...

8.12.2016
1562

Bir Kitap…

Saatleri Ayarlama Esntitüsü adlı kitabı gençliğimin bir yerinde okumuştum. Lakin beni bu denli tuhaf bir hüzne itmemişti. Zannederim o dönem Hayri İrdal'ı tam anlamamıştım. Halit Ayarcı'yı zaten toplumdan tanıyorsunuz. Hayri İrdal'ı tanımak güçtür.

Yazarın (Ahmet Hamdi Tanpınar) Hayri İrdal'ı sanki aklımızın bir köşesine tıkıştırmak gibi bir derdi yok. O, gayet iyi biliyor ki, Hayri İrdal bütün benliği ile artık gölge gibi yanı başımızda yaşayacak.

Biliyorum, güldüğüm, üzüldüğüm, üzerinde biraz durup hak verdiğim hakikatleri yeniden unutacağım. Nihayet bazıları kendi fikrimmiş gibi bir zaman sonra muhayyileme düşecek... Belki, kim bilir bir gün yeniden okuyacağım.

Kitaptan bazı pasajlar…

(s.44) ‘Hakikatte bütün bu insanlar hakikat denen duvarın ötesine geçmek için birer delik bulmuş yaşıyorlardı.’ … ‘inanmaktan daha mühim bir şeyle hareket ediyorlardı.’…’Onlar için imkan denen şeyin hududu yoktu. Herşeyin mümkün olduğu bir alemleri vardı. Eşya, madde, insan, her şey bu hudutsuz imkanın eşiğinde, her an kendini değiştirecek muceizeli kelimeyi, formülü, duayı, yahut ameliyeyi bekliyordu. Evet onların gördükleri, elleriyle yokladıkları, duyularına cevap veren şeylere herkes gibi innammaktan başka hiçbir günahları yoktu.’

‘aklı ortadan kaldırmadan hakikate ermenin imkansızlığını her zaman söyler, çok defa yarı mastor gezerdi. Böyle anlarında durmadan perdenin öbür tarafından bahseder, görünenin ötesinde insanı bekleyen lezzetleri anlata anlata bitiremezdi.’

(S.259)Zannederim ki hep satte kalıyor onun arkasındaki şeyleri ihmal ediyorsunuz. Saat bir vasıta, bir alettir. Tabii muhim bir alettir. Terakki saatin tekamülüyle başlar. İnsanlar saatlerini ceplerinde gezdirdikleri, onu güneşten ayrıdıkları zaman medeniyet en büyük adımını attı. Tabiattan koptu. Müstakil bir zamanı saymağa başladı. Fakat bu kadarı kafi değil. Saat zamandır, bunu düşünmemiz lazım’

(s.280)Ahmet Zamani Efendi isminde hiçbir insan tanımamıştım. Hatta adını ilk defa işitiyordum. ‘Ah Yarabbim, ekemek paramı niçin bana doğrudan doğruya vermedin de beni başkalarının uydurduğu bir yalan yaptın’’

(s.297)Tarih günün emrindedir. Ben sana yüz meselede yüzlerce kaüıt gösteririm ki yalandır, bundan ne çıkar? Mevcut olmasa adını bilemezdiniz, ondan konuşmazdınız.. Bütün mesele şuradan geliyor: Kendinizi zamanınızdan üstün görüyorsunuz.. Entellektüel gururu. Ben bütün hakikatleri bilirim, demek isityorsunuz! Hayır azizim, öyle birşey olamaz. Bir insan bütün hakikatleri bilemez, bilemez…

 

(s.314)Ahmet Zamani Efendi bizim asrımızın bir ihtiyacıdır. Bu itiyacı on yedinci arın sonunda tatmin ediyor, işte bu kadar.. Çünkü bu fikir yaşanan iki büyük realiteye dayanıyordu, halanıze ve size. Siz kabul ediltikden sonra mesela baştan halledilmişti. Bu kadar sevilen iki şahsiyet tarihin en uzak zamanına götürmekten tabii ne olabilir? Amma yermi sene evvel halanız bunu yapsaydı, herkes ayıplardı. Çünkü ne siz on sene evvel bugünkü sizdiniz ne de Zerife Hanım bugünkü Zarife Hanım’dı.


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz