Kütahya Yumruçal Şehitleri 100. Yılında Anılacaklar
14.7.2021 12:12:00

Selma Kocabaş- Kütahya - Eskişehir Muharebelerinin (10-24 Temmuz 1921) 100. Yıldönümünde, “Kütahya - Eskişehir - Kurtuluş Savaşı'nın Unutulan Muharebeleri” adlı kitabını yayınlayan Süleyman Duman’ın merakla beklenen kitabı raflarda yerini aldı.

Harp sahasında yaptığı uzun süren araştırmalarda, Yunan kuvvetleri ile Kahraman ordumuzun Kütahya’daki çarpışma noktası olan Yumruçal ve Nasuhçal Tepeleri ve bu tepelerde yatan şehitlerin hikâyeleri ile ilgili bilgiler bu kitapla günümüze ulaştı.

Kütahya’da unutulmuş, şehitler ve Kurtuluş savaşının Kütahya sınırlarındaki cephesinde göğüslerini siper eden kahramanlar, şehit düştükleri topraklarda başuçlarına dikilecek bir bayrakla hatırlanmayı bekliyorlar.

Savaşın yaşandığı her mevzii ve siper hattını yerinde inceleyerek, savaşın izlerini kaydeden, Süleyman Duman, üç yıl süren çalışmasını ve Kütahya’da, unutulmuş kahramanların, direnişlerini ve şahadetlerini gazetemize anlattı.

İstiklal Savaşında farklı muharebelerde ve farklı koşullarda şehit olan üç tümen komutanından birinin Kütahya ‘da şehit olan Yarbay Nazım Bey olduğunu belirterek; 

“İstiklal Savaşı’mızda üç tümen komutanı şehit düştü. Üçü de farklı muharebelerde, farklı koşullarda ve farklı yıllarda şehit olmuşlardır.

1920 yılında 24’üncü Tümen Komutanı Yarbay Mahmut Bolu’da, 1921 yılında 4’üncü Tümen Komutanı Albay Nazım Kütahya’nın Çavuşçiftliği yakınlarındaki Yumruçal Tepe’de Yunan pususunda, 1922 yılında Büyük Taarruz ’da ise 57’nci Tümen Komutanı Albay Reşat Bey Çiğiltepe’de şehit düşmüşlerdir.”  dedi. 

Süleyman Duman Kütahya’daki ilk çarpışmayı ve 4’üncü Tümen Komutanı Yarbay Nazım Bey’in şahadetini  ise şöyle anlattı;

 “Özünde sonucu itibariyle bir yenilgi ve geri çekilme barındıran Kütahya-Eskişehir muharebeleri milli tarihimizde hep bir göz ardı edilmiş ve pek anlatılmamıştır. Oysa bu muharebelerde de can veren, kan döken Mehmetçikle bir ay sonra yapılan Sakarya Meydan Muharebesini kazanan Mehmetçik aynı Mehmetçiktir. Sırf zafer kazandık diye Sakarya Meydan Muharebeleri için sayfalarca kitap yazılırken sadece yenildik diye maalesef Kütahya Eskişehir muharebeleri hep göz ardı edilmiştir.

Emekli Astsubay Süleyman Duman Kütahya’nın dağlarında 100 yıldır sahipsiz yatan şehitleri artık bu yalnızlıklarına bir son vermek ve uğruna şehit düştükleri bayraklarının da başuçlarını dikilmesi için 3 yıldır Kütahya’nın bu harp sahasını gezmektedir.

14 Temmuz 1921  gecesinde başlayan; 15 Temmuz 1921 sabahından 16 Temmuz öğle saatlerine kadar neredeyse hiç durmaksızın süren  çarpışmalarda,  Yumruçal ve Nasuhçal Tepelerinde 4’üncü Tümen, 5’inci Kafkas Tümeni 9’uncu Alay, 23’üncü Tümen, 7’nci Tümen ve 3’üncü Kafkas Tümeninden binlerce Mehmetçik kan dökmüş, can vermiştir.

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa tarafından Kütahya’nın güneyinde bulunan bu bölgenin savunma sorumluluğu 4’üncü Grup Komutanı olan Albay Kemalettin Sami Bey’e (Korgeneral Kemalettin Sami Gökçen) verilmişti. Kemalettin Sami Bey ise bu tepelerin savunulması için emrinde bulunan Albay Sabri Bey’in 8’inci Tümeniyle Nasuhçal ve Yumruçal tepeleri arasındaki 15 km’lik hatta yerleşmesini ve araziyi tahkim etmesini (Tahkim etmek:Araziyi savaşmak için sağlamlaştırma, güçlendirme, berkitme.) emretti. Bu emir üzerine 8’inci Tümenin askerleri Nasuhçal ve Yumruçal arasındaki araziye adeta bir nakış gibi kilometrelerce uzunluğunda siper kazdı (Foto 1 - İğdeçal Sırtları)

Mehmetçik kazmasının işlemediği sert yamaçlarda ise koca koca kayaları, taşları iterek ve kucağında taşıyarak taş duvar şeklinde siperler inşa etti.  

Ancak kaderin garip bir cilvesi olarak 8’inci Tümenin askerleri kim bilir ne hayaller kurarak inşa ettikleri bu siperlerde savaşmak onlara nasip olmadı. Hemen güney de Döğer bölgesinde savunmak için mevzilenen Albay Halit komutasındaki 12’nci Grubun acil yardım istemesi üzerine 8’inci Tümen bu siperleri bırakıp apar topar Halit Bey’in grubuna yardıma koşmuştur.

 (Foto – Damlalıkaraağaç Köyü sınırlarındaki Nasuhçal Tepe Siperleri)

Bu gelişme üzerine Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa boş kalan bu siperleri Kütahya da İhtiyat (yedek) olarak beklemekte olan Yarbay (Şehit düştükten sonra rütbesi Albaylığa terfii ettirilmiştir.) Nazım komutasındaki 4’üncü Tümenin savunmasını emretmiştir. 

Düşman ilerlemekte ve vakit çok azdır. 4’üncü Tümen Komutanı Yarbay Nazım Bey verilen emir gereğince bir alayını Gelinkaya köyünde bırakarak ( 132’nci Alay Gelinkaya köyünde mevzidedir) 14 Temmuz 1921 akşamı 40’ıncı ve 58’inci alayları ile Kütahya’dan trenle Çöğürler istasyonuna gelmiştir. 

Yarbay Nazım 58’inci alayına Nasuhçal Tepeyi savunmak için yerleşmesini emretmiş ve alay komutanı alayıyla beraber hemen Tepeye doğru yola koyulmuştur. 40’ıncı Alay ise hala Kütahya’dan trenle gelmek üzere yoldadır ve alayın tamamının bölgeye gelmesi gece yarısını bulacaktır. 40’ıncı Alayın savunacağı hat ise Çavuşçiftliği köyü sırtları, Koyunçal Tepe ve Yumruçal tepedir. Ancak 40’ıncı Alay komutanı gece geldiği için araziyi iyi değerlendirememiş ve Çavuşçiftliği sırtlarında yerleşip kalmış daha ileri de bulunan Yumruçal ve Koyunçal tepelerine asker göndermemiştir.

Nazım Bey şehadetinden sadece bir gün önce bölgeye gelmiş ve alaylarını akşam karanlığında Nasuhçal ve Yumruçal tepelerine göndermiştir. Ancak alaylar siperlere yerleşmiş midir? ve ne durumdadırlar merak etmektedir. Yarbay Nazım o geceyi 4’üncü tümen karargâhıyla beraber Göçeri köyünde geçirir. 15 Temmuz 1921 sabahı erken saatlerde Nazım Bey alaylarının savunma hattına nasıl yerleştiklerini görmek için yanına tümen karargâh subaylarını, muhafız süvari takımını da alarak Çavuşçiftliği köyü sırtlarına gelir. Hava aydınlanmak üzeredir. 

Nazım bey son derece tecrübeli bir komutanıdır. (Katıldığı Harpler: 1911- 1912 Osmanlı-İtalyan; 1912- 1913 Balkan; 1914-1918 Birinci Dünya) Çavuşçiftliği köyünün batısında bulunan sırtlardan baktığında düşmanın geleceği istikameti kapatacak olan Yumruçal Tepe’nin 40’ıncı Alay askerleri tarafından tutulmadığını görünce hayret etmiştir. Bu tepenin mutlaka tutulması gerekmektedir.Tam da bu sıralarda Yunan 5’inci Tümeninin Yumruçal istikametine olan ilerlemesi de başlamak üzeredir. Zaman kaybına tahammül yoktur ve bu tepe ne olursa olsun elimizde olmalıdır. 

Nazım Bey bu düşünceler ışığında tümen karargâhı ve süvari takımıyla beraber Yumruçal tepeye doğru at sırtında ilerlemeye başlar. Ancak Nazım Bey ve yanındakilerin bilmediği bir şey vardır. Bir gece önce Yumruçal tepeye Yunan 33’üncü alayından bir keşif takımı gizlice sızmış ve tepenin kuzey yamacına bir makinalı tüfek yerleştirmiştir.Nazım Bey, Karargâh Subayları ve Muhafız takımının süvari askerleri artık Yumruçal Tepeye doğru attıkları her adımda acı kaderlerine ve ölüme bir adım daha yaklaşmaktadırlar. 

Tepeye varmalarına 250-300 m kala Yunan makineli tüfeği ölüm kusmaya başlar açılan bu yoğun ateşle birlikte 4’üncü tümen karargâhını ve tümen süvari takımının erlerinin neredeyse tamamını vurmuşlardır. Nazım Bey’de sol eli ve göğsünden olmak üzere iki kurşun yarası almıştır.

4’üncü Tümen karargâhının pusuya düşerek vurulmasıyla beraber aslında Kütahya Muharebeleri olarak adlandırabileceğimiz muharebelerde başlamış oluyordu. Bir müddet sonra da saat 06.30 da 5’inci Yunan Tümeni topçuları yukarıda fotoğrafları görülen siperler çok şiddetli bir topçu ateşi açmışlardır.

Nazım bey vurulduktan sonra mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmeyi başarmış olan emir çavuşu Borlu Eyüp sürünerek Nazım Bey’in yanına gelmiş ve Nazım Bey’i kucağına alarak onu zorlukla da olsa pusu noktasından çıkarmıştır.Ağır yaralı olarak Nazım Bey önce tümen karargâhına sonra da Çöğürler istasyonuna götürülerek tedavi altına alınmıştır. Ancak yarasının ağır olması neticesinde Nazım Bey çöğürler istasyonunda şehit düşmüştür. Cenazesi  trenle Ankara’ya götürülerek önce Hacı Bayram Camii haziresine daha sonra Cebeci Askeri şehitliği 1 numaralı mezara daha sonra da devlet mezarlığına defin edilmiştir.”

Nazım Bey’in Çöğürler Tren istasyonunda şehadete kavuştuğu saatlerde ise 40’ıncı ve 58’inci alaylarda kendilerinden sayıca en az 4 kat üstün Yunan askerlerine karşı tepeleri düşmana vermemek için can vermektedirler.

Bugün Nasuhçal ve Yumruçal Tepelerinde birçok sahipsiz mezar bulunmaktadır. Şehitlerimizin bir kısmının isimlerini biliyoruz (Foto-3 ve 4) bugün bizim yapmamız gereken bu aziz şehitlerin yattıkları bu tepeleri, savaştıkları siperler yok olmadan korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmelidir.

Kütahya - Eskişehir Kurtuluş Savaşı'nın Unutulan 

Muharebeleri 

Kitap Açıklama


1921 yılı Millî Mücadele dönemimiz içinde çok önemli bir yer tutar. Türk Milleti, 1921 yılında varoluş ve yok oluş arasındaki ince çizgi üzerinde adeta gidip gelmiştir. İç isyanlar, Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri, Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ve Sakarya Meydan Muharebesi hep bu yıl içerisinde cereyan etmiştir. Tüm bu muharebeler içerisinde sonucu ve etkisi bakımından en yıkıcı olanı ise Kütahya-Eskişehir Muharebeleridir. Bu muharebeler sonucunda binlerce Mehmetçik şehit olmuş, yaralanmış ve esir düşmüştür.

Elinizdeki çalışma, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonucunda yenilen ve Sakarya Nehri doğusuna çekilmek zorunda kalan bir ordunun Yunan çemberinden nasıl çıktığının ve mutlak bir yok oluştan nasıl kurtulduğunun öyküsünü anlatıyor. Milli tarihimiz açısından uzun yıllar görmezden gelinen Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Süleyman Duman’ın muharebe sahasını bizzat araştırması, Türk ve Yunan askeri ve sivil kaynaklarını taraması neticesinde büyük bir titizlikle yeniden kaleme alınıyor.

Kitapta anlatılan muharebelerin yaşandığı harp sahasındaki bütün dağ ve tepeler, mevziler, pusu noktaları, geçitler ve boğazların; yazar tarafından arazide dolaşılarak fotoğraflanması okuyucuların an be an muharebelerin hissiyatını yaşamasını sağlıyor. Yine bu maksatla o dönemde Mehmetçiğin savaştığı yerler ve uzun yürüyüşlerinin güzergâhları da rota olarak çiziliyor. Çarpışmaların yaşandığı yerlerin koordinatlarının da yer aldığı bu çalışmada okuyucular muharebeleri harita üzerinden görebiliyor ve hatta araziye gittiklerinde navigasyon cihazlarına verilen koordinatları girerek ulaşacakları hedeflerde siperleri ve şehit mezarlarını görebiliyor.

Kütahya-Eskişehir: Kurtuluş Savaşı’nın Unutulan Muharebeleri, bir milletin yeniden şahlanma yolunda cephe hattındaki mücadelesini tüm heyecanıyla anlatan bir başucu eseri…

(Tanıtım Bülteninden)

 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat