24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun
23.11.2020 22:46:00

24 Kasım Öğretmenler Gününü, Gönüllerin Öğretmeni Esma Öğretmenimiz şahsında kutluyoruz.

Esma Canıaz : “Öğretmenlik bitmeyen öğrenciliktir.”


Selma Kocabaş Aydın - Türkiye’de 1987 yılında, vasıflarıyla, anlayışıyla, sadece o yıl değil;  gönüllerin ve yılların da öğretmeni  Esma Canıaz, yaşamıyla da, öğretmeye devam ederken; “Öğretmenlik Bitmeyen Öğrenciliktir” prensibiyle hala okumaya, yazmaya, öğrenip öğrenmeye devam ediyor. 

Türkiye 1987 yılında, onu bu röportajındaki sözü ile yakından tanıdı.  Yılın öğretmeni seçildiğinde, Milliyet Gazetesinde 28.11.1987 tarihli sayısında, yayınlanan  Selma Kocabaş imzalı röportajda, yılın öğretmeni olarak  en anlamlı mesajlarından birini vermişti. Şimdi yıllar sonra yine bu mesajla ve daha pek çok tavsiyesiyle günün anlamını hissedeceğiz. 

Bir kez karşılaşan, bir kez de olsa bir dersini izleme şansı bulan herkes “Esma Öğretmen” i ve o dersi kesinlikle unutamaz. Yürekten öğrenen, Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Hacı Bektaş Veli’yi, Türk edebiyatını,  ders kitaplarındaki her okuma ve çalışma konusunu, şiirsel uslubuyla, öğretmekten öte;  yaşayarak yaşatan,  Edebiyat öğretmeni  Esma Canıaz, sorularımızı cevaplandırdı. 

Tavşanlı’nın Sesi Gazetesinin 2003 yılarından buyana gönüllü yazarları arasında, birbirinden güzel köşe yazılarıyla buluştuğumuz Esma Öğretmen,   henüz kız çocuklarının, şehir dışına öğrenim için göndermek bir yana, ilkokuldan sonra bile eğitimlerinin çok yaygın olmadığı yıllarda, Kandilli Kız Lisesi ve Edebiyat Fakültesine uzanan eğitim sürecini samimi üslubuyla paylaştı. 

Bir çocuğun hayatını şekillendirecek, çok önemli  ipuçlarını paylaştı. Her anlattığında, yine dersler vardı. Bugün 24 Kasım Öğretmenler Gününde, Günün Dersi niteliğindeki söyleşimizi paylaşırken, bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz. 


Kısa Bir Biyografinizi Alabilirmiyiz ? 

1944 Tavşanlı Doğumluyum.  İlk orta öğrenimimi Tavşanlı’da tamamladım. Babam ileri görüşlü aydın bir insandı . Erkekler okursa  okusun, kızlar mutlaka okumalı diye düşünürdü.  Ortaokula kaydım babamın tercih  ve kararıyla gerçekleşti. 

Bunca yıllık eğitimciliğimle biliyorum ki, çocuk destek ve denetimle okur. Çocuğu kendi haline bırakmak çocuğa zulmetmektir. Ben babamın destek ve denetimini hep üstümde hissetmişimdir. 

Babamın ileri görüşlerini örneklemek için şu olayı da anmak istiyorum. Son yıllarında her ziyaretine gittiğimde babam da bana  “ ben Kadıköy ortaokulunda okurken, hocalarım telif eser sahibiydi. “ Nerde senin eserin “ diye sorardı. Bunu her soruşunda Ben de “İnşallah emekli olunca” diye cevaplardım. Bugün bu hatıraları yad ederken, bu ikazları dikkate almadığıma pişman oluyorum. Bir hadis hükmünde “Yarın diyen Aldanmıştır” buyrulmuyor mu? 

1956-1959 yılları arasında Tavşanlı ortaokulunda çok güçlü bir kadro işbaşında idi. Müdürümüz Bilal Nizamoğlu, yardımcısı Fethi Akuz, Matematik öğretmeni Bahire Ardıç, Türkçe öğretmeni Bedii Erdem, Fen bilgisi öğretmeni Zişan Erdem…   her birini minnetle rahmetle anıyorum. Bir insanın hayatı boyunca başına gelebilecek en iyi mucizelerden biri;  iyi bir öğretmenle karşılaşmaktır. Ortaokulda ciddiyet ve vakar timsali bu hocalarla karşılaşmak benim için gerçek bir şans olmuştur. 

Bütün tahsil hayatım boyunca hocalarımı hem çok sevdim. Hem çok saydım. Ortaokuldan sonra liseye devam konusunda bir imkan ve umudum yoktu, lise ve üniversite tahsilim  da hocalarımın beni Zeytinoğlu bursuna  layık görmeleriyle mümkün olmuştur. Zeytinoğlu bursu ile Kandilli Kız Lisesine Kaydoldum.

Kandilli Kız Lisesini tercih ettik. Çünkü;  ilçemize şu anda Cemil Köylü yaşlı bakım merkezini kazandıran akrabam Dr.  Müfide  İskit Hanımefendi   Kandilli Kız Lisesinde okuyordu. Müfide ablam Bütün Tahsil hayatım boyunca, bana hep yol gösteren güzel bir örnek olmuştur. Onun ışıklı varlığı hep yolumu aydınlatmıştır. 

1950’lerin Tavşanlısında ZEYTİNOĞLU Bursu bizlere büyük bir imkan hazırlamış. Yolumuzu açmıştır. Yıllarca devam eden bu burcu ihdas eden Mesut  Zeytinoğlu’nu  Minnetle Rahmetle yad ediyorum.

İstanbul’un köklü liselerinden Kandilli kız lisesinde lise tahsilimi tamamladım. O yıllarda her fakülte ayrı bir giriş sınavı düzenlerdi. İstanbul’da diş hekimliğini yedek listeden, edebiyat fakültesini asil listeden kazanmıştı. Diş Hekimliğinde kayıtlar uzuyor program gecikiyordu. Edebiyat fakültesinde ise dersler hemen başladı. Edebiyat fakütesinde program lisenin devamı gibiydi.  Kesin kaydımı edebiyat fakültesine yaptırdım.

 Öğrencilik yıllarımın en zevkli,  En Başarılı dönemini üniversitede yaşadım. Hocalarımın hemen hepsi dünya çapında alanlarının birer otoriteleriydi. Fakülte birinci sınıfta Mehmet Kaplan Hocamın bana verdiği ödev konusunu danışmak için,  Yahya Kemal Enstitüsü Müdürü Nihat Sami Banarlı hocama başvurdum. Değerli hocam belki 2 saat konuyu açıkladı. Her hafta  Salı günleri enstitüde bulunduklarını söyleyerek bizi entstitüye davet etti.  Nihat Sami Bey öğrenmek isteyen herkesin hocasıydı. Üniversite tahsilim boyunca hocamın bu sohbetlerine   devam etmiş,  bu sohbetlerden çok istifade etmişimdir. İstanbul’da Üniversite tahsil etmek 2 fakülteye eşdeğerdir derler. Ayrıca o yıllarda İstanbul’da Kültür Sanat Faaliyetleri de çok canlıydı. Konferanslar, açık oturumlar, anma programları, şiir günleri….. Bu faaliyetleri de kaçırmazdık. Bu etkinliklere devamla çok verimli bir öğrencilik dönemi yaşadık. 

Fakültede yeni Türk Edebiyatı Başkanı Mehmet Kaplan, Türk Dili Sahasında   Reşit Rahmeti Arat;    Ahmet Caferoğlu, Muharrem Ergin, Eski Türk Edebiyatında Ali Nihat Tarlan, Abdülkadir Karahan, Büyük hocalardı. Her birini rahmetle minnetle anıyorum. 

1966 da üniversiteden mezun oldum. Tavşanlı Atatürk Lisesi de o yıl eğitime başlamıştı. Lisemizde 34 yıl çalıştım. Okulumuzda  enerjik bir kadro işbaşındaydı. Çok değerli müdürlerle görev yaptım; Aslan Ergüç, Sadık Özdal, Cemal Türkyılmaz’bilhassa zikretmeliyim. Aslan Ergüç Bey’in okuma zevki bizleri de etkiliyordu. Yeni yayınlar özenle takip ediliyor. Kitapları birlikte okuyorduk. Bulduğumuz boş zamanlarda, eserlerle ilgili intibalarımızı paylaşıyorduk. Kitaplığımda gerçekten çok geniş bir yelpazeden seçilmiş, yüzlerce kitap  yılların yadigarıdır. İyi seçilmiş bir kitap koleksiyonu çağımızda gerçek bir üniversite tahsili değimlidir? Öğretmenin kendisini yenilemesinin başka bir yolu varmıdır? Biz böyle bir ortamda görev yaptık. 

2000 yılında emekliliğe ayrıldım. Tavşanlımızda, yeni eğitime açılan Özel Yıldız İlköğretim okuluna geçtim. 2002 yılında lise bölümü açılınca, lise müdürlüğüne getirildim. Özel Yıldız Eğitim kurullarının kurucu müdürü, Ali İhsan Yıldız, Ankara bürokrasine üst düzey bürokrat yetiştirmek amacıyla bu okulları açmıştı. “Ankara’da Tavşanlıyı müdafa edecek, temsil edecek, temsilciler, güçlü isimler göndermeliyiz “ derdi. Yorulmak bilmeden gecesini gündüzüne katarak çalışan bir insandı. Rahmetle anıyorum.    2007 yılında lise Bölümü kapanınca aktif çalışma hayatım sona erdi.  

 

“ÖĞRETMEN KÜRSÜDE OLGUNLAŞIR, YÜKSELİR.” 

 Her ders yılı başında En iyi öğretmenliğimi bu yıl yapacağım niyet ve kararlığıyla geçen 41 yılı böylece noktaladım. 

1987 Yılında Yılın öğretmenliğine seçilmiştiniz, Bundan da bahsedermisiniz? 

1987 ders yılı başlarıydı. Tavşanlı Milli Eğitim Müdürlüğünden İlçemizden Yılın Öğretmenliğine aday gösterildiğimi öğrendim. Kütahya’da bir mülakata çağrıldık. Her ilçeden seçilen adaylar o mülakata geldiler. Bu mülakatta  Kütahya’yı temsilen  iki öğretmen seçilmişti.   Her vilayetten seçilen bütün öğretmenler Ankara’da kalabalık bir jüri önünde ikinci bir mülakata alındık.  Bu değerlendirme sonunda vilayet temsilcisi öğretmen ve yılın öğretmeni belirleniyordu. Yılın Öğretmenliğine beni layık gördüklerini Tavşanlı’ya dönünce öğrendim.  

Öğretmenlik ekip çalışmasıdır. Bu başarı;  birlikte çalıştığım Okul müdürlerinin,  arkadaşlarımın ve sevgili öğrencilerimin ortak başarısıdır.  Sözün özü : O yıl Tavşanlı Atatürk Lisesi Yılın Okulu Seçilmiştir.   Bakanlık her vilayetin temsilcisi öğretmenleri Ankara’da misafir etti.  Ankara’da, İstanbul’da çok güzel ağırlandık. Ankara, İstanbul kutlamalarında, üzerimde ağır bir sorumlulukla toplantılara iştirak ediyordum. Yılın öğretmeni olmanın sevinç ve mutluluğunu, Tavşanlı’da hemşehrilerim ve öğrencilerim arasında yaşadım. 

  • GENÇ EDEBİYATÇILARA İLETMEK İSTEDİĞİNİZ MESAJLARI ALABİLİR MİYİM?

Edebiyat dersleri metin dersleridir. Gayesi Ana dil öğretimidir. Genç arkadaşlara, özellikle iletmek istediğim mesaj ; örnek okumadan hiç vazgeçmesinler.  Duyarak, duyurularak okunan metin anlaşılmış demektir. Ben edebi metinlerden öğrencilerimin zihinlerine kazandırdığım cümle sayısıyla başarımı ölçerdim. 

Türkçeyi güzel konuşma ve yazma, büyük ustaları örnek alarak, onları taklit ederek gerçekleşir. Sınıfta  incelediğimiz  şiirden mısralar, beyitler, metnin etkili cümleleri öğrencilere mal olmuşsa ders vazifesini yapmış demektir.  

Geçen yaz  ziyaretime gelen bir öğrenci grubu içinde, bugün emekli tarih öğretmeni kızımız, “Hocam Halit Ziya’nın Türk dili için başlıklı metninde geçen cümleleri sizin okuyuşunuzla çok sevdim yıllarca hiç dilimden düşürmedim. Evde tekrarlar dururum deyince çok sevinmiştim. 

Bir arkadaşımın büyük kızı öğrencimdi. Yunus Emre Dersleri evlerinde çok tekrarlanırmış. Ablasından dinlediği Yunus şiirlerini hayranlıkla takip eden küçük kızının da ben de edebiyat  bölümünü seçeceğim. Esma Hocamdan Yunus Emre’yi dinleyeceğim dediğini de yıllar sonra öğrenmiştim.  Han  duvarları  şiirini sınıfta işledikten sonra, bu uzun şiirin aile boyu parça parça ezberlendiğini yakınlarda öğrendim. Bunlar bana tesadüflerle bana ulaşanlar. Ama hakkını vererek işlenen derslerin silinmez izler bıraktığına eminim. 

Lisemizin ilk mezunları 2009 yılında mezuniyetlerinin 40. Yılı anısına kutlama programı düzenlediler. 60 yaşlarına gelmiş mevki makam sahibi olmuş saygın kişilikleri ile bana gurur yaşatan eski öğrencilerimle sınıfta buluştuk. Hiç bitmese dediğim unutulmaz bir ders işledik. Aradan geçen yıllara rağmen Edebiyat derslerinin hafızalarda yaşadığını görmek beni çok sevindirmişti. İlk mezunlarımızın yoğun katılımıyla işlediğimiz derste şiirler havada uçuşuyordu. Aradan geçen 40 yıl silinmiş gibiydi. 

Nazari bilgiler zamanla unutulur ama; edebiyatımızın incisi bu güzellikler unutulmaz, ömür boyu bizi beslemeye devam eder, musiki gibi bütün güzel sanatlar gibi edebiyat da ruhun gıdası değilmidir ? 



-HOCAM ŞU ANDAKİ GENÇLERE , ÖĞRETMENLERE NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ? 


Öğrenmenlik ömür boyu insanı düşünce ve dostluk atmosferinde yaşatır. Ömür boyu insanı mesut eden bir meslektir. Bilgilerinizi paylaşmak, öğrencilerinizin gönlünde taht kurmak ölümsüzlüğe giden yolu bulmak demektir. 

Öğretmenlik bitmeyen öğrenciliktir. Çünkü öğretmen bildiğiyle yetinmeyen durmadan kendini yenileyendir. İyi bilinir ki bir insan kendini yetiştirmeyi bırakırsa, ilk beş yılda bildiklerinin bir bölü üçünü, ikinci beş yılda kalanın bir bölü üçünü yitirir. Öğretmenin kişisel gelişimi durduğunda eğitimin kalitesi düşer. 

Her halde derse çok ciddi bir hazırlıkla girilmelidir. Alan bilgisi öğretmenlikte olmazsa olmaz bir niteliktir. Ama sadece alan bilgisi yetmez. Otorite genel kültürle sağlanır. Öğretmen okuma zevki, okuma alışkanlığı kazanmış insandır. Öğretmenin yapacağı en önemli işi öğrencilerine kitap okumayı sevdirmek, kitaplar üzerinde düşündürmek olduğunu bilir. Eski hocalardan çok duymuşuzdur. Sınıf Mabet gibidir. Sınıfa, mabede girer gibi girilmelidir. Dersin her karesi dolu olmalı. Derse gren öğrenciyle çıkan öğrenci aynı kişi olmamalıdır. Öğretmen sınıfa bakarken bu çocukların 10 yıl sonrasını 20 yıl sonrasını görür . Hocalar öğrencilerinde yaşar. Öğretmen bilir ki; ömür boyu öğrencisini dünyasında varolacak, onları iyiye doğruya güzele yönlendirecektir. Bir insanın doğruyu bulmasına vesile olmak, üzerine güneş doğup batan her şeyden daha hayırlıdır. Anılmaya değer bir söz olmak; kubbede hoş seda bırakmak, fani ömrün en büyük tesellisidir.

Bugün sık sık; “Keşke şu birikimle, deneyimle tekrar sınıfa girebilsem diyorum. İnsan yaşlandıkça çocuğun kıymetini daha iyi anlıyor. Öğretmenin gülen gözleri okşayan elleri mucizevi bir güce sahiptir. Çocuk öğretmenin gözünde kendini değerli hissederse, öğrenim başlar. Gencn ayakta kalabilmesi, gayreti, başarısı, öğretmenin ağzından çıkacak söze bağlıdır. “Kadife eldivenin içinde demirden bir el gibi” diye tanımlanan öğretmenlere selam olsun. Karşınızdaki Çocuğa” Hadi” deyin, “Yapabilirsin” deyin, “Aferin” deyin , “Ne güzel olmuş” deyin , onları yüreklendirin. Emeğiniz zayi olmayacaktır. Sizler zaten bu gerçeklerin içinde yaşıyorsunuz. Görüyorsunuz; gezdiğiniz, dolaştığınız, gözünüzün eriştiği her yerde güller bitiyor, pırıl pırıl değerler yetişiyor. Bu vesileyle ebediyete intikal eden hocalarımı, öğretmen arkadaşları minnetle, rahmetle anıyorum. Emekli arkadaşlara sağlıklı mutlu yıllar, sınıftaki öğretmenlerimize de bu kutlu yolculuklarında sonsuz başarılar diliyorum. 


GENÇLERE MESAJLARINIZ NELERDİR?

 

Öğrencilik dönemi hayata hazırlık yıllarıdır. Bugünkü adımlarınız yarınlarınızı belirleyecektir. Yarın saygın bir adam ya da pişman bir adam olmak bugünlerinize bağlıdır. Okul demek kural demektir. Kurallara uyduğunuz sürece okuldan faydalanma nisbeti artacaktır. Disiplin tanımayan çocuk acı çekmeye mahkumdur. Talebe lugat manasıyla talep eden isteyen anlamına gelir. Öğrenci öğrenmeyi gönülden istemeli hergün nası daha başarılı olurum sorusuna cevap aramalıdır. Vaktini israf eden parasını israf edenden daha acınacak durumdadır. Vakit hayattır. Vaktini öldüren kendini öldürür. 

Sınıfta ders dinlerken hayatınızın en önemli işini yaptığınızı iyi  bilin. Ders Derste öğrenilir. Dersin alternatifi yoktur. Dersi istekli, amaçlı, planlı dinleyiniz. Dersi derste  öğrenmezsen, o konu için, dersin en az 3 katı zaman harcamak zorunda kalırsınız. 

Kendinize yakın hedefler, uzak hedefler koyun . Hedefinizi yüksek tutun. Hedefi olmayan kişilerin başarı için isteği de olmaz. Birinin başardığını sen de başarırısın,  ama aynı bedeli ödersen. Her akşam yatmadan önce kendinize sorun; “Bugün hedefim adına ne yaptım.”

Sevgili gençler, bir bitki için su ne ise, sizin için de kitabın değeri odur. Kitaplarla dost olmak bir zarurettir. Her gece yatmadan önce; iyi bir kitaptan en az 30 sayfa okumadan uyumayınız. Etrafınıza bakın; Kim ki önde emsalleri arasında seçiliyor; onu yücelten okuma zevki okuma alışkanlığıdır. 

Sürekli genel kültürünüzü geliştirme, araştırma gayreti içinde olmalısınız. Biliniz ki; öğrendiğiniz hiç bir şey ziyan olmaz. Gün gelir işinize yarar. Mutlaka size geri döner. Bildiğiniz tek kelime ile bile, bunduğunuz toplulukta farklı bir şeref, haysiyet, prestij kazanırsınız. 

Hakkıyla öğrenme güç bir iştir. Bilginin kendimize mal olması tekrarlarla mümkündür. Yorgunluk ve bıkkınlığa asla düşmeyiniz. 40 kilo kaldırabilecek bir insanın 10 kilo kaldırması, bununla yetinmesi kendine ihanettir. 

Unutmayın Hayat Yarışmaktır. Yarıştan çekilmek hayattan çekilmektir. Ve Her disiplinli çalışmanın mutlaka birden çok güzel neticesi vardır. 

Sevgili Gençler; Başarı başaracağım diye başlayıp başardım diyebilenindir. Sakın unutmayın, kendini ciddiye almayanı kimse ciddiye almıyor. Kendine değer vermeyene kimse değer vermiyor. 

Biz istiyoruz ki; her biriniz kabiliyetlerinin zirvesine çıksın. Yarın gireceği toplulukta parmakla gösterilen bir değer olun. 

Sevgili Gençler Sizlere harcanan emeklere layık olmanızı, sizlere bağlanan umutları gerçekleştirmenizi candan diliyor, sizleri sevgiyle kucaklıyorum. 

 

VELİLER İÇİN MESAJLARINIZ NELERDİR?

 

Eğitimde başarı; aile, okul ve öğrencinin işbirliği ile takım çalışması ile sağlanır. Ğitimde okulun rolü aşikar olsa da çocuk ailenin eseridir. Ailede eğitimin yerini hiç bir şey tutamaz. 

Çocuk Allah’ın lutfu çok yüce bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmak, onun kıymetini iyi bilmek gerekir. Çocuğu sevmek onun geleceğini düşünmek, onu hayata hazırlamaktır. Sevmek; net zaman ayırmaktır. Sonuçları değil , başlangıçları değiştirmek gerekir. 0-6 yaş kişiliğin temellerinin atıldığı, köklü alışkanlıkların kazanıldığı dönemdir. 

Bütün değerler, çocukta 0-6 yaş arasında maya tutar. Demek istiyorum ki, çocuklar bu yaşarında duyduğu szleri, yaşadığı hadiseleri film gibi hafızalarına kaydeder. Yani bu dönemde görülen, duyulan, yaşanılan her an bir tohum olarak çocuğun gönlüne düşecek, zamanla filizlenecek, davranış, düşünce veya alışkanlık hallinde kendini gösterecektir. Çok iyi bilinir ki çocuk eldeyken şekillenir, sonra ele avuca sığmaz. 

0-6 yaş arası; bir ailenin kaçırdığı veya kazandığı, en değerli fırsattır. Bu boşluğun yeri doldurulamaz. Gerçek değerleri, davranış biçimlerini kazandırmada; ciddi davranılmamış ”vakit var” diye ağırdan alınmışsa altın fırsatlar heba edilmiş olacaktır. Elbette bu dönemde çocuğa yardım ve rehberlik edecek sadece ailesi bilhassa annedir. 

Herhalde Çocuklar analarının aynasıdır. Anne çocuğun mühendisidir. Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder. Anne, çocuğun üzerine titreyen anne, BİR RADAR OLMALI. Onu bekleyen tehlikeleri görebilmelidir. Sadece bir yönde başlayan bozulma, kısa sürede öbür yönlere de yansır. Faydalıyı yetiştirmek gerek, dikenler dikilmeden ürer. 

Terbiyede ana kural; ,itaat ve sorumluluk şuuru kazandırmaktır. Çocuğu işe alıştırmak, işi sevdirmek, ona yapılacak en güzel yardımdır. Çocuğu olgunlaştıracak olan şey sorumluluk almasıdır. Çocuklarımız iş zevkini kçük yaşta tatmalı, her anı gayretle geçirmeli zevkine varmalıdır. Bunun için de işe ilgisini katılma isteğini kırmamalı, yaptığı işi överek onu yüreklendirmeliyiz. 

Çocuk da dikkat çeken bir güzel nitelik de meraktır. Çocuk daima sorar. Onun bu öğrenme isteği ciddiye alınmalı,  makul cevaplar verilerek, öğrenmenin temelleri oluşturulmalıdır. Okula bu temelle giden çocuk; soran, araştıran, öğrenen bir insan olma yolunda ilerleyecektir.

Çocuğu okul başarısı, ailenin destek ve denetimi ile mümkündür. Okulda da çocuğu idare eden ana babanın sözleridir. Çocuğun okulunu sevmesi, öğretmenlerini sevmesi geleceği açısından hayati önem taşır. Öğretmenine duyduğu sevgi, çocuğunuzun hayatla kurduğu bağdır. Öğretmenini, okulunu sevdiği ölçüde hayatta başarı şansı artacaktır. 

Değişen dünya şartları içinde eğitimle ilgili kalıplaşmış yargılar da değişmektedir. Artık eskiden olduğu gibi; “ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM” zihniyeti   çok gerilerde kalmıştır. Bunun yerine veliler “Çocuğumun gelişmesi için, öğretmene ve çocuğa nasıl yardımcı olabilirim” diye düşünmelidir. 

Bilgi toplumunda eğitim beşikten mezara kadar süren bir olgu olduğuna göre, anne ve babalar ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar, çocuklarının gelişimini izlerken, bir anlamda kendilerini de sürekli yenilemek zorundadır. Burada amaç, çocuğu bilgi, yetenek ve bireysel özelliklerine en uygun öğrenim yöntemini seçmek, bunu destekleyerek, olabileceğinin en iyisi olmasına imkan sağlamaktır. 

Bütün velilerimize de evlatlarının iyi günlerini görmelerini diliyor saygılar sunuyorum 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz
park hayat