...

3.5.2017
10726

Kütahya Valisi Şehzade Beyazıt

Şair Padişahın Şair Oğlu: Kütahya Valisi Şehzade Beyazıt

Kanuni Sultan Süleyman'ın oğullarından üçüncüsü,  atılganlığı ve çevikliğiyle bilinen zeki bir şehzadedir Şehzade Beyazıt.

1525 de İstanbul'da dünyaya gelmiştir. 1543'te daha 18 yaşındayken Macaristan seferine katılmış, 21 yaşında Karaman valisi olarak ilan edilmiştir. Çocukluğundan itibaren annesi Hürrem Sultan'ın gözetiminde yetiştiği için kendisini tahtın meşhur halefi olarak görmüş, babasının 3. İran Seferine(Nahcıvan Seferi) çıkarken kendisini tahtın muhafazası için Edirne'ye göndermesi bu fikri güçlendirmiştir.Bu sefer esnasında ağabeyi Şehzade Mustafa'nın boğdurulması ve küçük kardeşi Şehzade Cihangir'in bu haberin etkisiyle rahatsızlanıp vefat etmesi ile birlikte tahtın iki varisinden biri olmuştu.

Şehzade Mustafa'nın boğdurulmasından sonra birisi ortaya çıkıp Şehzade Mustafa olduğunu ilan etmiş, halkın ve askerin çokça sevdiği Şehzade Mustafa'nın ismini kullanarak kısa sürede binlerce taraftar toplamıştı.Bu isyan güçlükle bastırılırken isyanı Şehzade Beyazıt'ın çıkardığı söylentisi ve isyan bastırılırken ordusuyla isyancı kuvvetleri durdurmada ağırdan alması sebebiyle babasının kendisine olan itimadı sarsılmıştı. Buna rağmen kendisini affedip Kütahya Valiliğine atamıştır.

Annesinin 1558 te ölmesinin ardından (kimi rivayetlere göre Lala Mustafa Paşa'nın kışkırtmasıyla) asker toplamaya başlamış ve halkın desteğini almayı da ihmal etmemişti. Sultan Süleyman oğullarının savaşmaması için vali oldukları yerleri değiştirmiş; Şehzade Selim'i Konya'ya, Şehzade Beyazıt'ı Amasya'ya vali yaptığını ferman buyurmasına rağmen Şehzade Beyazıt bunu kendisine hakaret kabul ederek Kütahya'dan ayrılmak istememiştir. Bunun üzerine Sultan Süleyman eğer söz dinlememeleri halinde hala çocukları Mora Beylerbeyi Osman Şahı veliaht tayin edeceğini söylemiş bunun üzerine şehzadeler atandıkları yere gitmek durumunda kalmıştır. Amasya'ya giderken bile asker toplamayı ihmal etmemesinden babasının kısa sürede haberi olmuş ve kendisine nasihat etmesine rağmen nasihatleri dinlemeyip asker toplamaya devam etmiştir. Bunun üzerine babasının Şehzade Selim'e takviye kuvvet ve Sokollu Mehmet Paşa'yı göndermesi gecikmemiştir.

Devlet ricaliyle alınan kararla Şehzade Selim veliaht tayin edilince babasının ağabeyi Şehzade Selim'i desteklemesi üzerine isyan etmiştir. Şehzade Selim'in komutasında bulunan Osmanlı ordusuna karşı Anadolu'da ki sipahileri,eşkiyaları ve çiftbozanları toplayarak kendisine büyük bir ordu oluşturmuştur. Ağabeyi Şehzade Selim ile tutuştuğu savaşta kaybedince Amasya'ya çekilmek zorunda kalmış ve "Şahsi" mahlasıyla babasına af dilediği meşhur şiirini yazmıştır:

Ey serâser âleme sultân Süleymânum baba

Tende cânum cânumun içinde cânânum baba

Bâyezidine kıyar mısun benüm cânum baba

Bî-günâhım Hak bilür devletlü sultânum baba.

 

(Ey baştanbaşa bu aleme Sultan Süleyman olan babam

Tende canım, canımın içinde cananım babam

Bâyezidine kıyar mısın benim canım babam

Günahsızım, ALLAH bilir, devletli sultanım baba.)

 

Enbiyâ ser-defteri ya'ni ki Âdem hakkıçün

Hem dahi Mûsî ile Îsî-i Meryem hakkıçün

Kâinâtın serveri ol Ruh-ı a'zam* hakkıçün

Bî-günâhım Hak bilür devletlü sultânum baba.

 

(Peygamberler defterinin başındaki yani Âdem hakkı için

Hem de Musa ile Meryem'in İsa'sı hakkı için

Kâinâtın reisi o yüce ruhlu* hakkı için

Günahsızım, ALLAH bilir, devletli sultanım baba.)

 

Sanki Mecnûnum bana dağlar başı oldu durak

Ayrılup bi'l-cümle mâl ü mülkden düştüm ırâk

Dökerüm göz yaşını vâ-hasretâ dâd el-firâk

Bî-günâhum Hak bilür devletlü sultânum baba.

 

(Sanki Mecnunum bana dağlar başı durak oldu

Bütün mal ve mülkten ayrılıp uzağa düştüm

Ayrılık ve özlem acısından medet diyerek gözyaşı dökerim

Günahsızım, ALLAH bilir, devletli sultanım baba.)

 

Kim sana arz eyleye hâlüm eyâ şâh-ı kerîm

Anadan kardaşlarumdan ayrılup kaldım yetîm

Yok benüm bir zerre isyânum sana Hakdur alîm

Bî-günâhum Hak bilür devletlü sultânum baba.

 

(Sana halimi kim söylesin ey cömertlik ve hoşgörü padişahı

Annem ve kardeşlerimden ayrılıp yetim kaldım

ALLAH biliyor benim sana en küçük bir isyanım yoktur

Günahsızım, ALLAH bilir, devletli sultanım baba.)

 

Bir nice ma'sûmum olduğun şehâ bilmez misün

Anlarun kanuna girmekden hazer kılmaz mısun

Yoksa ben kulunla Hak dergâhına varmaz mısun

Bî-günâhım Hak bilür devletlü sultânum baba.

 

(Padişahım ne kadar çok masumum olduğunu bilmez misin

Onların kanına girmekten kaçınmaz mısın?

Yoksa ben kulunla Hak dergâhına varmaz mısın?

Günahsızım, ALLAH bilir, devletli sultanım baba.)

 

Tutalum iki elim baştan başa kanda ola

Bu meseldür söylenür kim kul günâh itse n'ola

Bâyezîd'ün suçunı bağışla kıyma bu kula

Bî-günâhım Hak bilür devletlü sultânum baba.

 

(Tutalım iki elim baştan başa kanda olsun

Bu özdeyiş söylenir ki kul günah etse ne olur

Bâyezîd'in suçunu bağışla kıyma bu kula

Günahsızım, ALLAH bilir, devletli sultanım baba.)

 

Bu şiirinin arkasında Kanuni Sultan Süleyman'ın da oğluna cevabı gecikmemiş "Muhibbi" mahlasını kullanarak yine şiir diliyle oğluna cevap vermiştir:

 

Ey dem-â-dem mazhar-ı tuğyân u isyânım oğul

Takmayan boynuna hergiz tavk-ı fermânım oğul

Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezîd Hân'ım oğul

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul.

 

(Ey sık sık haddini aşan ve isyan eden oğlum

Benim emirlerime asla boyun eğmeyen oğlum

Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezîd Han'ım oğlum

Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğlum.)

 

Enbiyâ vü evliyâ ervâh-ı a'zam hakkiçün

Nûh u İbrâhim ü Mûsâ İbni Meryem hakkiçün

Hâtem-âsâr-ı nübüvvet Fahr-i Âlem hakkiçün

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul.

 

(Nebiler, evliyalar, ulu canların hakkı için

Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu hakkı için

Son peygamber olan alemin övünç kaynağı hakkı için

Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğlum.)

 

Âdem adın etmeyen Mecnûna sahrâlar durak

Kurb-i ta'atden kaçanlar dâ'imâ düşer ırak

Ta'n değildir der isen Vâ hasretâ dârü'l-firâk

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul

 

(Âdem adını söylemeyen Mecnûn'a sahrâlar durak olur

Büyüklere itaat etmeyen daima uzağa düşer

Kader değildir hasret ve ayrılık acısından medet dilersen

Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğlum.)

 

Neş'et-i Hakdır nübüvvet râm olan olur kerîm

"Lâ-tekul üf" kavlini inkâr eden kalır yetîm

Tâ'ate isyâna alîmdür Hudâvend-i Kerîm

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul

 

(Nebilik Haktan kaynaklanır itaat edene ihsan olunur

"Anaya babaya üf bile deme" sözünü inkar eden yetim kalır

ALLAHın emirlerine isyanı kerim olan ALLAH bilir

Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğlum.)

 

Rahm ü şefkat zîb-i îmân olduğun bilmez misin?

Ya dem-i ma'sûmu dökmeden hazer kılmaz mısın?

Abd-i âzâd ile Hak dergâhına varmaz mısın

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul

 

(Merhamet ve şefkatin imanın süsü olduğunu bilmez misin

Ya masum kanı dökmekten sakınmaz mısın

Kulları azad ederek Hak dergâhına varmaz mısın

Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğlum.)

 

Hak reâyâ-yı mutî'e râ'î etmişdir beni

İsterim mağlûb edem agnâma zî'b-i düşmeni

Hâşe lİLLAH öldürürsem bî-günâh nâgâh seni

Bî-günâhım deme bâri tevbe kıl cânım oğul

 

(Hak beni itaat eden tebama koruyucu etmiştir

Düşman canavarını mağlup etmek  isterim

Seni günahsızken öldürüverirsem ALLAHtan korkarım

Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğlum.)

 

Tutalım iki elin başdan başa kanda ola

Çünki istiğfâr edersin biz de afv etsek n'ola

Bâyezîdim suçunu bağışlarım gelsen yola

Bî-günâhım deme bâri tevbe kıl cânım oğul.

 

(Tutalım iki elin baştan başa kanda olsun

Çünkü tövbe ediyorsun, biz de affetsek ne olur?

Bâyezîdim suçunu bağışlarım gelsen yola

Günahsızım deme hiç olmazsa tövbe et canım oğlum.)

 

Af dilemesi için Amasya Müftüsü Muhyiddin Cürcani'yi babasına, affedilmesini dilemesi için gönderdi. Ama geç kalmıştı. Devlete isyan ettiği için çoktan hakkında fetva verilmiş, uç eyaletlerde bulunan vali ve beylere dahi haber ulaştırılmıştı. Bunun üzerine yanına 12 bin kadar asker alıp İran Şahı Tahmasb'a sığınmak zorunda kaldı. Kazvin'de büyük bir törenle karşılanan Şehzade Beyazıt, Şah Tahmasb aracılığıyla babasından af dilese de sonuç değişmedi. Tahmasb ile Osmanlı Devleti arasında yapılan yoğun pazarlıklar neticesinde Kars Kalesi ve 1.200.000 altın karşılığında antlaşma yapıldı ayrıca Şehzade Selim padişah olduğunda dost olacaklarına dair bir ahidname bıraktı. Anlaşma sağlanınca Kazvin'e giden Osmanlı elçileri 25 Eylül 1561 (36 yaşında) diğer bir rivayetle 23 Temmuz 1562(37 yaşında) tarihinde Şehzade Beyazıt'ı ve oğullarını teslim alıp boğdular. Bu işler bitince Osmanlı heyeti Bayezid ve oğullarının tahnit edilmiş cesetleriyle yola çıktı. Şehzade ve oğullarının cesetlerini taşıyan heyet İran halkı tarafından bile nefretle karşılanıp, her geçtikleri yerde taşlandı. Cenazeleri  Sivas'a getirilerek surların dışında ki "Melik-i Acem türbesi"'ne defnedilmiştir.

 

 

 

 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz