...

28.9.2016
763

ZEMBİL-11 - 1

 

Bir kimse, İSA peygambere:

-          Ey hayır ve iyiliklerin muallimi! Bir kul, Allah’a karşı nasıl takva sahibi olur? İSA:

-          Bu kolay iştir. Allah’a derin bir muhabbetle bağlanırsın, O’nun rızası için gücün yettiğince salih amellerde bulunursun. Bütün Âdemoğullarına da, kendine acır gibi şefkat ve merhamet gösterirsin… Sonra da şöyle buyurdu:

-          Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapma! O zaman Allah’a karşı hakkıyla takva sahibi olursun (1)

                                                                       *

                        Âmâ İbn-i Ümmü Mektum, gözüyle değil, gönlüyle gören yüce sahabî tam 13 defa Hz. Peygamber’e vekâlet etmişti. Ehil olmaları halinde engellilerin de en üst mevkilerde görev alabileceklerini göstermişti (2)

                                                                       *

                        ZÜHD hareketi, İslam tarihinin TABİÛN yani sahabileri görenler devrine rastlamaktadır. Zahidler devri dediğimiz zaman çerçevesinde tüm ünlülerde temel niteliklerden biri de “çok ağlamaktı”

Kaynaklar, ağlamalarıyla ünlü bir grup sahabiden (“EL-BEKKÂÛN: Çok ağlayanlar.) Bunlardan BEHLÜL B. ZUEYD Medine yakınlarında bir dağa çıkıp demir zincirlerle ellerini arkadan bağlatarak şöyle yalvarmıştır:

-          Allah’ım! Zincire vurulmuş Behlül kulunun haline bakıp ona acı.

Bu devir zahidlerinde korku ve ürperti temel psikolojidir.(3)

                                                           *

SAV zamanında Araplardan biri sıkılmadan her türlü günahı işliyordu.

SAV vefat edince yaptığından vaz geçip yün hırka giyinerek çok ibadet ve Zühd izhar etmeye başladı.

-          SAV hayatta iken yapsaydın, elbette bu haline sevinirdi dediklerine bu ayeti okuyarak:

وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ اللّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

(Enfal:33)

Ve sen onların arasında iken; Allah, onları azaplandıracak değildir.

Ve onlar af sürecini yaşarken Allah, onları azaplandıran değildir.”

-          Benim iki EMÂNIM, azaba çarptırılmamam için iki GÜVENCEM vardı, biri gidince diğeri kaldı.(4)

 (…Nitekim hiçbir kavim, peygamberleri içlerinden alınmadan toplu azaba uğratılmamıştır.

·          İyiler içinden de kötüler zuhur edip, zulüm yapmaya ve zulümde aşırı gitmeye başladığı zaman, zulüm ve isyanın olumsuz etkisiyle meydana gelecek olan fitnenin zararı iyilere de dokunduğu gibi,

·          Kötüler içinde fevkalade iyiler zuhur etmeye başladığı zamanlarda az da olsa o iyilerin yüzü suyu hürmetine o kötülerin hak ettikleri ceza ve azab affa veya tehire uğrar

·         Kötüler azabı celbettiği gibi iyiler de rahmeti celbeder.

·         Hâsılı böyle söyledikleri zaman o kâfirlerin başlarına taş yağdırılmaması

·          Veya başka türlü bir elim azab ile cezalandırılmamaları, onların onu hak etmediklerinden dolayı değil, Allah Teâlâ'nın, Resulü'ne ve istiğfarı söz konusu olanlara büyük lütfundan dolayıdır.

·          Çünkü içlerinde peygamber varken veya istiğfar eden veya edecek olanlar bulunuyorken azab etmek, Allah'ın sünnetine uygun değildir. İşin içyüzü bu idi.(bk. Elmalılı M.Hamdi YAZIR, İlgili ayetin tefsiri)

*

Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL:

            İSLAM ordusu İstanbul’u kuşattığı sırada hastalanan EBÂ EYYUB şöyle demiştir:
“Allah’ın Resulünden işittim;

-          Kostantıniyye surunun dibine salih bir kişi gömülecektir.

Umarım ki o kişi ben olayım (5)

                                                                       *

Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA:

  • Firavun’un devleti de mezarı gibi piramit şeklindedir
  • Bu devlet piramidinin en tepesinde bütün yetkileri elinde bulunduran FİRAVUN,
  • Onun hemen altında kendisini parayla destekleyen KÂRUN,
  • Siyasî ve askerî olarak destekleyen HÂMÂN ve
  • Firavun için yapılan bütün faaliyetleri “meşru”  gösteren din adamı/ adamları BEL’AM yer alır.
  • Herşey, Firavun için var olan bu üçlünün elindedir. KARUN, HÂMÂN, BEL’AM
  • Bütün toplum bu üçlünün marifetiyle firavun’a “kul-köle” olmakla yükümlüdür (6)

*

            RASULULLAH’IN dilinden:

Benî İsrail’in ilk terk ettiği şey şuydu:

·         Bir kimse diğeriyle bir araya gelir, biri diğerine derdi ki:

-         EY FALAN! Allah’tan kork ve böyle yapmayı bırak, kuşkusuz bu sana helal değil.

·         Ertesi gün karşılaştıklarında onu yine aynı şeyi yaparken görür.

·         Bu durum o adamla yemesine, içmesine, onunla oturup kalkmasına engel olmaz.

·         Adamın günahta ısrar etmesine rağmen dostluğunu sürdürürdü.

Allah da onların bazısıyla bazısının kalbini mühürledi:

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لاَ تَغْلُواْ فِي دِينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ وَلاَ تَتَّبِعُواْ أَهْوَاء قَوْمٍ قَدْ ضَلُّواْ مِن قَبْلُ وَأَضَلُّواْ كَثِيرًا وَضَلُّواْ عَن سَوَاء السَّبِيل

De ki: Ey kitap ehli,

·         Haksız yere dininizde, aşırı gitmeyin haksız yere haddi aşmayın

·         Ve evvelce hem sapmış,

·         Hem çoğunu saptırmış ve

·         Doğru yolu bırakıp sapıklığa dalmış olan

·         Ve (hâlâ da) dümdüz yoldan ayrılıp sapa gelmiş bir kavmin heva (ve heve) sine uymayın… Maide 5/77

                    Ayetini okudu ve sonra ekledi:

-         Hayır, vallahi ya iyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz, hakka aykırı davrananı Hakka çevirirsiniz veya Haktan ayrılmasına engel olursunuz.

Ya da Allah sizin kalplerinizi Yahudilerin kalplerine benzetir, sonra onlara lanet ettiği gibi size de lanet eder.(7)

 

                                   TARİH

Doç. Dr. Gülay KIRPIK (Gazi Ü. Eğt. F.):

1923 DE İzmir İktisat Kongresinde ÜÇ İŞÇİ DELEGE, Latin harflerinin kabulü yönünde bir önerge teklifinde bulunurlar.

Kongreye başkanlık eden Kazım KARABEKİR PAŞA, İslam’ın birliğine zarar verdiği gerekçesiyle bu önergeyi reddetmiştir. (8)

                                                           *

Ramazan KAYAN:

SASANİ imparatorluğunun sınırlarını zorlayan İslam ordusu elçisi REBİ B. ÂMİR, Sasani komutanına karşı konuşurken müminlerin niteliklerini açıklar.

Komuta merak ediyordu; Düne kadar çölde hiçbir özellikleri olmayan bu insanlar bu gün bu güce nasıl kavuştular? Kralları dize getiren bu kuvvetin sırrı neydi? Elçi işin keyfiyetini şu cümlelerle netleştiriyordu:

·         Bizi buraya insanlara kullara kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul olmak için…

·         Beşerî sistemlerin zulmünden kurtarıp İslam’ın adaletine kavuşturmak için…

·         Dünyanın sıkıntılarından uzaklaştırıp, ahiretin genişliğine çağırmak için Allah gönderdi (9)

                                                                      *

                        Doç.Dr. Muharrem KESİK (İst. Ü. Fen edebiyat F. Tarih bölümü):

“İlk Müslüman Türk devletlerinden birinin başına geçen GAZNELİ MAHMUD’un babası tarafından yazdırılan nasihat kitabı “PENDNÂME” ‘yi gece gündüz okuduğunu, öğütlerini âdeta ezberlediğini biliyor musunuz?

Üzerinden 10 asırdan fazla zaman geçse de bugünün liderleri için bile eskimemiş olan nasihatler (10)

                                                                       *

                        CUMA VURAL:

I.Dünya Savaşı sırasında 4. Ordu Karargâhında Mekke ve Medine’yi kurtarmak için “HİCAZ SEFERÎ KUVVET”  hazırlanması meselesi görüşülürken, Harbiye Nazırı ENVER PAŞA, bu iş için Mustafa Kemal’i atamış ve bunun üzerine Mustafa kemal’in:

-  Değil Hicaza asker sevk etmek, hatta oradaki askerleri de geri almak ve kuvvetleri verimsiz yönlere dağıtmak gerek, diyerek görüşünü belirtmiş

Ve sonunda Mustafa Kemal’in bu görüşünün kabul edilerek Medine’nin boşaltılmasına karar verilmiştir.

Tam bu sırada ışıkların ânîden sönerek ortalığın zifirî bir karanlığa bürünmesi üzerine bunu ilâhî bir îkaz kabul eden CEMAL PAŞA birden ürperip sarsıldığını hissetmiş ve daha sonra Hicaz’ın boşaltılmasından vaz geçilerek FAHREDDİN PAŞA Medine’ye gönderilmiştir (11)

                                                                                  *

Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK:

İlk Millet Meclisi’nde o devrin tarikat hayatının büyük isimlerinden bazıları da vardı:

  • Hacı Bayram postnişîni ŞEYH Şemseddin Efendi
  • NAKŞÎ şeyhi Servet Efendi
  • Bektaşi şeyhleri Mazlum baba ve Cemaleddin Efendi
  • Mevlevi Abdulhalim Efendi (12)

                                                                                   *

 

            Prof. Dr. MEHMET ÇELİK (Celal BAYAR Ü.Fen-edebiyat F.Tarih Bölümü Başkanı)


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz