ESKİ BAYRAMLARDAKİ HUZUR ve MUTLULUK

ESKİ BAYRAMLARDAKİ HUZUR ve MUTLULUK
  Eyüp GÜLTEKİN
  28 Temmuz 2021 Çarşamba
YAZAR'A AİT DİĞER YAZILAR
ÖĞRENCİLER BU YAZ TATİLİNDE NE YAPMALI ?
25 Haziran 2022 Cumartesi
Bir Şeyi 40 Kere Söylersen Olurmuş
7 Nisan 2022 Perşembe
HER ŞEYİ ŞEKİLLENDİREN BİLİNÇALTI
8 Ocak 2022 Cumartesi
PSİKOLOGLARA GÖRE MUTLU OLABİLMENİN YOLLARI
30 Aralık 2021 Perşembe
EĞİTİMDE AHLAK KURALLARI
4 Aralık 2021 Cumartesi
KADINA ŞİDDET NASIL ÖNLENMELİ ?
27 Kasım 2021 Cumartesi
KENDİ DÜŞÜNDÜKLERİNLE TASARLADIĞIN BİR SENARYO
16 Kasım 2021 Salı
Z KUŞAĞI NEDİR? ZKUŞAĞI ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
4 Kasım 2021 Perşembe
MUTLU BİR AİLE OLMAK
29 Ekim 2021 Cuma
GELECEK KORKUSU ve ÜMİTSİZLİK
30 Eylül 2021 Perşembe
ORMAN YANGINLARINDA YAPILMASI GEREKENLER
11 Ağustos 2021 Çarşamba
UYKUNUN UZUN YAŞAMA ve SAĞLIĞA OLAN ETKİSİ
10 Temmuz 2021 Cumartesi
ANNE VE BABANIN ÇOCUĞUNU YETİŞTİRMEDEKİ PRENSİPLER
5 Temmuz 2021 Pazartesi
OKUMAK NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ ?
24 Haziran 2021 Perşembe
İŞVEREN İŞÇİ İLİŞKİSİ
17 Haziran 2021 Perşembe
AİLE OLMADAN TOPLUM OLMAYA ÇALIŞIYORUZ
10 Haziran 2021 Perşembe
ONLİNE EĞİTİMİN ÇOCUK ÜZERİNDE BAŞARI SEVİYESİ
31 Mayıs 2021 Pazartesi
COVİD 19 HASTALIĞININ PSİKOLOJİK ETKİLERİ
20 Mayıs 2021 Perşembe
HAYATA DAİR BAKIŞ AÇIMIZ NASIL OLMALI
7 Mayıs 2021 Cuma
BİLİNÇ DÜZEYİNDE İRADE
29 Nisan 2021 Perşembe
BİLİMDEKİ SONSUZ GÜÇ
20 Nisan 2021 Salı
HAYATIN TEMEL AMACI
12 Nisan 2021 Pazartesi
HAYALLERİMİZ ve ÖTESİ
5 Nisan 2021 Pazartesi
DÜŞÜNCELERİMİZ YARININ HABERCİSİ
25 Mart 2021 Perşembe
ÇOCUĞUN GELİŞİMİ NASIL OLMALI
16 Mart 2021 Salı
OKUMAK İNSANI OLGUNLAŞTIRIR
9 Mart 2021 Salı
KENDİN OLMAK
1 Mart 2021 Pazartesi
HAYATIN NERESİNDEYİZ? ZAMANIN KISA DÖNGÜSÜ
22 Şubat 2021 Pazartesi

Bu vesileyle, herkesin ve tüm sevenlerimin Bayramını en içten dileklerimle kutlarım. İnsana ve insanlık bilincine, Ramazan ve Kurban bayramının barış, sevgi, sağlık, huzur,mutluluk, şükür, bolluk ve bereket getirmesini dilerim. Eskiden yeni ütülenmiş tertemiz mendiller içinde çocuklara lokum verilirdi. Abur cubur değildi çocukların hayatı tamamen, yedikleri en abur ve cubur tatlı ya çikolata ya da lokum olabilirdi, onlar da zaten her gün yenen şeyler değildi. Bayram dediniz mi vakit anneanneler ve komşu teyzeler önce mendilleri hazır eder, sonra içine lokumlar koyardı. Biliyoruz ki o zamanlar torun tombalağı gözü pencerede, “Gelirler mi acaba?” diye beklemek gerekmezdi. Komşu ve akrabalarla bir an önce görüşülür, Türk kahvesiyle birlikte nane likörü içilirdi. Şimdilerde çok duyarsınız bu anlatımı. 

Türk kahvesinin yanında servis edilen likörler tatlı tatlı içilir, her şey tadında bırakılır, asla abartılmazdı. Sohbet Türk kahvesiyle birlikte telvelenip daha da lezzet kazanırken likörle birlikte hararetini artırırdı. Hem iştahlı hem de çok naif bir sohbet ortamı olurdu. Yanında da mutlaka badem şekeri verilirdi. Çocuklar ilk fırsatta soluğu çatapat ve kızkaçıranda alırdı. Eğlenmek ekranlarla sınırlı olmadığı, sokaklar eğlenceli ve kocaman olduğu için çatapat ve kızkaçıran heyecanı çocukları sarardı. Toplanan harçlıkların bir kısmı cephane olarak geri döner, mahallede “fiçuuyuuuv” seslerine neden olurdu. Anneler bir heyecanla balkondan bakar, her seferinde “Ay bu sefer bir şey oldu mu?” diye kontrol ederdi. Sabah erken kalkılır, bayramlık kıyafetler heyecanla giyilir ve kahvaltı sofrasına oturulurdu. 

Özenle seçilmiş bayramlık kıyafetler bir kenarda durur, sabah kalkar kalkmaz ilk iş onları giymek olurdu. Öğlene kadar uyumak diye bir şey tabii ki de yok. En geç 9’da kahvaltı masasında olunur, ailecek kahvaltı edilirdi. Bayram öncesi alışverişi nasıl da büyük bir aktivite, bir heyecan nedeniydi. Evin kapısı erkenden çalar, art arda onlarca çocuk şeker toplamak için gelirdi. Bayramların geçer akçesi şekerdi. Çocuklar sabah erkenden kapıya gelip bayramlarını kutlar, tüm sokakları gezer, arkadaşlarıyla birlikte bu yolculuğu göze alırdı. Her kapı açıldığında gülen gözlerle karşılaşırdı ev sahibi. Eğer gelen çocuklardan birkaçı yakinen tanınıyorsa ona cüzzi bir miktarda (eğer arkadaşlarıyla gelmişse onlara da, ayırmak olmaz çünkü” bir para verilirdi. Şimdilerdeki gibi bayramda kapı maksimum üç kere çalmazdı. Sokaklarda keyifle oyun oynayan çocuklar eve dönmek istemezdi. Özellikle yemeklerini yiyip, harçlıklarını alıp üzerine bir de tatlı faslını kapatan çocuklar saklambaç, körebe gibi oyunlara dalar, kendilerini unuturlardı. Zaten mutlaka gidilen yerde tanıdık bir arkadaş vardır zaman zaman görülen. Eve dönmeyi kim isterdi ki hal böyle olunca? Bayram demek tatil demek değildi, bayram aileyle birlikte geçirilirse güzeldi. Bayramın ilk günü mutlaka büyüklerin evlerinde tüm akrabalar olarak bir araya gelinilir, bol bol hasret giderilip mutlu mesut oturulurdu. Şimdilerde olduğu gibi bayram demek tatil demek değildi. Bayram demek sevdiklerinizle bir araya gelebilmekti. Şimdi mesele yalnızca birkaç gün daha fazla tatil yapmanın peşinde koşmak oldu. 

Büyükler telefonla da aranıp hali hatırları sorulsa yeterli görülür oldu. El öpmek çok naif bir adetti, sabah uyanıldığında ilk iş anne babayı, sonra da büyüklerin elini öpmekti. 



Paylaş: 

Okur Yorumları

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz