...

28.10.2010
1176

METAZORİ

O, konuşarak dolaşır. Sadece konuşur ve sigara içer. Kalabalık ve merkezi caddeleri seçer, ara sokaklarda ve mahalle aralarında görülmez pek. Dün onu yine gördüm. Emirler caddesinden aşağıya doğru iniyordu. Yolun ortasından yürüyor, garip şeyler konuşuyordu. Neler konuştuğunu anlayabilmek için durup dinlemek yeterli olmuyordu. Ağzından çıkan kelimeler, dikiş makinesinin hızına eşitti neredeyse. Gülüyor, kızıyor, anlamaya çalışıyor, kafasını ve parmağını sallıyor, el kol hareketleriyle, mimiklerini çok iyi kullanıyordu. Konuşuyor deyince, elbette kendi kendine konuşuyor anlaşılmalı. Ama ben, böyle düşünmüyorum. 

O bir deli. Herkes öyle olduğunu söylüyor. Zaten öyle olduğunu söyleyenleri haksız çıkarmak gibi bir kaygısı da yok. Otuz beş yaşlarında, orta boylu, giyimine pek dikkat etmeyen biri. Saçları kısa kesilmiş olur hep, sakal tıraşı ise hep beş günlüktür. Bunu nasıl becerdiği konusunda epey merakım ve teorim var. Onu tanıyor muyum, diye sorarım bazen kendime. Hayır, onu tam olarak tanımıyorum. Adını bile öğrenmem mümkün olmadı. Yaşadığım şehirde aniden karşıma çıkıveren bir deliden başka biri değil benim için o. İlk önceleri böyleydi. Sonra bir gün, onun kendi kendine konuşmadığını fark ettim. İşte o gün onunla ilgili düşüncelerim değişti. 

Onu caddeden aşağıya doğru, üstelik yolun ortasından yürürken gördüğümde herkes gibi bir bakışla savdım. Birden tüylerimi diken diken eden bir görüntü çakılıp kaldı zihnime. Evet, bundan başka ne olabilirdi ki, o, muhakkak birileriyle konuşuyordu. İlk aklıma gelenleri kafamdan kovamaya çalıştıkça kafama yerleşiyorlardı. Ona bir kez daha baktım. Normalde herkesin gördüğünden başka bir şey yoktu ortada. Yani o, ağzının kenarında bir sigara, dudakları çok konuşmaktan beyaz ve yapış yapış, kirli sakalları, dökülmüş giysileri, ürpermiş gibi duran saçları, kendinden biraz uzun boylu birine konuşur gibi başını ve el hareketlerini hafif yukarı doğru kaldırmış, yüzü şekilden şekile girerek, gülümseyerek, katılarak, itiraz ederek, onaylayarak, söverek (en çok söverek), şaşırarak, gözlerini kısarak... yavaş yavaş yürüyordu ve konuşuyordu. Fakat benim zihnimde, o adamın tam karşısında geri geri yürümeyi pek güzel beceren ve belki bir tahtın üzerinde oturmakta olan, yakışıklı, genç yaşlarında, çok konuşkan, gerçekten çok fazla konuşkan bir cin vardı. Bu görüntü kafamda canlandıkça tüylerim ürperiyordu. 

Bir ara, konuşma çok ateşli bir mevzua gelmiş olmalı ki adam, yüzünü ve gözlerini ateş saçan bir fırın gibi kullanmaya başladı. Muhatabı, bu söz ve mimikler karşısında pişiyor olmalıydı. Dudaklarının arasındaki sigarayı parmaklarının arasına aldı. Eliyle beraber sigarasını, karşısındakinin yüzüne yaklaştırıyor çekiyor, kendinden çok emin biçimde tartışmayı devam ettiriyordu. O kadar dikkat etmeme rağmen söylediklerinden bir kelime anlayamadım. Belki bazen, en galiz sövmelerden bir iki kelimeyi duyduğumu düşünüyordum. Hele, karşısındakinin açığını yakalamış gibi acı bir gülümsemeyle beraber, başını da sallaması beni heyecanlanıyordu. Sanki onun bu tartışmayı kazanmasını istiyordum. Tartışma ve konuşma asla bitmiyor ve uykusunda bile devam ediyordu. En azından ben öyle düşünüyordum. O yürüdükçe, önü sıra giden ve kendisiyle konuşmakta olan kişi, her kimse, onunla sürekli konuşması gerekiyormuş gibi davranıyordu. Zihnim olayların gerçek yüzünün böyle olduğunu söylüyordu bana. Bu hal, belki de sadece bir zihin yanılması değildi. Bilinmesini isteyen biri vardı belki ve bunu bana, bu şekilde bildiriyordu. 

O, bir deli olmaktan çok bir tartışmacı olarak dolaşıyor aramızda. Bu müthiş cezaya çarptırılmak için ne yaptığını yahut neyi yapmadığını bilmek isterdim. Geçen günlerde, onun yanında bir müddet yürüyüp konuşulanlara tanık olmak istedim. Sonra, şayet zihnim beni yanıltmıyor da gerçek bir algılama varsa ortada bu korkunç olurdu. Hem beni isteyip istemeyeceğini bile bilemezdim. 

Başka bir gün şahit olduğum şey ise onunla ilgili şüphelerimin artmasına sebep oldu. Yine, kalabalık bir caddede yürüyüp konuşurken, etraftan biri ona seslendi. Şimdi ne dediğini hatırlamıyorum ama o, bunun üstüne sustu ve kendisine seslenen kişiye çok ciddi bir bakış fırlattı. Dışarıdan seslenenin donup kaldığını gördüm. O, konuşmasına ve yürümesine devam etti. Komik bir şeyler konuyorlardı sanırım. Konuşmanın bazı yerlerinde gülüyordu ve ben kahkahaların sadece ona ait kısmını değil diğerine ait kısmını da işitir gibi oldum. Kiminle konuşuyorsa, şimdi beraber gülüyorlardı. Hasan dedenin kahvehanesinin önünden geçiyor. Bir çay söylesem ona, benimle birlikte içer mi acaba? Ya iki değil, üç çay ısmarlamamı söylerse, ne yaparım o zaman? 

 

 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz