip içtiklerimiz, ne eğlenceler….. Kaç hayata dokundunuz? Kaç insanın hayatını değiştiren bir iş yaptınız? Kaç yaşadığınız şehir ya da köy için fark yaratan bir hizmete katkı sağladınız? İyiki de yapmışım dediğiniz kaç iş var? Mesleğinizi ya da geçiminizi sağlarken, oturduğunuz koltuğun hakkını verdiniz mi? Allah’ın size verdiği nimetleri nasıl değerlendirdiniz ? Gülümseten,içinizi ferahlatan, huzur veren ne var?

“Boşuna yıllarımı harcamışım” lar var mı?

Pişmanlık duyduğunuz davranışlarınızı telafi etmek için çalışmış mısınız?

Bütün şu birkaç hafta yaşadıklarımızdan sonra;

Coranavirüs tedbirlerine, çok basit ve konforlu bir görev düştü hepimize; “Sağlıkçılar, Polisler, Jandarma, bazı memurlar dışında” düğmeye basınca sıcak su akan, düğmeye basınca evi ısıtan ya da soğutan, derin dondurucularda, istediğimiz her yiyecek olan, yumuşak yataklarımız aydınlık odalarımızda, dünyayı ayağımıza getiren iletişim araçlarıyla, “EVDE KALMAK”.

Şimdi bu tedbirleri, yerel komisyonlar aracılığıyla hep birlikte nasıl uyguluyoruz? Demek ki planlamayla, organizasyonla, çok daha iyi projeleri de birlikte başarabiliriz. Birlikte yendikten sonra; Tavşanlı’da; sorunsuz bir aile kalmayacak, projeler üretilebilir. Herkese yeteneğine göre görev verilebilir. Yerel kurumlarımız, genel görevlerini bizzat yerinde değerlendirerek, her hayata dokunabilir.

İşte şimdi bu günleri kıymetlendirmenin tam zamanı.

Bir hikaye ve bir anı ile yazımı bitirmek istiyorum.

MEHMET SEVİN (KÜPKIRAN)’İN SON HAFTASI

Yoncalı’da ilk modern kaplıca tesisini yaptıran Mehmet Sevin, aynı zamanda ; çevresinde yakını ya da akrabası olsun olmasın “Bana ne vazife düşüyor” gönüllüğüyle ve çabasıyla iz bırakanlardan oldu. Ne yazık ki kanserin pençesine düşmüştü. Son günlerini yaşadığını öğrenmişti. O yatağa girip beklemedi. Vefat etmesinden bir hafta önce, ağır adımlarla gazetemize geldi.” Ben bir iş için geldim”dedi. “Sanırım uzatmaları yaşıyorum. ….. köyde, …. İşi yaptırmak için vaktim kalmadı. Bu işi size emanet ediyorum.” Diye bize bir görev verdi. Bir hafta sonra da hayatını kaybetti. Ama kaç sene oldu. Onu  hiç unutmuyoruz.

VEZİR SINAVI

Bir ülkeye vezir aranıyordu. Ülkeye duyuruldu. Çağrı yapıldı. Çok sayıda talip, belirlenen günde, komisyon önüne çıkacaktı. O gün geldiğinde, komisyon bir yolun başında oturdular, taliplerin bu uzun yoldan yürüyerek komisyonun önüne ulaşmalarını istediler. Tek tek talipler geldi.Onlarcasına hiçbir soru sormaksızın tamam deyip yolladılar. Sonunda bir genç adam yoldan gelirken, heyecanına rağmen, dümdüz yolun üzerinde, pek çok adayın ayağı takılan bir taşı fark etti. Karşıda bekleyen komisyona rağmen, taşı yerinden alıp zararsız bir yere bıraktı. Komisyon onun gelmesini bekliyordu. Sonun zaman kaybettiğinden dolayı,kabul edilmeyeceği duyguyla komisyonun karşısına geldi.

“Tamam “ dediler. “Vezir sensin”. Şaşkınlığını görünce komisyon Başkanı açıkladı. “ Vezir sınavı, yolu geçmekti. Ama senin kaldırdığın taşta ayrıntı yüklüydü. Şu ana kadar gelen adayların kim takıldı, kimi de fark edip yanından dolanıp geçti. Belki sınavın en erken ulaşan olduğunu zannettiler. Sadece sen o taşı kaldırdın. Demekki, insanların ayağına takılacak engelleri kaldırmak senin için öncelikse; bu da senin layık olduğunu gösteriyor. “


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat