ASUMAN ERGÜǒLE YALIN BİR SOHBET
30.12.2021 10:31:00

İnsanın kendisinden bahsetmesi ne zor.. Beni en iyi ailem, dostlarım ve yakınlarım anlatabilir herhalde.

Röportaj : Emine Taştepe 

1-Asuman kim? Kısaca…. 

. Onların yürekleriyle düşünüp cevaplamaya çalışacağım.. Benim hayatta inandığım en önemli şey hayattan ne kadar keyif aldığımızdır, buna bi başka deyişle huzurlu yaşamak da diyebiliriz.. Ben yaşadığım her anı içime sindirmeye çalışıyorum.. Hayatımı resimle, yazıyla, tiyatroyla ve başka insanların yanında ve yardımcısı olarak süslemeye çalışıyorum.. Tavşanlıda doğdum, Tavşanlıda büyüdüm, yüksek öğrenimim için bile fazla uzaklaşmadım.. Tavşanlıyı seviyorum, ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim bu topraklara da her zaman minnettar kalacağım.. 

2-Asuman’a eş kelimeler gök ve sema ise, gökyüzüyle aranda nasıl bir bağ var? 

Bu bağı renklerle anlatmak istiyorum.. Gökyüzü gün içerisinde inanılmaz renklere bürünüyor.. Mesela beyazdır gökyüzü umut taşır yüreğimize, tüm renkler onun içinde saklıdır, çok şey söyler aslında dinlemesini bilene.. Açık mavidir bazen içimiz açılır özgürlüğün rengidir.. Mavidir, sonsuzluğun rengidir, huzur verir.. Sarı sıcaktır güneşin rengidir içimizi ısıtır.. Gün batımında kırmızıdır gökyüzü kararlılığın ve gücün rengidir kırmızı ve hissettirirde kendini.. Turuncu olur bazen, kırmızıyla sarının dansıdır bu gökyüzünden yüreğimize yansıyan.. Mordur kimi zamanda ruhsal dünyanın rengidir, asilliği çağrıştırır, kırmızı ve mavinin gizemli dengesini yansıtır bizlere.. Gridir bazen hareketsizdir gökyüzü ne garip bizimde canımız hiç kıpırdamak istemez.. Sanki güçlü bir ses “dur” der böyle zamanlarda.. Renkler koyulaştıkça derinleşir, gizem artar, çünkü içine siyah girmiştir bilinmezlik vardır artık, hüzün vardır ve gecedir.. 

3-Değer yargıların, hayata ve insanları bakışınla kendini nasıl tanımlarsın? 

Yine zor bi soru şöyle diyelim öncelikle sürekli gözlemlemeye çalışıyorum hayatı, insanları minik notlar alıyorum avuçlarıma uzun boylu düşünüp sentezlemek için sonrasında.. Canlı cansız fark etmez her şeyden ve herkes den bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.. Öğrendiklerimi hayatımda kullanmaya çalışıyorum keyifle.. Hepimizin insanlık adına büyük sorumluluklarımızın olduğunu düşünüyorum, ben benim bildiğim bi başkasının bilmediği bir bilgi üzerine sorumlu hissediyorum kendimi ve yaşadıklarımı biriktirdiklerimi yansıtmaya çalışıyorum.. Bu ülke bizim bu gazete bizim bu tiyatro bu sanat bu edebiyat bizim biz sahip çıkmazsak başkaları çıkar diye düşünüyorum.. 

4-Senden seramiğin hikayesini dinleyebilir miyiz? Bu hikayeye bir isim koyarak başlayabilir miyiz? 

“Toprağın Tarih Boyunca Ateşle Dansı” diyelim bu hikayeye MÖ. 6000’de Çatalhöyük’te yapılmaya başlanmış ilk seramikler farklı kültürlerden farklı izler taşır geçmişten günümüze.. Her biri bir belge niteliğindedir, tarihe ışık tutar.. Anadolu topraklarında doğan 8000 yıllık bir gelenektir seramik.. Türk seramiği gelenek ve sanatla beslenerek bu güne kadar gelmiştir.. Basitçe suyun toprakla karışıp şekillendirilip yüksek sıcaklıklarda pişirilmesidir diyebiliriz.. Seramikte sanat ve bilim iç içedir.. Sırlanması, dekorlanması ayrı bir keyiftir seramikçiler için, bir kere dokundun mu, bir kere kokladın mı seramiği, yüreğinden atamazsın aşkını.. Tutsak eder kendine.. ve seramik doğadan doğal yollarla elde edilen hammaddelerden yapılan sağlıklı ve ekolojik (çevreye zarar vermeyen) bir üründür.. Benim mesleki anlamda seramikle tanışıklığım 11 yıl olmuş hala seramiğe dokunduğumda o ilk günkü heyecanı hissederim yüreğimde.. Geniş bir yelpazedir camı, porseleni, emayesi, çinisi, çimentosu, karosu, kiremidi, tuğlası, teknik seramikleri ile alanlarında yurt içi ve yurt dışında çalışan akademisyenleri, sanatçıları, tasarımcıları ve mühendisleriyle hayat bulurlar.. ve yaşamımızda yerlerini alırlar.. 

5-Her seramiğin üzerindeki desenin bir şarkısı, bir şiiri olurmuş. Bu şarkıları kimler duyabilir, bu şiirleri kimler okuyabilir? 

Yürekten dinleyen herkes duyabilir, herkes görebilir, herkes okuyabilir seramiğin desenlerini.. Her desen bir ruh taşır yaşamasını bilene.. Büyük hazlar verir dokunmasını bilene.. Dinlersin kimisi tarihten izler fısıldar kulağına, dinlersin kimi işleyenin hayatını anlatır sana sevinçleriyle ve hüznüyle.. Bir romanın kahramanı olursun ya okurken seramikteki desenlerin şarkısı da şiiri de böyledir, istersen gönülden yaşarsın sana sunulmuş keyifleri.. 

6-Seramikte duyguların renkleri ve desenleri var mı? Örneklendirebilir misin? 

Seramikte özellikle de Çinide kullanılan motifler ve renkler rasgele seçilmemiş olup hepsinin birer sembolik anlamı olduğu gibi bilinçli olarak seçilip kullanılmıştır. Sadece süsleme amacıyla kullanılmamıştır.. Daha çok hayatımızın içinden karelerdir bunlar mesela bir yaprak, bir lale, bir karanfil, bir goncagül, bir hayvan motifi, bir bulut ve geometrik motiflerdir.. Lale özgürlüğü ifade eder, karanfil daha derli topluluğu simgeler.. Mesela balık kullanılır desenlerde üremenin, çoğalmanın simgesidir bazen.. Biliyor musunuz; Ayasofya'nın kubbesinde figürlerin arasında balık deseni olduğunu ? Dört tane balığın birbirlerine gelişmiş şekilleri var. Bu aslında dört ana kuvvet doğu-batı-güney ve kuzeyi temsil ediyor.. Hayatımızdan kesitler anlatır hüzünlü, duygulu, keyifli.. Renkler ise ayrı bir dünya eskiden siyah, lacivert, koyu yeşil, aşı kırmızı kullanılırken sadece.. Şimdi daha modernize renklerle birlikte kullanılıyor Avrupa kırmızısı,turuncu, sarı,leylak, mor, pembeler ve açık yeşiller.. Lale Devri'nin ünlü şairi Nedim'in "Erişti nevbahar eyyamı açıldı gül-ü gülşen / Çerağan vakti geldi lale-zarın didesi ruşen / Çemenler döndü ruy-i yare rengi lale vü gülden / Çerağan vakti geldi lale-zarın didesi ruşen" beyitiyle haber verirlermiş birbirlerine baharın geldiğini ve özgürlüğü böyle anlatırlarmış seramikte ve yazıda.. 

7-Sanat, kalbi derinlikleri, incelikleri olan insanların işi olduğuna göre, seramik sanatçılarında bu anlamda neler gözlemledin? Onlardan neler öğrendin? 

Sadece seramik sanatçıları değil sanatın tüm kollarıyla uğraşan, çalışan ve emek veren üreten insanlar benim gözümde çok önemli ve değerlidirler.. Çok değerli seramik sanatçılarıyla, tasarımcılarıyla, mühendisleriyle, akademisyenleriyle çalışma ve onları tanıma fırsatım oldu.. ve bu insanların ortak özellikleri ise sanata bilime tutkunlukları ve pek tabi çalışkan olmaları sevgiyle yaşamaları ve çalışmalarına yürekleriyle dokunmaları beni hep etkiledi.. Disiplinli ve bir o kadar da özgürdürler.. Güzel olan her şeyin yanındadırlar.. Hayatı keyifle yaşamayı ama disiplinli çalışmadan da keyifli olunamayacağını onlardan öğrendim.. Hepsini saygıyla anıyorum.. 

8-Seramikle sabır arasında bir yoldaşlık söz konusu mu? Nerde başlar nerde biter? 

Kesinlikle söz konusu, seramik hammaddeden son fırın çıkışına kadar uzun ve sancılı bir süreç.. Bu sürece başlarken hammaddelerin oranları, harmanlanması sonra bu harmanın suyla buluşması şekillendirilmesi ilk pişirimlerinin yapılması sonra sır altı dekor çalışmaları isteniyor sa yaplıp, sırlama prosesine geçişi yine uygulamalara göre sır üstü çalışmalarının yapılması ve ikinci pişirim için tekrar fırınlanması.. kalite kontrol ve bizlere ulaşması uzun ve sabır isteyen bir iştir seramik yürekten sevmeyen yapamaz bu işi sevdayla aşkla yapılır seramik işi ve bilimin ışığında usta ellerde sanata dönüşür yüzyıllar boyu bizimle yaşar.. 

9-Söz sanata gelmişken, biliyorum ki, sanatın bir başka koluyla, tiyatroyla uğraşıyorsun? Neden tiyatro? Senin için ne ifade ediyor? 

Evet Tavşanlı Belediyesi Tema Tiyatrosuyla tanışıklığım daha çok yeni.. Hayatımın bir yerinde bu da olsun isterdim hep ama fırsatı yeni yakalayabildim.. Neden tiyatro çünkü hep canlı ve aslında tekrar edilen her şeyin bile biraz farklı biraz oyuncudan bir şeyler taşıdığını düşünüyorum.. ve her farklı karakterin oyunculara bir şeyler kattığını düşünüyorum sadece bir kıyafet gibi rolü oynayıp bitti çıkardım değil onun hayatından da cebine bir şeyler koyarak bitirmek, kazanmak.. Biraz da empati yapabilmek kaygım aslında kendi hayatımı yaşarken başkalarınınkinden de dersler yazabilmek satır aralarına hayatımın.. İzleyicilerden başkalarına taşınan bir kültür ve başka boyutlarda hayat bulup yeşillenen bir sanat ve her zaman yaşayan bir organizma tiyatro bence.. 

10-Tiyatronun sana armağanları var mı? Neler? 

Söyleşide seramik adına bahsettiğim sabır ve disiplin tiyatro içinde geçerli pek tabi.. Şüphesiz öğrendiğim ve kazandığım değerler paha biçilemez.. Farklı yörelerden kesit hayatlar oynamak demek biraz basitleştiriyor sanki yaşamak diyelim biz buna bana kazandırdıkları yadsınamaz.. Yürekten gelen emekle yoğrulan sabırla işlenen her şey benim için çok değerli ve çok önemli.. 

11-BEYAZ FIRTINA gençlik sayfasıyla yazarlık serüvenine başladın, yazma nedenlerinin bohçasında neler var? 

Yüreğimi kelimelerle anlatmak yazmam için büyük bir neden, kendi duygularımı yazıp okumak da ayrı bir keyif.. Aslında yayımlamak için yazmıyordum yazılarımı siz bir vesile oldunuz, başladım.. Cahil cesareti diyorum ben buna her Çarşamba gazeteyi elime aldığımda.. Kendimden başlayıp başkalarının duygularıyla özdeşleştirip yoğurmak ve yine empati yapabilmek, keyifle anlatmak hayat serüvenini benim için yazmak.. Birlikte devam etmek dileğiyle.. 

12-İnsanın dudakları arasından çıkan veya yazdığı her kelimenin geri dönüşü olduğuna inanır mısın? 

Kesinlikle inanıyorum ve kainatta hiçbir şeyin yok olmadığına inanıyorum her şeyin bir geri dönüşümü var mutlaka benim her cümlemin başka beyinlerde başka yankılarla hayat bulduğuna inanıyorum.. Mesela bir kainatın bir yerinde seslerimizin saklandığına ve bir gün böyle bir teknolojiyle Kanuni’yi, Mevlana’yı, Yunus’u dinleyeceğimizi düşünüyorum.. Hiçbir şeyin tamamen kaybolduğuna inanmıyorum.. Tiyatronun da öyle başka insanlarda başka şekillerde yine hayat bulduğuna inanıyorum.. Hayatım da inandığım ve keyif aldığım işlere yer vermeye çalışıyorum.. 

13-Bir televizyon programında, eroinman bir çocuğun annesi rolünü oynayan bir tiyatrocu, oyunda oğluyla tartışır ve oğlu rolündeki kişi ona tokat attığını ve oyunun üzerinden yıllar geçtikten sonra gerçek hayatta aynı sahneyi yaşadığını anlatır? Bunun sendeki yorumu? 

Bunu şöyle yorumlayabilirim aslında tiyatro hayatın ta kendisi, oynadığımız her oyun her tavır hayattan bir kesit.. Hayattan alınıp disiplinle çalışılıp yaşanır ve yaşatılır tiyatroda yaşamlar.. Seyirci izler hayatına dair bir şeyler bulur ya da hayatının ta kendisidir zaten.. Tiyatro hayatın tekrarıdır, hayatın ezberidir aslında.. İzlersin, oynarsın yaşadığına değer.. 

14-Seramik, yazı ve tiyatronun ortak paydaları var mı? 

Seramik sanatla bilimin iç içe olması yanında seramiğin, yazının ve tiyatronun ortak paydaları var tabi.. Bakıldığında her biri sanatın bir dalı.. Sanat benim ifademle insanların duygularının yürekten gelen güzelliklerin somutlaştırılmasıdır.. Sanat yok dan güzel yankılar bulma durumudur aslında.. Yüreğinde sanat ruhu taşıyan her insan yüce benim için ve değerli aynı zamanda.. 

15-Kelime-televizyon-pencere-kardeş-vefa-merhamet-emek-Yunus Emre-Dua-Simyacı. Birer cümleyle bu kelimeler senin için ne ifade ediyor? 

Kelime… Yüreğimizden geçenleri uygun bir dille anlatma anahtarlarıdır.. 

Televizyon… Akıllıca kullanmak esiri olmamak lazımdır.. 

Pencere… Dışa açılan yüzüdür eğer bir evin penceresi ise insanların penceresi de gözleri ve yüreğidir.. 

Kardeş… Yüreğimden yüzüme yansıyan tebessümdür.. 

Vefa… Ailem.. 

Merhamet… Siz birbirinize merhamet ediniz ki Allah’ da size merhamet etsin.. 

Emek.. Asla ziyan olmaz.. Mevlana’nın deyişiyle; "Üzülme!'' der ve devam eder..Kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner.” 

Yunus Emre..iyi sözün aslın bilen derdi bu söz nerden gelir/ Söz aslını anlamayan sanır bu söz benden gelir.. 

Dua.. Allah’ın kabulüne sunulmuş bir dileğin gerçekleşme temennisidir.. 

Simyacı… Ölümsüzlük iksirini bulmaya çalışan bilim adamlarıdır.. 

16-BEYAZ FIRTINA gençlik sayfamıza hoş geldin diyor, sanat dolu bu yalın söyleşi için teşekkür ediyorum. 

Aslında teşekkür önceliği bana ait beni bu noktada desteklediğiniz, yüreklendirdiğiniz ve bu kapıyı bana açtığınız için sonsuz teşekkür ediyorum.. Hep birlikte keyifle huzurlu yaşamak dileğiyle..


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat