Bağlıklardan Kalan Üzümler Zamana Direniyor
23.10.2020 17:08:00

Tarihi yerel üzüm türleri meraklıların ilgisiyle, evlerin bahçelerinde, dar alanlarda üretilmeye devam ediyor.

- Bu üzüm çeşitlerinin yok olmaması için  hala emek veren gönüllüler, uzmanlardan  ve ilgili kurumlardan destek bekliyorlar. 

Gazetemiz Araştırmacı yazarlarından, Dentist Recep Aydoğdu, hala Tavşanlı’ya bağlı derbent köyündeki babaevinin bahçesindeki bağlarını koruduğunu belirterek, bu konuya ilgi duyan arkadaşlarıyla, kendi imkanları ölçüsünde işbirliği içinde olduklarını anlattı. 

Aydoğdu,” Günümüze kadar kalmış üzüm meraklısı arkadaşlarım var. Özer GÜLEÇ, Orhan ERTAŞ, Ahmet ve Nazmiye ARDIÇ  ile şu an geleneksel üzüm türlerini koruma ekibi gibiyiz. Üzüm zamanı gelince, birbirimizle  üzüm bazen de çekirdek, fide, dal,  alışverişleri yapıyoruz.  Çünkü her birinin ayrı ve unutulmaz lezzeti, özelliği tadı var.  Bunlardan  bildiklerim ; Eksenez (Eysenez) üzümü;  Kürd üzümü,

Tezkara, Kasım (ak, kara), Medirebol, Kuşyürek, Pembe çavuş, Kara üzüm, gözükara “ 

Benim Derbent Köyünde eski ve yeni evlerimin olduğu avlu içinde asma ağaçları bulunmaktadır. Bu asmaların gerek kış sonu budanması, yaz sonu azıcık ta olsa üzümlerinin toplanması ve değerlendirilmesi ritüeline harfiyen uymaktayız. Asmaların taze yapraklarını toplayıp, dolmasının yapılmasını dört gözle beklemekteyiz. Bu bizler için köy yaşamının olmazsa olmazıdır. Avlumdaki bir asma, çekirdeksiz sofralık sarı ince kabuklu bir üzümdür. Diğer ikisi Anadolu'nun birçok yerinde değişik isimlerle tanınan Kürd üzümüdür. “ dedi. 

Bölgemizde tarihi bir üne sahip yerel üzüm türlerinden üretilen, pekmez, pestil, ağdalar hala anılırken, yıllardır  özellikleri bozulmamış  üzüm bağları da  meraklıların elinde zamana direniyor.  Üzümler,  varolma savaşını sürdürüyor. Ancak, artık bu üzümlerle yapılan pestil, pekmez ve ağdalar artık tarihe karışmış durumda. 

Tavşanlı’da Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde anılan Ağda’dan ve pekmezden geriye, hala ağdahane olarak anılan bir  taş bina kaldı . Bir de Evliya Çelebi’nin satırları; 

“Tavşanlı Ağdası, çam kutuları ve bazı vilayetlere taşınan baldan tatlı taş gibi pekmezi meşhurdur. Halkın çoğu ağda işi ile uğraştığından çoğu zaman bağlardadırlar. Hatta Simav ve Demirci Şehrinden, nice bin katır ve deve yükü üzüm kurusu getirir. Burada pekmez yaparlar. Allah’ın hikmeti şehrin dışındaki arazilerde de bağlar çoktur. Ama buranın dibisi  gibi ağda edemezler. Ağdasının lezzeti, havasının güzelliğinden midir yoksa bir ulu sultanın nefesinden midir bilinmez,.


BURSA VE KÜTAHYA DAĞ YÖRESİNDE ÜZÜM BAĞCILIĞI ÜZERİNE

 Bursa, Kütahya ve Balıkesir Dağ Yöresi denilince aklımıza Bursa'nın; Keles, Orhaneli, Büyükorhan ve Harmancık İlçeleri, Kütahya'nın; Domaniç, Tavşanlı ve Emet ilçeleri ile Balkesir'in Dursunbey, Sındırgı ve Bigadiç ilçelerinin bulunduğu kapalı kültür havzası anlaşılır. 

Yazımın konusu; Kütahya ve Bursa iline bağlı saydığımız ilçelerde geçmişten bugüne bağcılık ve üzüm. Bağcılık, bağ bozumu üzüm ve şarap kültürü eski Anadolu'da yaşamış olan 6000 yıllık eski medeniyetlerin ayrılmaz parçasıdır. 

Osmanlı dönemine kadar Tavşanlı'da yaşayan halkın İslamiyet nedeniyle şarapçılıktan uzaklaşmış görünse de; şıra, pekmez ve ağda yapımı ile uğraştığını Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde görmekteyiz. 

Emet'e bağlı köylerin kuzey rüzgarlarından korunan, güneye bakan meyilli ve düz uygun arazide örneğin; Köprücek köyünün Bağlar mevkiinde 1915 yıllarına kadar bağcılık yapıldığını, Tavşanlı'ya bağlı Derbent Köyü Bağlar mevkiinde, Demirderesi denilen yerin üst, Bağların Başı denilen yerin altında bağcılık yapıldığını ve Demirbilek ile Derbent arasında Cinnilerin Tarlaları denilen yerde eski bağ kütüklerinin olduğunu, bir çok yerde bağcılık yapıldığını toponomik bilgilerden öğrenmekteyiz. 

Saydığımız bu yerlerde artık bağcılık yapılmamaktadır. Ancak eski kültürün etkisi olsa gerek köylerdeki evlerin bir köşesinde, bir asma ağacı bulundurulması geleneği olarak yaşatılır.

 Benim Derbent'teki eski ve yeni evlerimin olduğu avlu içinde asma ağaçları bulunmaktadır. Bu asmaların gerek kış sonu budanması, yaz sonu azıcık ta olsa üzümlerinin toplanması ve değerlendirilmesi ritüeline harfiyen uymaktayız. Asmaların taze yapraklarını toplayıp, dolmasının yapılmasını dört gözle beklemekteyiz. Bu bizler için köy yaşamının olmazsa olmazıdır. Avlumdaki bir asma, çekirdeksiz sofralık sarı ince kabuklu bir üzümdür. Diğer ikisi Anadolu'nun birçok yerinde değişik isimlerle tanınan Kürd üzümüdür. Harmancık'ın şimdiki adı Gülözü olan köyün eski adı Kürd Köyüdür. Bu köyün Kürtlükle ilgisi yoktur. 1530 tarihinden sonra Domaniç'ten buraya iskan edilmişlerdir. Kürd üzümü; yeşil, kalın kabuklu, iri çekirdekli, dayanıklı fakat çok değişik aromalı üzüm cinsidir.Eskiden, Bursa'da dağ yöresinden Mustafakemalpaşa Adaköy'e kadar bir çok yerde yetiştirilmekte ve tavan aralarında kışlık üzüm olarak saklanıp tüketildiği bilinmektedir.

 Domaniç'e bağlı Güney, Bükerler, Saruhanlar Yeşilköy (Aygırlar), Karamanlar gibi köylerde eskiden bağcılık yapıldığı ancak burada bağcılığın öldüğünü söyleyebiliriz. 

Bursa'nın Keles ilçesinde çok eski tarihten bu yana bağcılığın yapıldığını ancak tarımda alternatif gelir getiren çilek ve kiraz yetiştiriciliğinin öne geçtiğini, çilekçiliğin dahi azalmaya başladığını söyleyebiliriz. Keles'e bağlı Gelemiç, Belenören, Düvenli, Kocakovacık, Çayören (Hereke), Yağcılar, Dedeler, Kıranışıklar, Kemaliye ve Kozağacı köyleri bağcılığın eskiden beri yapıldığı köylerdir. Yağcılar, Dedeler gibi köylerde halen bağcılık vardır, diğerlerinde azalmıştır.

 Orhaneli ilçesinde; Dağgüney, Kabaklar, Şükriye (Mekri), Ağaçhisar, Çeki ve civar köylerde bağcılık yapılmaktadır. 1960 yıllarında Bursa'da yetiştirilen üzümler şimdiki ile mukayese edilemeyecek kadar çokmuş. 3 milyon litreye yakın şarap üretilir ve yurtdışına ihraç edilirmiş. 

Bursa'da birçok yerde olduğu gibi Orhaneli Dağgüney köyünde yakın zamanlara kadar şarap fabrikası varmış. Yörede yetişen üzüm türleri: Kürd üzümü; yukarıda anlatıldığı gibi yeşil renkli, kalın kabuklu, çekirdekli, özel bir aroması olan üzüm cinsidir. Sofralık, şıralık ve pekmezlik olarak kullanılır.

 Eksenez (Eysenez) üzümü; çok fazla üretilen ve tüketilen bir üzümdür. İnce kabuklu, çekirdekli, tatlı, kabuğu ince, arıların çabuk zarar verdiği sofralık, şıralık, pekmezlik bir üzüm cinsidir. 

Gelemiç, Belenören, Dedeler, Yağcılar, Kabaklar, Şükriye (Mekri), Dağgüney civarında hala yetiştirilmektedir. Bu üzüm cinsi ya üretildiği yerde tüketilmekte ya da pekmez yapılmaktadır. 

Bu cins, Orhaneli ve Keles ilçe pazarlarından dışarı büyük şehir pazarlarına ulaşmamaktadır. Tavşanlı ve Domaniç dağ yöresi köylerinde az miktarda pazarlanmaktadır. Bu üzümün tadına alışık kişiler bu üzümü hala aramakta ve temin ettiklerinde memnun olmaktadırlar. 

Eskiden bir ay boyunca bu üzümlerden saatlerce kaynatarak pekmez yapılıp, küplere doldurulur, yıl boyunca tüketilir veya satılırmış. Diğer üzüm cinsleri; Tezkara, Kasım (ak, kara), Medirebol, Kuşyürek, Pembe çavuş, Kara üzüm.

Araştırmaya katkılarından dolayı: Özer GÜLEÇ, Orhan ERTAŞ, Ahmet ve Nazmiye ARDIÇ’a teşekkür ederim. 



 

 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz