...

7.6.2012
22589

BU BİR SEÇİM

Bu bir SEÇİM yazısıdır

Hayatımızı her an seçim yaparak geçiriyoruz. Ya yapmak istediğimizi yapmayı seçiyoruz ya da yapmak istemediğimizi yapmayarak yine seçim yapmış oluyoruz. Sonuçta çoğu zaman farkında olmasak da irili ufaklı birçok seçim yapıyoruz. Seçim yapmak demek seçtiğimizin dışındaki herşeyden vazgeçmek demek. Bir şekilde seçmediğimize de ulaşıyor ya da elde ediyorsak bu seçim yapmış olmak değil bence :) Bahsetmek istediğim nokta şu: Aklımız hep seçmediğimizde kalır değil mi? Seçerken ne kadar az şeyden vazgeçmek zorunda kalırsak o kadar içimiz huzurludur. Hemen akıllara alışveriş geliyor. Bütçe gibi sınırlı bir kaynağımız var çünkü. Sadece finansal kaynaklarımız yok sınırlı olan. Zaman da çok önemli değil mi? Yani seçimlerimizi yaparken dikkat edeceğimiz birçok parametre var aslında. Bir de şu var, dediğim gibi arasından seçim yapılacak listesi kabardıkça seçim yapmamız -vazgeçmemiz- zorlaşıyor. Bu ise seçim yapma sürecini uzatarak sınırlı kaynağımız zamandan götürüyor. İstatiksel düşünecek olursak, minumum gider (zaman, para, sağlık vs) ile maksimum kazanca (kalite, konfor, zevkimiz vs.) ulaşacak bir optimal noktaya ulaşmayı hedeflemeliyiz. Bir istatistik robotu olmadığımız ve geleceği görme yetimizin bir hayli düşük olduğu gerçeklerini göz önüne alırsak, hayat böyle işlemiyor maalesef. Bu teorikte böyle. Yapabildiğimiz tek şey tecrübe kazanarak kendimizi optimal noktaya olabildiğince yaklaştırmak. Yoksa modelimize göre irrasyonel olsa da, bir vitrin önünde sahip olmayı hayal ederek geçirdiğiniz saatler sonucunda elde ettiğiniz o elbisenin manevi değeri paha biçilemez olabilir :) Seçmediğinizden dolayı duyduğunuz pişmanlığı (ya da aklında kalması durumunu diyeyim) engelleyemezsiniz. Vazgeçerek olası ne kadar üzüntü yaşadığınızı kendinize bir sorun. Benim size önerim, seçim listenizi olabildiğince dar tutun. Çok fazla seçenek en iyiyi bulma konusunda avantajlı olabileceği gibi kafanızı karıştırmak gibi bir riskte içerir. Umarım siz de çoğu seçiminizi gönül rahatlığıyla gerçekleştirirsiniz.


Eğer Seçim Yapmaktan Hoşlanmayanlardansanız BU YAZIYI MUTLAKA OKUMALISINIZ

Hayatının kontrolünü elinde mi tutmak istiyorsun yoksa olacaklar olur modunda rüzgarın estiği yönde ilerleyen bir yelkenli misin? Seçim yapmayı istemekle, seçim yapmamak arasındaki fark bu bence. Öncelikle belirteyim şu anda henüz iki görüşü de eleştiriyorum. Tarafımı belli etmedim yani. İnsanlar bu konuda ikiyi ayrılıyor bence: seçim yapma konusunda daha istekli olanlar ve daha isteksiz olanlar. Hepimizin içinde az çok bir kadere bırakma, belirsizliğe emanet etme temayülü var bence. Mesela tavşana loto çektirmek gibi (inşallah karıştırmıyorum, tavşana loto çektiriyorlar değil mi? :) Siz seçmediğiniz de neler oluyor peki? Siz seçme hakkını tamamen dış etkenlere -siz dışı etkenler- bırakıyorsunuz. Bunun altında yatan psikolojik dürtülerden bir tanesi seçimi bilinmezliğe bırakarak sonucun olumlu olacağı sanısı. Bu bir sanı çünkü bu bir yanılsama aynı zamanda. Siz kaç yarışmacının "Var Mısın Yok Musun" adlı tv yarışma programında tamamen kendi istekleri doğrultusunda kutu açtırdığını gördünüz? İstisnasız bütün yarışmacılar sorar diğerlerine "Sen bu kutu hakkında ne düşünüyorsun diye?" Gerçekte, kutu sahibinin, kutuyla ilgili ne hissettiğinin, kutunun içindeki yazılı meblağ ile ilgisi yoktur. Söylenenler ile değişme olasılığı ise hiç yoktur. Bütün bir yarışma programı kutular hakkında hissedilenleri dile getirmekle geçer. Final ise her zaman olduğu gibi bir insanın dramına ya da mutluluğuna tanık olmakla gerçekleşir. Ve bir kez daha inanılmaz sığ ama finansal olarak zekice tasarlanmış bir formatla karşı karşıya geliriz. Konumuza dönecek olursak baş yarışmacı fikirlerini öğrenmek bahanesiyle pası diğerlerine atar. Kutusuyla ilgili doğru tahminde bulunan kişi göklere çıkartılır. Yanlış tahminde bulunan kişi ise yerin dibine batırılır. Ben diğer yarışmacıların yerinde olsam tahminde bulunmazdım ki akıllı yarışmacılar yaptıkları yorumların sonuna "yine de sen bilirsin" i yapıştırıverirler. Böylece top tekrar baş yarışmacıdadır. Bu örnek seçim yapmama konusundaki direnişimizi gayet güzel açıklıyor. Seçim yapmayarak sorumluluktan kaçıyor, olası bir başarısızlık durumundaki yükü üzerimizden atıyoruz. Başarısızlık durumunda suçlayabileceğimiz başkaları oluyor. Kişisel tatmin açısından gayet mantıklı olsa da toplumsal açıdan psikolojik olarak sakat bireyler ortaya çıkıyor. Hiçbir girişimde bulunmayan sonra da elindeki avantaj ortadan kalkınca avazı çıktığı kadar bağıranları hergün her an çevremizde görmüyor muyuz? Önce elde ettiklerimize bakalım. Kendimize hak olarak gördüğümüz şeylerin kaçı çabalayarak kazandığımız haklar? Geçim derdi ülkemiz insanının çok ayrı ve özel bir sorunu. Şimdilik bir kenara bırakıyorum. Ama gecekondusu yıkılınca çıldıranlar, değnekçilik yapmakta iken yerinden edilen insanlar ya da müşteriyi sen aldın ben aldım kavgası yapan taksiciler abartılı bir haklılık örneği sergilemiyorlar mı? Vatandaşımız sağolsun memleketimiz de haksız bir tek insan yok doğrusu. Ben birisinin çıkıp da kardeşim sen haklıymışsın ben doğru düşünememişim dediğine hiç şahit olmadım. En ufak bir anlaşmazlıkta hakkımızın gasp edildiği, mağdur duruma düştüğümüzü düşünüyoruz. Seçim yapmamanın sorumsuz bir kişilik geliştirmekteki rolüne birazcık da olsa değinebildim sanırım. İdeal olan insanın olabildiğince seçim yapma hakkını kullanması. Seçim yapma cesaretini kendinde bulmalı ve sorumluluğu üstlenmeli. Seçiminin sonuçlarını göze almalı. Bunun ödülü ne olacak biliyor musunuz? Hayatının kontrolünü ele almış olacak. Tercihlerimizde özgürleşeceğiz. Bağımsız ve güçlü bir birey olacağız. Tamamlanmış, olmuş bir kişilik olacağız. Bir anlamda insan-ı kamil... Her seçim yaptığımızda, seçtiğimiz şey gerçekleşecek diye bir kural yok. Hayatımızda kontrol edemeyeceğimiz durumlar kesinlikle olacak. Önemli olan, değiştirilmesi veya yön vermemiz mümkün konularda seçim yaparak, müdahalede bulunmak... Herkes yeterince seçim yaptığında eminim dünya daha güzel bir yer olacak. Umutluyum...


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz