...

14.7.2010
886

KABİR-MEZAR- ZİYARET

EBEDİ İSTİRAHATGÂH (!)
Yanlış kullanılan bir söz… Kabir ahiret duraklarının ilkidir. Öyle olunca biz orada ebedi değiliz.
*
KABİRDE
Fatma NUR CİHAN:

“Ya RAB! Kapına geldim.
Dünya avuttu beni, oyaladı, eğlendirdi. Ben de daldım ona, unuttum seni, unuttum kendimi. Ölüm geldi. Hayat bitti.
“Keşke” si olmayan,

 Gizlisi olmayan,
Dönüşü olmayan,
Müsveddesi olmayan hayat…
Kapına geldim. Ölümle geldim. Öldüm de geldim. Affına geldim. Lütfüne geldim. Sana geldim Ya RAB!”
20.Şubat.2009 – ERKAM TAKVİMİ

*
SAİD ALPAY:
• Önce böcekler ve bakteriler girer,
• Sonra karında toplana gazlar cesedi şişirir ve bu şişlik bedenin her tarafına yayılarak, tanınmaz hale getirir.
• Daha sonra bu gazın diyaframa uyguladığı basınçtan dolayı ağızdan ve burundan kanlı köpükler gelmeye başlar.
• Çürüme ilerledikçe kıllar, tırnaklar yerlerinden ayrılır. Bununla birlikte iç organlarda da çürüme hızlanır, en korkunç noktaya gelir.
• Karında toplanan gazlar deriyi patlatır ve bedenden tahammülü imkânsız pis kokular yayılmaya başlar.
• Bu arada kafadan başlamak üzere adaleler de yerlerinden ayrılır.
• Cilt ve yumuşak kısımlar tamamen dökülür ve iskelet görünmeye başlar.
• Beyin tamamen çürür ve kil görünümü alır.
• Kemikler bağlarından ayrılır ve iskelet de yavaş yavaş dağılmaya başlar.(Dünya Hayatının gerçeği, sh.58)
• Ta ki toz toprak oluncaya kadar, sonra o toprağı kullanarak biz, kaliteli porselenden bardaklar yapar ve onlarla su içeriz. Hem de afiyetle…
Mezarda Neler Yaşanır? Ölüm Yolculuğu -II- sayfa:49
*
SON DURUM NEDİR
YAPILACAKLAR?
EFENDİMİZ SAV:
“Ölüm anında “LÂİLÂHE İLLALLAH” telkın edin ki, ölüm zorluklarını size kolaylaştırsın”
RÛHU’L-Furkan- Mahmut USTAOSMANOĞLU-CİLT11 -  s.315  - İst.2007
*
Hint şairi RABİNDRANATH TAGOR; -“EY DÜNYA! Ben öldüğüm zaman, sessizlik içinde şu benim bir tek kelimemi sakla: “SEVDİM!” diye haykırmıştı.
Cemil SENA- İnsanlar ve Ahlaklar-s121- İstanbul–1970
    *
Hekim oğlu İSMAİL: “Artık mezarlıklara harcanan mermerlere israf demeyeceğim. Zira öyle ölülerimiz vardır ki, ONLARIN KALKMAMALARI için o mermerler azdır bile…
YAPRAKLAR- S.39 -1972
*
Ahmet b. Hanbel (H.241), sekerat sırasında eliyle işaret yaparak;
- Hayır! Olmaz! Diyor. Oğlu:
- Baba! Bu ne hal? Deyince, o da:
- Şu an tehlike zamanı, dua ederek yardım et. Yanında oturanlardan biri İblis… Ey Ahmet benim elimde can var. Ben de
- Hayır olmaz! Diyorum. Son nefese kadar tehlike mevcuttur. İblis’in aldatmasından emin olmak yoktur.
Dr. Sevim ASIMGİL-İnsanlığa Işık Tutan Hayatlar- s.217-İst.1997-Furkan Kitap evi

İBRAHİM EDHEM;
Ölüm vardır dersiniz, hazırlanmazsınız.
Babanızı annenizi, diğer sevdiklerinizi kendi ellerinizle kabre koyarsınız, ibret almazsınız.
Bunca yaramazlıkla elbette duanız müstecab olmaz.
07 Kasım 2009- Erkam Takvimi
*
İMAM GAZALİ;
“MEZARDAKİLERİN PİŞMAN OLDUĞU ŞEYLER İÇİN, DÜNYADAKİLER BİRBİRLERİNİ KIRIP GEÇİRİYOR.”
Ragıp GÜZEL- Minberden Müminlere En Güzel Hutbeler- s.240- ist 1997
*
Haydar-ı KERRAR Hazreti Ali diyor ki;
“Sanki ölüm bizden başkalarına yazılmış! Sanki ölüm bizden başkasına hükmedilmiş, Sanki şu mezardakiler bir yere gidiyorlar da, az zaman sonra dönecekler? Onları kabirlerine götürüyoruz, miraslarını yiyoruz. Sanki biz aynı akıbete düşmeyecekmişiz gibi!
Hiç öğüt almayacak mıyız?
Mustafa KAPLAN- 16.07.2005-VAKİT Gazetesi
*
Cenazeyi çelenklerle teşyi etmek Hıristiyan âdetidir.
ÇELENK, aslında Hıristiyan’ın kutsal bildiği haç taşımanın aracıdır.
Çıplak taşımamak için onu süslemekte ve mezara kadar götürmektedir.
Peki, biz bu çelenk hurafesi ile kabre ne göndermekteyiz? Haç mı? Üzüntülerimizi mi? Okuyamadığımız fatihaları mı?
Müslüman ölen kardeşine Fatiha okur.
İslamiyet kabir üzerine yığılmış, kurumaya mahkum çelenk ve çalı değil;büyümeye ve yeşil kalmaya layık fidanlar,çiçekler dikilmesinden yanadır.
ERKAM TAKVİMİ- 04 MART 2010

TEZKİYE
(EY CEMAAT!
NASIL BİLİRSİNİZ?)
“Huzurunuzdaki bu mevtayı nasıl bilirsiniz?  Sorulmasına ve buna verilen cevaba “tezkiye” denir. Ahiret âlemine göç etmiş ve bizden hayırlı bir dua bekleyen müminler hakkında güzel sözler konuşmalı,
Vefat etmiş kimsenin iyi halleri çoğunlukta bulunuyorsa, o şahsın lehinde ifade kullanılmalıdır. Kötülükleri ekseriyette ise Allah taksiratını affetsin “ demelidir.”Ölüleriniz hayırla yâd edin hadis-i şeriflerine uygun hareket etmelidir.
Bir topluluk taşıdıkları cenaze ile Rasulullah sav’ n bulunduğu yerden geçiyordu.Huzurunda bulunan sahabeler, vefat eden kimseyi hayırlı işleri ile övdüler. Bunları duyan Peygamber sav,
-   Vacip oldu dedi.
Daha sonra başka bir cenaze ile geçtiklerinde, cenazeyi hayatta iken yapmış oldukları kötülüklerle andılar yine
- Vacip oldu dediler. Hazreti Ömer
- Ne vacip oldu? Diye sorunca; Efendimiz sav:
- Şu hayırla övdüğünüz kimseye cennet vacip oldu. Kötülükleri ile andığınız şahsa cehennem vacip oldu. Zira siz, yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz. Buyurdu.
 Mehmet EMRE- Müslüman’ca Yaşama Sanatı İslam’da ölçüler s.404,405- İst–1994
*
TAZİYET (Başsağlığı dilemek)
”Başınız sağ olsun “şeklinde vefat etmiş kimsenin hayattaki yakınlarına dilekte ve sabır tavsiyesinde bulunmaktır.
1- Vefat edenin yakını üç günü geçmemek üzere evinde oturup başsağlığı dileklerini arz etmeye gelenleri kabul edip, tavsiyelerine uyarak sabrı iltizam etmelidir. Yakın taşrada ise üç günden fazla olabilir
2- Bu vazife ancak bir defa yapılır ve bu zaman içinde ifa edilir
3- Bu vazifenin kabristanda veya cenaze evinin önünde yapılması bid’attır. Oralarda yapılması mekruh görülmüştür
4- Allah sizlere “sabr-ı cemil-ecr-i cezil ve uzun ömürler ihsan etsin şeklinde duada bulunmak güzel görülmüştür.
5- Cenaze çıkan EVDE BİRİNCİ ÜÇÜNCÜ, YEDİNCİ GÜNLERDE ZİYAFET TERTİBİ mekruh görülmüştür. Daha net ifade ile ölünün yakınlarının o hafta içinde YEMEK ZİYAFETİ yapmaları SÜNNETE AYKIRIDIR.Yapılan muhitlerde ZİYAFETE KATILMAMALIDIR.
6- Sünnete uygun olanı, komşuların veya yakın akrabaların yemek hazırlayarak cenaze evine götürmeleridir.
7- Peygamber sav, CAFER’ in şehit olduğu günde, onun hane halkı için yemek hazırlamalarını kendi ehl-i beytine emretmiştir.
Mehmet EMRE- Müslüman’ca Yaşama Sanatı İslam’da ölçüler s.406,407- 1994
*
Sav; Küçük yaşta vefat eden oğlu İbrahim’in kabrinin başına bir taş dikti. Kabrinin üzerine ilk defa su serpilen de o oldu.ÜSVE-İ HASEN O.N.TOPBAŞ C.2- S.409
*
ABDULLAH B.MU’TEZ, birine başsağlığı için şöyle yazdı:
• Dünyada ebedi kalmak umulmaz.
• Zenginlikten emin olunmaz
• Allah’ın hükmüne kızılmaz
• Allah’tan ayrı kalınmaz, insan onun taatındadır
• Sabır gerektiren hususta sabrı gereğince yerine getir
• Allah seni NİMETİ TAŞIYAN, ŞÜKRÜNÜ YERİNE GETİREN, zorluk sırasında sabreden, bolca ecre kavuşanlardan eylesin, sabretmeye muvaffak kılsın (El-Müslimûn mecmuası–1963 sayı:3) 07.06 1991- Diyanet Takvimi-
 *
TAHİRU’L-MEVLEVİ:
 İstemem nakl-i cenazemde çeleng ü âhenk
 Debdebe ile gidilir saha değildir makber
 Orası medhalidir bârigâh-ı Mevlâ’nın
 Kapısından içeri acz ile girmek ister
Gerçek Hayat–29.05.2009 – sayı:449-s.17
*
Bir anne doğum anında ikizleriyle beraber vefat eder. Mesnevi şarihi Tahiru’l-Mevlevi bu hadiseden çok duygulanır ve akrabalarını araştırıp buldurur:
- Ben bu üç mevtaya bir kabir taşı yazdırmak suretiyle TAZİYEDE bulunmak istiyorum. Der ve şu şiiri yazar;
Dünyada der-âğuşa ecel vermedi imkân
Etti beni hem-makber iki yavrucuğumla…
Artık tutarak dest-i yetimanelerinden
Geldim sana Rabbim! İki öksüz çocuğumla!
(Der-ağuş: kucaklamak
Hem-makber: aynı kabirde olmak
Dest-i yetimanelerinden: yetim kalmış ellerinden) 08 Haziran 2010-ERKAM-TAKVİMİ


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz