...

31.8.2020
1032

Dumlupınar ve Dumlupınar

İlkokulda okumayı söktüğüm zamanlarda, yazısı olan; tabela, bazen yırtılmış gazete parçası, kitaplar, gazeteler, broşürler, hatta ilaç reçeteleri ne varsa okuyordum. Bu tabelalardan, bir yolculuk sırasında, okuduklarımdan biri de; DUMLUPINAR idi. 

Sonra   30 Ağustos kutlamaları bayramında, öğretmenimiz Dumlupınar zaferi  diye bu bayramın anlamını anlatırken, aklıma geldi. Ben tabelasını gördüm. Orası mı acaba ? diye sordum. Öğretmenim “Hayır” dedi. Başka da bir açıklama yapmadı. Belki anlamayacağımı mı düşündü. Bilmiyorum. Ama ben kesin bir hayır cevabı alınca, sanki hayal kırıklığına uğradım. Coşkum duruldu biraz. O zamanlar, açıp bakacağım bir yer de yoktu. Ortaokulda hatırlamıyorum pek ama konusu geçmedi. Kütahya öğretmen lisesinde okurken de; hiç bu konuya dikkat de çekilmedi. 

Nedense, bu konu Kütahya’da bir gurur vesilesi olarak pek işlenmedi. 

Tarihini tam hatırlamıyorum. Kütahya belediyesinde ŞEHİR MECLİSİ diye bir sivil toplum oluşumu yapılandırılıyordu. Bu şehir meclisinde ilçe belediyelerinden de temsilci istenmişti. İlk toplantısında, beni Tavşanlı belediyesini temsilen görevlendirdiler. Toplantıda, bugün de hala güncel toplantı gündemi olan süren, Kütahya tanıtımı için ne yapabiliriz ? vardı. Toplantının yöneticisi Kütahya’da önemli izleri olan Rıfat Çini idi. Ben söz alıp; Kütahya’nın sadece ilk merkezi ve çini odağı olması dışında, diğer değerleriyle de öne çıkarılmasına inandığım ifade ederek; örnek olarak ; “Kuruluşun ve kurtuluşun toprağı”  sloganının işlenmesi önerisini sundum. Toplantıya katılanların çoğu; “Nasıl Yani” diye sordular. Ben de Hayme Ana’nın kabrinin Kütahya ili toprağında olduğunu ve Kuruluş döneminde Osmanlı Devletinin yaylağı olduğunu, Dumlupınar’ın da Kurtuluş savaşının zaferinin toprağı ( Artık çoktan Dumlupınar’ın yerini öğrenmiştim.) olduğunu söyledim. Rahmetli Rıfat Çini destekledi. Ama sanki çininin, porselenin gölgeleneceği mi düşünülüyordu bilmiyorum. Aizonai antik kenti de, Frig Vadisi de pek öne çıkarılamıyordu. 

Bunca değerine rağmen Kütahya öksüz ve yetim gibiydi. 

Aslında; Mustafa Kemal Atatürk, Kütahya’ya çok özel bakışıyla, kardeşi gibi hayatında hep yeralan  Nuri Coker’i Kütahya Milletvekili olarak görevlendirmişti. 

Başbakan Adnan Menderes de Kütahya Milletvekili İdi. Bir de Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli TBMM Başkanı olmuştu. 

Ülkemizin en önemli dönem noktası Dumlupınar’da il programı dahilinde kutlamalar Mustafa Kemal Atatürk’ün 30 Ağustosun 2. Yıldönümünde katıldığı töreni katılımı ve hitabının kayıtlarından biliyoruz. 

Ancak Afyonkarahisar’da, 2000’lii yıllarda geniş kapsamlı bir organizasyon başlatıldı. Bizi O dönem, Afyonkarahisar’da akademisyen ve Termal Sağlık girişimlerini başlatan Prof. Dr. Vural Kavuncu bu organizasyona davet etti. 

Müthiş bir Büyük Taarruz canlandırmasıydı. 26 Ağustos Sabah ezanından önce, Ordumuzun cepheye gitmeden önce ilk tayınının verdildiği yerde, aynı o kıyafetlerle törene katılan askerlerle birlikte üzüm hoşafı ve çorba içiliyor, sonra yürüyerek Kocatepe’ye taarruzun gerçekleştiği tepeye yürüyerek çıkılıyordu. Yüzlerce insan katılıyordu. Biz Eşim Alibey Aydın, Vural Hocamızla, o kurtuluş gününün ilk etabını gözyaşları içinde yaşadık. 

Domaniç’te yıllardır, Hayme Ana’yı anma törenlerinde, Domaniçliler, aynı o yılların kıyafetleriyle, Yayla’dan Söğüt’e göç sahnesini yaşatırlar ama, Dumlupınar’da benzer bir canlandırma gerçekleştirilemedi. Ancak, Okulların yerinde öğrenme gezilerinde, öğrenciler Dumlupınar’ı görme ve anlama imkanı buldular. 

Dumlupınar ve Dumlupınar dedim. 

Kütahya’nın Üniversitesine Dumlupınar adının verilmesi gerçekten çok anlamlı ve isabetli bir fikirdi. 

Bugün bir cümle okudum. Kütahya üniversitenin öğrenci canlılığını bekliyor, anlamında bir cümle.Bence Kütahya her şeyden önce, Üniversiteden, Tarih araştırmaları, Kütahya’nın geleneksel sanatları, kültürü, madenlerinin, endemik bitki türlerinin, hem yetiştirilmesi, hem de araştırılması beklenmeli.. 

Prof. Dr. Nejat Bilgen’in Başkanlığında, Seyitömer kurtarma Kazısında , Hocanın ilgi ve bilgisiyle bütün dünyada Kütahya adını okutan, Bozulmamış beyin,  ilk kez bir tapınakta Kurbağa sunak, canlı mercimek tohumu , çark başında  can vermiş bir usta, gibi, buluşları, en önemlisi de bu buluşları anlatarak dikkat çekmesi gibi çalışmalar…

Hiç Kütahya bilinci ve sorumluluğuyla Bilgen Hoca’ya kimse bir toplantı düzenleyip; “Şunları bize bir anlat “ demedi. 

Öğrenci hesabı yapma yaklaşımı, bakış açısı değişmeden, Dumlupınar zaferine liyakatımız bence Kütahya’ya da, Kütahyalılara da bir fayda getirmez.



Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz