Toprağa baktık;
12.10.2018 10:10:00
264

“Toprağa bakarsan…” mis kokulu domatesler, altın sarısı patatesler, özlediğimiz lezzetleri, bir bir toplayıp, soframıza taşırken “nerde o eski tatlar ” ı yaşamanın güzelliğine ulaşıyorsunuz.

Aşık Veysel’in

“Havaya bakarsam hava alırım, Toprağa bakarsam dua alırım, Topraktan ayrılsam nerde kalırım, Benim sâdık yârim kara topraktır. “ dörtlüğünde anlattığı ‘o yar’in sadakatini , koynunda o küçücük fideleri çiçekleyip, birbirinden güzel meyveleri sunduğunda, coşkuyla hissediyorsunuz.

Eşim Alibey ile, doğrusu bilinçli ya da hesaplı bir başlamadı. Toprakla ilişkimiz. Ormanlarımızda, kimin diktiğini bilmediğimiz, kestane ağaçları, elma ağaçları ve erk ağaçlarının meyvelerini görünce; bu ağaçların filizlenmesine, yeşermesine vesile olanları tanımasak da andık. 1000 yaşında, zeytin, 500 yaşında ceviz…..

Bu hayranlıkla, Tavşanlı’daki pek de büyük olmayan tarlamızda, geleceğe böyle bir hizmet yapmayı istedik. Bu tarlamızda en uygun ceviz yetişeceğini öğrendik. Toprağımızı sürdürüp, taşlarını temizledik, ziraat odası başkanı İsmail bey’in, İlçe tarım müdürü Ahmet Temel ve orada görevli uzmanlarımızın da rehberliği ile, ceviz fidanlarımızı toprakla buluşturduk.

Tarlamız kimyasal gübreyle hiç tanışmamıştı. Hiç ilaçlama yapılmamıştı. Biz de bu ceviz fidanlarının boşluklarında ve küçücük bıraktığımız bölümde, yerli tohumlardan domates, biber, soğan, patates yetiştirmeyi istedik. Meralarda otlamış, küçükbaş hayvan gübresiyle zenginleştirip, çiftçilerimizin yıllardır yerli ve oynanmamış, tohumlarla ürettikleri fidelerle, sevgiyle, sabırla bize örnek olan Aysel-Halil Oral’ın da verdiği destekle ilk tecrübemizi geçen yıl yaptık. O domateslerin, biberlerin, soğanların, bal kabaklarının, yemek kabaklarının tadını, toprakla dostluğumuzun mutluluğunu yaşadık.

Bu yıl da, bahar gelince, toprak bizi yeniden çağırdı. Biraz fazlaca patatesle birlikte yine sebze fidelerimizi toprağa emanet ettik.

Çuval çuval patates, bir tona yakın bal kabağı çıktı. Bu bizim ihtiyacımızın çok çok üzerindeki ürünü değerlendirmeyi, satıp masrafını çıkarmayı doğrusu bilmiyoruz. Amatörce olunca, hiç bunları ekerken, gündelikçi çalıştırırken, damlama sulama kurarken, su motoruyla uğraşırken, hiç de ürünleri nasıl değerlendireceğimizi düşünmedik.

Gazeteci olarak, ekilebilir tarlalar boş durmasın demek kolaydı. Toprakları varken, neden iş müracatı yapılıyor demek kolaydı. Tavşanlı pazarlarında, satış yapan üreticilerimiz var. Ama acaba bu satışlarda, masraflar çıkıp, tarım sigortasını ödeyecek kadar, gelir elde edebiliyorlar mı? Ürünü tarladan satacakları bir sistemde, ya da organizasyonda yine pazarda kendileri satmayı mı tercih ederler.

Organizasyon derken;

Manav açan esnaflarımız var. Bu esnafımız, devletin verdiği hibe desteklerle, bir soğuk hava deposu bir paketleme tesisi ile, bu ürünleri üzerlerinde üretim yeri, üreten çiftçi etiketleriyle paketleyip, satışa sunsa; hatta şehir ötesi anlaşmalar yapsa, hem çiftçilerimiz hem işletmecimiz kazanırken, büyük şehirlerde yerel ürün lezzeti alanlara da bu imkan sağlanamaz mı? Aynı zamanda dağ eriklerimiz, doğal meyvelerimiz bile değerlenmez mi?

Üniversite ilgili fakültelerinde, böyle bir çalışmayı yapsa, bir fizibilite raporu hazırlasa…..

Bütün oda yönetimleri Tavşanlı sorunları ve beyin fırtınası toplantılarında, bu konuyu gündeme alamazlarmı?

İl genel meclisi, köylerin yaşanabilirliğini ve sürdürelebilirlik çalışmaları kapsamında, gündeme getiremezler mi?

Bunu gönüllü amatör küçük çiftçiler olarak aklımıza gelenleri gerçek çiftçilerimiz gerekli görürler mi?

Böyle bir organizasyonda tarım fakültelerinde okuyan, açılan yaygın eğitim kurslarında sertifika alan, işsizlikle yüzyüze kalan, ticari yetenekleri olan, işletmecilik eğitimi alan işsizlikle boğuşan bir sürü gencimiz iş sahibi olmak istemez mi?

Kütahyalı hemşehrimizin yöneticisi olduğu tarım kredi kooperatifleri, buna destek vermez mi?

Yerel yöneticilerimiz destek olmaz mı?

Milletvekillerimiz ne derler acaba bu konuda?

Şunu biliyorum ki; İyi niyetlerle başlayan ve sürdürülen her iş, mutlaka iyi sonuçlar getirir.

Dönüp dolaşıp, altına gireceğimiz sadık yârimiz, bu emeklerle daha da yeşermez mi?


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz