GAZETEMİZ SAHİBİ SELMA KOCABAŞ’LA KIRMIZI GÜL AL SEVDA KİTABI ÜZERİNE SÖYLEŞİ Editör Emine TAŞTEPE
24.10.2019 17:17:00
1663

-Selma Kocabaş’ın kimliğindeki ana başlıklar neler desem?...

Kimliğim derken, her şeyden önce, gazetecilik demeliyim. Diğer mesleklerden farklı olarak bence gazetecilik bir yaşam biçimi. Farkına varmadan, bir yerden sonra, artık gazeteciliğin bir kimlik haline geldiğini hissediyorsunuz. Gazetecilik temel bir tanım yapılacak olursa, bir anlamda iletişim köprüsü. İnsanlarla insanlar arasında, bireyle toplum arasında, yönetilenlerle yönetenler arasında, tam anlamıyla bir köprü görevi. Gecesi, gündüzü yok. Hep her şeyden önce, üstlendiğiniz bu sorumluluğu “ben oynamıyorum” gibi bırakma şansınız olmuyor. Aslında kitap da, bu sorumluluk uzantısında oluştu. Bu nedenle ben tek bir ana başlık vereceğim. Gazetecilik.

-Gazetecilikten hikayelere, yani kitabın basımına kadar olan süreç?

Hikayeler, uzun zamandan beri not ettiğim. Gelişigüzel yazdığım notlardan doğdu. Çocukluğumdan buyana en çok etkilendiklerimden, mesleğim sürecinde, tanık olduğum, dinlediğim, üzüntülü, coşkulu, bazen yürek burkan, bazen coşturan, olaylardan birikti. Bir bölümünü, hikayeleştirdim. Dostlarıma arkadaşlarıma okurken, her biriyle ilgili çok değişik kesimlerden, hemen hemen aynı yorum geldi. “Hepsi çok farklı”. İşte bu yorumlar bana daha geniş kesimlerle paylaşma görevini hissettirdi. Bu hikayeler sonuçta, her birimizden, bir iz, bir parça taşıyordu. Üstelik globalleşmeyle, derinlere doğru sanki saklanan değerlerimizi günyüzüne çıkarmak zorunluluğunu duydum. Bu noktada, ilçemizden yetişmiş, yazarlarımızdan, esenkitapta editörlük yapan, İsmail Fatih Ceylan, hikayelerimi okuma ve yorumlama inceliğini gösterdi. En başta çok beğendi. Çok özgün bulduğunu belirterek, yayınevine yayınlama teklifini sundu. Kabul görünce, basıldı ve okuyucularla buluşma imkanı buldu.

-Kırmızı Gül Al Sevda’nın sizdeki karşılığı ve varsa okurlardaki karşılığı neler?

En başta ben Kırmızı Gül Al Sevda adını açmak isterim. Aslında ilk başta bir hikayenin adını kitaba vermeye düşündük. Ama sonra, kitabın içindeki bütün hikayeleri göz önüne aldık. Hikayelerde, bir duygulu, ince, zarif, inançları, güzellikleri kapsayan unsurlar, bir de, insanın içini ezen, sindiremediğimiz, güzel görünen aldatıcı, geçici duygular vardı. İşte kırmızı gül, inançlar, güzel duygular, incelikler, al sevda ise, sevda sanılan, ya da sevda diye sunulan, sahte, temelsiz yüzeysel, insani yanlarımıza aykırı yanları içeren aldatanları aldatılanları yansıtıyor.

Kitapta bir unsur daha var, bilgelik, bizden daha az imkanlar içinde yetişen okuma, yazma, bilgiye ulaşma imkanları kısıtlı nesilde, yüzeysellik ise daha yeni nesilde…..

-Kitabı eşinize ithaf etmeniz, herkesin “ben” dediği bir toplumda bir ayrıcalık, ne düşünerek?

En başta, eşim hikayelerin oluşmasında en büyük desteği verdi. İkincisi onunla, her birini paylaşırken, bir, beraber olduğumuzu hissettirdi. Bazen ben mi o yum,o mu ben gibi, gerçekten güzel bir paylaşım kurduk. O “ben”i aşmış bir insan. Mutluluğun anahtarı da “ben”i aşmakta.

-Karlar Yağsın Kaygılar Kalksın isimli hikayenizden bugün bile hala avuçlarınızda tuttuğunuz ne armağanlar kaldı?...

Hiçbir sıkıntı kalıcı değil. Ama her sıkıntı, dersten öte bir okul. Babamın bir sözü vardı.”Bal belanın sonundadır” Şimdi o günleri düşündüğümde, gözlerim yaşarsa da gülümsüyorum.

-Angut’un Laneti devrim niteliğinde bir hikaye olmalı, sizce?

Öyle. Çok duygu, yalan, dolan, dürüstlük, bir yanda angutun insanlara örnek olacak vefa ve sadaket duygusu, diğer yanda, ihanet. Üstelik angutunhikayesini dinlediği halde, bu hikayeden hiçbir iz kalmamış bir adam. Okuyanların hisleri çok önemli. Alınan mesajlar artık zamanla ne olduğunu belirleyecek.

-Yaşadığınız toprakların bu sahici hikayeleri kim bilir kimlerin hayatlarına bir pırıltı, bir ışık olacak?

Umarım, dilerim. Benim biriktirdiğim yakalamaya çalıştığım ışıltıların tabiî ki yansımasından çok ne isteyebilirim.

-Sizin ve okuyucuların gözde hikayeleri var mı?

Bana yansıyanlardan en çok, Çiçekler ve ölüm gözde gibi. Ben ayıramıyorum ama. Hepsini seviyorum. Beş parmak misali.

-“Eşya ve insan istifinde, kibrit kutusuna hapsolmuş karıncaların sessizliğinde, sinip kalmış ruhumuz bir yaprak hışırtısında, bir kuşun kanat sesinde şahlanır.” Sizdeki açılımı?

Yaşamın içinde, yaşamdan kopuyoruz gittikçe. Sıradan kaygılarda, eşyaların, soğuk ve duyarsız komşuluklarda, ancak kibrit kutusuna hapsolmuş karınca olarak ifade edebildiğim, küçülen ruhlar, sönen ruhlar, kendisini hayatın bir parçası hissederken, Allah’ın bahşettiği sınırsız nimetlerin coşkusuyla çırpılan kanatların hışırdayan yaprakların bu hapsolmuşluktan sızdığında, aynı hamurdan uçmaya, coşmaya, meyilli ruhların zincirini kırırverir bazen….. gerisi artık kuyuya attığım taşı bulanın……..

-Yazdığınız hikayelere sizin yüklediğiniz anlamlardan çok farklı yüklemeler oluyor mu, neden sizce?

Evet, oluyor ama bunları aktarmak istemiyorum. Herkesin kendisi gibi algılaması normal değil mi ?

-Şu doğru mudur, siz ne yazarsanız yazın, herkes kendi kelimeleriyle okur?...

Aynen…. Kesinlikle

-İfadeleriniz sade, yalın, doğal, anlaşılır, dingin, hiç duraksamadan, bir nefeste okunabiliyor…Bir anlamla ifadeleriniz, kelimeleriniz SİZin yansımanızdan başka bir şey değil…Ne dersiniz?

Çok teşekkürler. Bu soruda bütün sorular gibi sizin yüreğinizi yansıtıyor. Röportajdan çok ben de bir kitap okuyor hissine kapıldım. Şu kadar söyleyeyim,her bir kelimeyi, son derece hissederek yazdım. Hatta bazı satırları yazarken gözlerim yaşardı. Bazı satırlarda, çaresizlik hissettim. Ben de bir solukta yazdım diyebilirim. Bunu okuyucularımdan duymak çok güzel.

-“Derelerden tepelerden bulup içlerinden ayırdığım beş taşım gibi.” Derken….?

Hiç ummadığınız yerde, ummadığınız güzellikleri bulursunuz. Bulduklarınızın en güzellerini seçip sıkı sıkıya sarılırsınız. O güzelliklerle, yeniden yeniden bütünleşirsiniz. Hani biraz da çocuksu bişey.

-Bir çok cümlenizde farkındalıklarınız göze çarpıyor, nedir farkındalık?..Nelerin farkında olmalıyız?...

Sadece kendim gibiyim. Kimseyi mutsuz etmeye hakkım yok. İncitmeden incinmeden, ama hayata, iyilikler, güzellikler katabilmeyi istiyorum. Bir yığın para, bir yığın altın bence asla bir çocuğun, başka bir insanın, yüzünde beliren gülümsemeden asla değerli olamaz. Çok hoşuma giden bir söz var. Dünyada her şey bize misafirdir. Keder de, sevinç de, hastalık da sağlık da, para da, parasızlık da, açlık da tokluk da…… Ben bir de şunu eklemek istiyorum. Biz de dünyaya misafiriz….

Herşeyi geleneksel konukseverliğimizle karşılarsak, işte ışıklı, pırıl pırıl bir hayat

-Aşağıdaki on kelimenin sizdeki karşılığı. –Kahve,-Babaanne, -Gazete, -Dost, -Eşya, -Hayat, -Anne, Dua, -Ölüm, -BEYAZ FIRTINA?

Kahve; hatır, dostluk

Babanne; şefkat, fedakarlık, bilgelik

Gazete; Hayat boyu öğrenme, köprü

Dost; Paylaşım, içtenlik

Eşya; Araç, “Mal Sahibi Mülk sahibi hani bunun ilk sahibi”

Hayat;Sınav

Anne;Toplumun mimarı

Dua; İnsanın yaratılmışlığını hissederek, en içten olduğu an

Ölüm; Kavuşma

Beyaz Fırtına; Okyanusa küçük taşlar atan, dalga dalga iyilik, güzellik halkaları oluşturan, Kötülüklerden, olumsuzluklardan arınmış eller…

-Zulanızda çok hikayeler olduğunu biliyorum, ikinci bir kitap müjdesi alacak mıyız sizden?

Kelimelerle boğuşuyorum, dizi dizi, insan, dizi dizi, duygu…. Hepsi şu an ayakta, sanırım bir gün dizilip, günyüzüne çıkmayı bekliyorlar. İnşallah, eğer hayra hizmet edecekse….

-Okurlarımız KIRMIZI GÜL AL SEVDA isimli kitabınıza nasıl ulaşabilirler?...

Bütün kitap satış internet sitelerinde var. En kolay yol internet sanırım. Bu arada büyük kitap mağazalarında da var. Ayrıca dijital yayının da satışı var. Yani telefonlara, bilgisayarlara indirilebiliyor.

Kırmızı gül al sevda yazıp google’a ulaşılabilir.

-Hem BEYAZ FIRTINA yazar ve okurları, hem TAVŞANLI’NIN SESİ GAZETESİ yazar ve okurları, hem bir dost olarak beni de müthiş heyecanlandıran bu değerli kitabınız için sizleri tebrik ediyorum, heyecanla yeni kitaplar beklediğimizi bilmenizi istiyorum.

Çok teşekkür ediyorum. Kırmızı Gül Al sevdada,hepiniz her satırında varsınız. Sizlerin enerjisi var. Bu arada, beni en çok yüreklendiren ve enerji veren bir organizeyi de paylaşmak istiyorum. Tavşanlı Özel Yıldız İlköğretim Okulu edebiyat öğretmeni Erdoğan Kocayörük her ay bir kitap okutarak, bu kitaptan sınav yapıyordu. Bir ay da benim Kırmızı Gül Al Sevdayı Seçtiler. Beni öğrencilerle ve öğretmenlerle buluşturdular. Öğrencilerin hepsi çok müthişti. Gözlerindeki ışık görülmeye değerdi. Onların yorumları beğenileri, algıları inanılmaz güzel ve umut vericiydi..

-Bu samimi, sıcak sohbet imkanını verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim.

NOT: Bu röportajı yeniden paylaşmayı istedim. Selma Kocabaş Aydın’ın muhalefetine rağmen….


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz