...

13.7.2010
1090

KABİR-MEZAR- ZİYARET

HATIRLA-UNUTMA-İBRET AL
• “Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile” (Nisa;78)
• Her canlı ölümü tadacaktır – Enbiya,35
*
    EFENDİMİZZ SAV;
Abdullah İbni Ömer’in omuzundan tutarak şöyle buyurdu.
1- Dünyada sanki gurbette imiş gibi veyahut da yolculukta bulunuyormuş gibi ol.
2- Kendini mezarlıktakilerden say.
3- Sabahladığın zaman kendine akşamdan söz etme
4- Akşamlayınca da sabahtan söz etme
5- Hastalanmadan önce sıhhatinden, ölümden evvel de hayatından faydalan. Çünkü sen yarın isminin ne olacağını bilemezsin ey ABDULLAH! SÜNEN-İ TİRMİZİ- C. 3 s.388
*
Bir gün Resul-i Ekrem, kahkahalar atan bir meclise uğradı ve:
- Meclisinizi, muhabbetinizi alt üst eden şeylerle karıştırınız. Buyurdu.
- O nedir? Diye sormaları üzerine:
- “Ölümdür” buyurdu.
05.08.1999-AKİT
*
HAZRETİ EBU BEKİR:
• EY ALLAH’IN KULLARI!
• Ölenlerden ibret alın.
• Dün nerde idiler bugün nerdeler?
• Nerede harp meydanlarında cengâverlikleri ile anılanlar? Çürümüş kemikler haline geldiler
• Çalışın! Günleri saatleri kaçırmayın.
• Kendinizi ölüme hazırlayın
 07 -07 2009- ERKAM TAKVİMİ
*
MUSTAFA İSLAMOĞLU:
“İslam sitelerinde şehrin kalbini cami oluşturur.  Caminin etrafında ise “hazire”si vardır. İllaki o hazirede mezarlar vardır. İnsanlar sabah odalarının perdelerini açtıklarında ölüleriyle karşılaşırlar, yani ki ölümleriyle. Bu bir mesajdır: Ey insan! Ala külli hal öleceksin.(Dağarcık. II – 282)
    *
EBUHUREYRE, 78 yaşında iken ölüm yatağına düştüğünde ağladı. Sordular:
- Niçin ağlıyorsun?
- Ben dünyanıza ağlamıyorum. Ancak yolculuğun uzun oluşuna ve azığın az oluşuna ağlıyorum. Beni cennete veya cehenneme götürecek yolun sonunda durdu. Artık mimliyorum, onların hangisinde olurum. Dedi.RİBAT-SAYI:15-s.7-MART 2001
*
İMAM MÜCAHİD:
“Çadırdan ve çamurdan yapılan her hane halkını “ÖLÜM MELEĞİ”  her gün mutlaka iki kere dolaşır.”
RÛHU’L-Furkan- Mahmut USTAOSMANOĞLU-CİLT.9 -  s.453  - İst.2001
*
ÖMER B. ABDÜLAZİZ:
Cenazeyi defnetmişler ve cemaat dağılmıştı. O kabrin yanında bekledi. Etrafındakiler sordu:
- Cenazenin sahibi değilsiniz, niçin bu kadar beklediniz?
- Kabir bana hal lisanı ile “onların kefenlerini yırtıyorum, vücutlarını parçalıyorum, kanlarını emiyorum. Hala benden ibret alınmıyor “diyor.
HALİFE AĞLADI. 24 ŞUBAT 2010-ERKAM TAKVİMİ
*
BİŞR-İ HAFİ (vefatı h.227)
“Dünya sıkıntısından dolayı üzülüyorsan ölümü hatırla. Çünkü o dünya sıkıntısını giderir.”
01 Mayıs 2010- Fazilet Takvimi
*
ÖMER DÖNGELOĞLU:
“Hanginizin vücudunu böcekler yemeyecek?”
30 Nisan 2010- Tavşanlı Belediye Kültür Salonu konferansı
*
Hüseyin AKIN:
“Mezarlar ve Mezarlıklar yaşam hızımızı frenleyip dengeleyen yerlerdir.”
26.09.2009- Avrupa Milli Gazete
*
TARIK BİN ZİYAD, TOLEYTOLA’ da kralın hazinelerine ayağını basarak kendi kendine: “Evvelki gün bir köleydin, dün bir kumandan, bu gün de bir fatihsin: Unutma! yarın toprağın altına gireceksin” deyip yüzünü yere koyar
M.F. GÜLEN-c.1-s.72   -  İzmir–1995
*
Hazreti Ali diyor ki:
EY ALLAH’IN KULLARI!
• Siz bu dünyadan göçüp gidenlerden farklı değilsiniz.
• Onlar sizden daha uzun ömürlü, daha kuvvetli, daha mamur beldelere sahiptiler.
• Birkaç sene sonra sesleri sakinleşti ve tamamen duyulmaz oldu.
• Cesetleri çürüdü. Toprağı mesken edindiler.
• Yurtları bomboş kaldı ve eserleri yok oldu.
• Onlar muhteşem saraylarını, toprak yığılı viraneler yapılmış mezarlara değiştiler.
• Yerleri dar, sakinleri gariptir.
• Sizin de ölüler diyarına varmanız yakındır.
•    Sizi de kabir kucaklayacak. İşle bitince haliniz nice olur.
07 Aralık 2009-  ERKAM Takvimi
*
Türk Atasözü:
Dünyada üç şeye çare bulunmaz:
1- Göğe direk
2- Denize kapak
3- Ölüme çare
GENÇ Beyin-s.15- Sayı:87-Haziran–2009
 *
Hazreti ALİ’ ye;
- Ya EMİRE’L_MÜMİNİN! Sana bekçilik edelim. Dediler. Şöyle buyurdu:
- Kişinin bekçisi ecelidir.
İmam ŞARANİ-Tabakatü’l-Kübra –Tercüme: Abdülkadir AKÇİÇEK-C.1-S.60--145-İst.1986
         *
RABİA bir yerden geçiyordu. Kuzu kızartıyorlardı. Kuzuya uzun uzun baktı ağladı.
- Bacı! Buyur beraber yiyelim. Ağlayacak ne var?
- Yok! Yok! Onun için ağlamadım.
- Niye ağladın?
- Ateşe, hayvanlar ancak öldükten sonra girerler. İnsanlar diri-diri girerler. Aklıma o geldi, ona ağlıyorum.
Çetin DEMİR- Düşünen mi var? 1.cilt- S.485 – İstanbul–1986- Zafer Mat.
 *
 KARACAOĞLAN:
 Üç derdim var, birbirinden seçilmez
 Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
25.08.1999- Akit Gazetesi
 *
 Ferhan KÖROĞLU.
 “Geçtiğimiz gün bir mezar ziyaretine gitmiştim. Orada aramızdan zamanlı zamansız ayrılan 7’den 70’e çok sayıda insan sessizce yatıyordu. Orada yatanlar sadece bedenler değildi. ERTELENMİŞ UMUTLARDI. SÖYLENMEMİŞ SÖZLERDİ. YARIM BIRAKILMIŞ İŞLERDİ.
 Kim bilir onlar hayata veda ettikleri sırada neleri yarım bırakmışlardı?
 Kimisi “Tamam, onu kırdım, ama nasılsa yarın gönlünü alırım” diyordu.
Kimisi, “Adam sende… Bu konsere bir daha ki, sefere giderim “ demişti.
Kimisi de “Tatile haftaya çıkarım, hele şu işi de halledeyim” diye düşünüyordu.
Belki bir küçük çocuk babasından gelecek bisikleti bekliyordu. Adamsa “Bu akşam yorgunum, yarın alır giderim” diye düşünmüştü. Çocuk bisiklete binemedi.
Ve onlar hiç biri, düşündüklerini yapamadı.
Tavuk Suyuna Çorba, seçme Öyküler-s.55-Ankara -2006-HYB yayıncılık:173
*
REBİ BİN HEYSEM, evinde bir mezar kazdırmıştı.
Kalbinin katılaştığını hissettiği zaman bu kabre girer. Bir saat kadar orada kalır. Tefekküre dalar;
“…Rabbim! Beni geri gönder, ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi işler yapayım “(Müminun; 99–100) ayetlerini okurdu.
Mezardan çıkınca da;
-Ey REBİ! Bak geri çevrildin. Geri çevrilmeyeceğin an gelmeden, iyi amellerde bulun. Derdi
24.08.2005— Vakit
*
EFENDİMİZ SAV:
“ Kabirleriniz için hazırlanın. Çünkü KABİR HER GÜN 7 defa şöyle der:
- Ey zayıf olan insanoğlu!
 Bana gelmeden önce kendine acı ki, ben de sana acıyayım. Kendimize değil; mezara kendimizi hazırlayalım.
RAGIP GÜZEL- Minberden Müminlere En Güzel Hutbeler- s.207- İst.1997-
 *
 MEHMET KIRKINCI:
 “ Ahiret olmasa, kazandığımız servetlerin veya eriştiğimiz ilmi mertebelerin mahiyeti şu gülünç hali alacaktır;İnsan fakir ölse, tarla fareleri onu etiyleZengin olarak ölmesi halinde, zengin insanın etiyle
Okuma yazma bilmeden ölsek, yine tarla fareleri okumamış insan eti yerler
Okuyup profesör olmamız halinde, profesör eti takdim etmiş oluruz.
Bizim dünyaya geliş gayemiz tarla farelerini beslemek olmayacağına göre, elbette ahiret vardır. Allah bizi oraya namzet etmiştir.
KABRE KONULAN bedenimiz ise “ruhumuzun eskimiş elbisesidir.”
Hikmet Pırıltıları- s.126- İstanbul–1977
*
SÜFYAN-I SEVRİ:
 “Kim kabri çokça anarsa, orayı cennet bahçelerinden
Bir bahçe olarak bulur. Kim de onu hatırlamaz ve gafil kalırsa, kabir onun için cehennem çukurlarından bir çukur olur.”
SAİD ALPSOY – Kabirde Neler yaşanır? Ölüm Yolculuğu -2-  s. 16
 *
Kalbi gözü açık olan EBU DERDA, bir kabir başında durup.
“Ey Kabir! Dışın ne kadar sessiz, fakat için ne dehşet verici korkularla doludur.”demiş ve hüngür- hüngür ağlamış.
 (O.NURİ TOPBAŞ-muhabbetteki sır s.194)
 *
''mezardakilerin pişman oldukları şeyler için dünyadakiler birbirlerini yiyorlar!..'' -GOETHE-
    *
TOLSTOY:
“İnsan, ölümü düşündükçe hayattan daha az tat duyar ama daha sakin yaşar”
M. Emin KAZCI- 20.12.2005 - Vakit

                     *                   
SAV: “Her kim bir müslümanın cenazesinin ardınca gider(de gömülünceye kadar bekler)se UHUD dağı kadar iki kırat mizanına konulur.
Ruhul-Furkan- Mahmut USTAOSMANOĞLU-CİLT.13 s.91 İst.2008
                    *

“Ölüler ziyaretçilerini bilirler.
Sözlerini işitirler.
Ne kadar mesafe olsa da, kabirlerinin üstüne oturanlardan lâtif cisimleriyle eziyet çekerler. S.A.V:
Her kim kardeşinin mezarını ziyaret edip da yanına oturursa mutlaka onunla ünsiyet kurar ( yakınlıkduyar) ve yanından kalkıncaya kadar sözlerine cevap verir.
RÛHU’L-Furkan- Mahmut USTAOSMANOĞLU-CİLT.9 -  s.432  - İst.2001
- Kardeşim Abdurrahman'ın kabrinden geliyorum.
-  Resûlullah (s.a.) kabir ziyaretini yasaklamadı mı?
- Evet, kabirleri ziyaret etmeyi yasaklamıştı, fakat sonra izin verdi. (Sünenü'l-Esram).
• Kadınların kabir ziyaretleri konusunda lânet hadisi bulunmakla beraber Hz. Fâtıma, Hz. Âişe gibi büyüklerimizin kabir ziyaretlerine dair sağlam rivayetler de vardır. Bunların karşısında lanet hadisi, "ziyaret konusunda aşırı gidenler, diğer vazifeleri aksatanlarla ilgilidir, genel değildir" şeklinde yorumlanmıştır.
• Resûlullah durmadan kabirleri ziyaret eden (işleri güçleri kabirleri ziyaret etmek olan) kadınları lanetlemiştir. (İbni Mâce, Tirmizî).
• Hz. Fâtıma her Cuma günü amcası Hamza'nın kabrini ziyaret eder, orada namaz kılarak Rabbine ibadet ve amcası için dua eder, ağlardı. (Hâkim)
• Sonuç olarak kadınların ve erkeklerin normal ölçülerde kabir ziyaretleri meşrudur;
• İbni Hazm gibi, "Hayatta bir kere olsun ziyaret vacibdir" diyenler bile olmuştur (Şevkânî, Neylü'l-evtâr, V, 117–120).


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz