...

4.8.2010
838

KALDIRIMLAR, SAHİPSİZ YAYALARIN ÖKSÜZÜ

Necip Fazıl merhumdan sonra kaldırımlarla en çok ilgilenen herhalde benim. Bu güne kadar ilçem kaldırımları için neler yapmadım ki, klip çektim, hicviye yazdım, methiye yazdım, masal yazdım, eleştiri yazdım, öykü yazdım...
Peki sonuç ne oldu?
Sonucu boş verin.
Gelin bu yazıda da başka bir şeye değinelim. Elinize bir bebek arabası alın ve kaldırımdan sürün. Mümkün olmadığını göreceksiniz. Şimdi olaya reel olarak bakalım: Bebek arabasıyla bir anneyi gördüm. Emirler caddesinde kaldırımın kenarından araçların içinde bebeğini götürüyordu. Araçlar sıkıştırınca bebek arabasını kaldırıma çıkarmaya çalıştı, olmadı. Bebek arabasını yan çevirdi çıkaramadı, geri geri çekip çıkarmaya çalıştı olmadı. Arkasında biriken araçlar el sallayıp korna basmaya başladılar. Birisi gelip bebek arabasını tuttu ve birlikte çıkardılar kaldırıma. Annenin yüzüne baktım, hem telaşlı hem ağlamaklıydı. Onca kalabalığın içinde, bebeğini taşımaya çalışmak onun için ne kadar zordu. Bebek arabasına bir otomobilin hafif bir darbeyle çarptığını düşünmek bile istemiyorum. Tamam, anne kaldırıma çıktığına göre mesele yok. Az sonra ne oldu biliyor musunuz? Kaldırıma tabure atmış oturan ve dükkanını kaldırıma serenler yüzünden, aynı anne tekrar bebek arabasını yola indirmek zorunda kaldı.
Domaniç caddesinde, tanıdığım bir esnafın kaldırıma çıkardığı tabureler üzerinde oturuyoruz. (Çünkü ziyaretine gittiğim kişi dışarıda oturuyordu. Tek başıma içeride oturamazdım.) Belediyenin yeni uygulamasını konuşuyoruz. Belediye, artık kaldırıma eşya koyanlardan, metre kare hesabı aylık ücret alacak, dedi tanıdığım esnaf. Az önce kendilerine de geldiklerini söyledi. Olmaz ki, kaldırımlar biz yayaların hakkı, dedim ve Emirler caddesindeki anne ile bebeğini anlattım. Ve emin olun, tam o sırada kaldırımın kenarından, yani yoldan bir anne ve bebek arabası Domaniç caddesinden yukarı doğru yavaş yavaş geliyorlardı. Susup sadece seyrettik.
Kaldırımların kiralanmasına hâlâ bir anlam veremedim. Zabıtaların tek tek dolaşıp malları dışarıda olan esnafı uyardığını gördüğümde sevinmiştim. Meğer benim yürümem için, benim paramla yapılan ve kanunla bana tahsis edilen kaldırım, bana yar olmayacakmış. Sivas belediyesinin uygulamasını daha önce yazmıştım. Onlar sadece, kaldırım yayalarındır, demişler ve bu işi çözmüşler.
Allah aşkına, çocuğumun elinden sıkıca tutup, onu ne yaptığını bilmez bir hayvan gibi gezdirmeme müsaade etmeyin artık. Bırakalım herkes kaldırımlarda rahat yürüsün. Kaldırımda yürüyemediğimiz için yoldan gitmek zorunda kalıyoruz ve onları züccaciye dükkanındaki keçiler gibi sıkıca tutuyoruz.
Belediyenin yeni uygulaması nereye kadar gidecek peki? Bir esnaf da kalkıp on metrelik kaldırımı boydan kiralamak isterse ne olacak? Yayalara artık geçit verilmeyecek mi? Bir gün bir bebek arabası çarpılırsa, kaldırımsızlıktan dolayı, bunun günahını kim sırtlanacak? Yolun ortasından yürüyen kadınlara korna çalıp, zaten böyle bu bunlar, deyip arkasından kötü sözler ekleyenlerin sorumluluğunu kim üstlenecek? Yayalar yüzünden bir gram fazla benzin yakan araçların hakkı kimden sorulacak?
Ben olsam, beş yıl gözümü yumar, kulağımı tıkar doğru olanı yaparım ve bir daha seçilmek aklıma bile gelmez. Doğru olanı yapmakla bir daha seçtirecek olanı yapmak ve bazılarının hatırını almak, Hak katında da halk katında da ayrı ve belirgin şeyler. ARŞİV- 2004


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz