“İyilik Düşünüyorum Öyleyse Varım”
6.12.2018 12:28:00
118

Tavşanlı Kız Anadolu İmam Hatip LisesiProje Okulu’nda;

‏öğrenciler, öğretmenlerinin rehberliğinde “İyilik Düşünüyorum Öyleyse Varım “ adlı proje kapsamında duyarlı ve anlamlı faaliyetlere imza atıyorlar. Bunlardan biri de 3 Aralık Engelliler Gününde gerçekleştirildi. 

Okulun öğrencileri ve öğretmenleri “İyilik Düşünüyorum Öyleyse Varım” projesi kapsamında Yunus Emre Rehabilitasyon merkezini ziyaret ederek engelli öğrencilere çeşitli armağanlar sundular.Onlarla ayrıcalıklı ve güzel zamanlar geçirdiler. 

Mustafa Uysal Paylaştı: 

“ÇORBA PARASI” 

Selma Kocabaş- Geleneğimizde kimin ne olduğunu bilemezsiniz. Eğer biri kapınıza gelmişse, inanmadığınız durumda da ; “kulağınız boyunda”  da olsa bir şeyle göndermelisiniz. Gazetemizin yazarlarından, radyocu Mustafa Uysal, iki olayını paylaştı. Gerçekten de hepizimizin de bir şekilde karşılaştığı bir şey. 

Esma Canıaz Hocam da çok yazıp anlatmıştır: Biz de “dilenci”  denmez “Hayırcı” denir. 

Tabii ki şimdilerde baktığımızda; böyle kapı kapı dolaşanlara dönük , polis ve zabıtaların yakalamalarında ve sorgularında, pek çoğunun üzerinden milyonlar ve dolu dolu banka hesapları çıkıyor. 

Gerçekten zor bir durum; İstemek ve toplayıp toplayıp harcayamamak o kişilerin sınavı ya da cezası, ama istendiğinde, “Hayırcı’ya davranışımızda bizim duyarlılık ve merhamet sınavımız. 

Genelde bu tür durumlarda şahsen; açım diyenin doymasına dönük yardım, bu tür sosyal yardım durumunda da ısrar varsa, benim de vaktim varsa, ya da gücüm neyse, onu yerine getirmeyi kendi iç hesaplaşmamda daha uygun buluyorum. 

Bugüne kadar, böyle sabah erkenden işe gider gibi çıkıp, akşam karanlığına kadar, “bir hayır” diyenlerden çoğunun topladıklarını hiç harcayamadıklarına tanık oldum. Kimilerinin bankada biriken milyonlarının hazineye kaldığına, kimlerinin ücra köşelerde sakladıkları altınların gene başka birilerine kaldığına, bazen izbe köşelerde çocukların bir öbek bozuk para bulup paylaştıklarına  tanık  oldum. 

Gerçekten çok zor bir durum, Mustafa Uysal da yazmış, farklı ki kişi üstelik de hep kurumsal ödeme sırasında yaşamış.  Şunu söylemeden geçemeyeceğim. Demiş ki ; “Benim gibi yüzünden bönlük akan, saf olduğu kilometre uzaktan belli olan kişilere denk gelecek. “ Tabii ki değil. “Duyarlılığın, insana değer verdiği yüzüne ve gözüne vurma”nın tanımı kesinlikle “yüzünden bönlük akan, saf” olamaz. 

Uysal’ın  yaşadıkları ve paylaşımı  şöyle: 

İKİ OLDU!

1. Olay: 

PTT'den çıktım, az yürüdüm karşıma bir adam çıktı. 60'lı yaşlarında. Bizim oralardan köylü bir amcaya benziyordu. O kadar candan ve samimi bir şekilde elini uzattı ki kayıtsız kalamadım. Hemen babamı sordu. İyi, dedim. Tabi adamı tanıyamadım ama çaktırmıyorum. Nereliydin sen, diye sordu. Söyledim. Sonra kendisinin de hemen yakın bir köyden olduğunu söyledi. Tabi babamın adını falan söylemedi. Ben tanıdığını düşündüm. Sonra beni sordu şimdi ne işler yapıyorsun falan. Ben tabi hala çıkaramadım. Adam o kadar samimi konuşuyor ki ben şaşkınım ve tanımaya çalışıyorum. Köyünü güya öğrendim adamın. Epey konuştuk. Konu birden kendisine geldi. Karısı çok hastaymış. Eskişehir'de tedavi görüyormuş. Yanına gitmesi gerekiyormuş. Kaymakamlık evrak eksikliğinden dolayı para verememiş. Vakit kaybedecekmiş hemen gitmesi gerekiyormuş. Öyle anlattı ki eşinin son anlarını yanında geçirmesine mani olacaktım yol parası vermezsem. PTT'den çıktım, dedim ya. Heh işte ödeme yapmıştım ve yanımda para falan kalmamıştı zaten. Adama yaptığım ödemeyi detayına kadar anlattım. Adam bu kez bir çorba parası bari... dedi. Onu da vermedim. Bu arada şüphem iyice arttı zaten. Detay sorup rezil edeyim dedim, içim el vermedi. 

2. Olay:

Bugün Kuruçay Caddesinde yürüyorum, kafam epey dolu. Karşımdan benim yaşlarımda bir adam geliyor, kenara çekildim biraz kaldırımda. Fakat adam bana gülümsüyor. Ben de gülümsedim yaklaşana kadar. Tanıyamadım tabi. (Bu benim en büyük baş belam. Çok az tanışıklığımız olunca hatırlamakta zorlanıyorum.) Geçsin diye kenara çekildim biraz daha. O, hocam tanımadan geçiyorsun, dedi. Acayip utandım. Utanç verici bir durum sahiden. Samimi ve yüksek sesle beni tanıyacak kadar bilen bir adamı tanıyamamıştım. Utana sıkılan ben de ona seslendim. Nasılsınız, falan dedim. Pek görünmüyorsunuz, dedi. Anlattım, işler yoğun falan ama buralardayım, dedim. Siz nasılsınız, neler yapıyorsunuz, diye sordum. Hani, en azından işinden falan çıkarırım kim olduğunu. Ne mümkün... Benim yaşlarımda ama biraz çökmüş bir yüzü var. Yüzünde bir haftalık sakal var, biraz perişan bir havası var. Hemen anlatmaya başladı. Buralarda değildim, kalp krizi geçirdim, dedi. Çok üzüldüm hem hatırlayamadım hem de hastalanmış ve haberim olmamış. Yüzüm iyice kızardı ve candan ciğerden geçmiş olsun, dedim. Hemen devam etti, üç hafta komada kalmış. Sonra hastanelerde epey zaman geçirmiş, şimdi buralardaymış. Ben hala tanıyamadım. O beni gayet iyi tanıyor gibi samimiydi ama hakkımda tek kelime daha etmedi. Her cümlesin "Hocam" diye başlıyordu. Hoca değilim aslında, dedim kibarca. Ama hocam, ne önemi var, dedi. Tabi ya ne önemi var sözün gelişi. Epey hastalığından konuştuk. Söz nihayet bitti ve izin istedim, işe gideceğim. Hocam, biraz bakın, dedi. Hastaneden yeni çıkmış paraya ihtiyacı varmış. Tam o sırada ilk olay aklıma geldi. Yine de adamın yüzü tanıdık geliyor hala. Lakin kafamdaki hiçbir yüzle ve zamanla eşleşme yok. Çok hızlı işlem yapıyorum fakat her seferinde "File not found." uyarısı alıyorum. Dün 30 Kasımdı. Yani ödemelerin son günü. Allah hep bu zamanlarda çıkardı karşıma bu adamları. Yine para suyunu çekmiş. Maalesef, dedim ve durumu, ödemeleri falan hep anlattım nazikçe. Bu kez yine çorba parasına döndü iş. Emin oldum artık, ben bu adamı tanımıyorum. Adını ve yaşadığı yeri detaylıca sorayım şu adamı biraz zorlayayım, diye geçirdim içimden fakat vazgeçtim. Döndüm gittim. 

Muhtemelen bu durumla hepiniz karşılaşmayacaksınız. Benim gibi yüzünden bönlük akan, saf olduğu kilometre uzaktan belli olan kişilere denk gelecek. 

Demem o ki, sizin de başınıza geldi mi bu tür şeyler? Hafızam mı oyun ediyor yoksa bu adamlar mı?


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz