“Acil” Bilinçsizliği “Acil’i Kilitliyor
14.1.2020 12:31:00
948

Tavşanlı Doç.Dr.Mustafa Kalemli Devlet Hastanesi,müracaatların fazlalığı nedeniyle kilitleniyor.Genelde gözle görünenşu;

mevsimsel hastalıklar, çeşitli ağrılar gibi, evde yapılabilecek bilinen uygulamalar,  aile hekimlerinin, ağız diş sağlığı hekimlerinin çözebileceği rahatsızlar gibi,  sıradan rahatsızlıklar için de  başvuranların  yoğunluğu, acil serviste, olağanüstü yığılmaya neden oluyor. 

Edindiğimiz bilgiler göre; özellikle 20-24 saatleri arasında, yoğunluk artarken; 12 Ocak Pazar günü, acil hasta müracaatı  800 civarında oldu. 

Acil Hasta Kimdir? 

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlıkta Uygulama Tebliği'nde (SUT) acil kavramını şöyle tanımlanıyor: "Ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren haller ile ivedilikle müdahale yapılmadığında ve başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve/veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlardır.

Oysa; Aile Hekimleri sorumlu oldukları hastalarının sağlık taramalarını yaptırıyorlar. Aile hekimliklerinde, yapılan tetkiklere göre; hayati risk taşıyacak yüksek tansiyon gibi, yüksek kolestrol, yüksek şeker, gibi durumlarda, uzman hekime yönlendiriliyor, sağlıklı yaşamanın şartları anlatılıyor. Tansiyon aletleri, şeker ölçüm aletleri genelde her ailenin erişip, kendini kontrol edebileceği düzeyde. Mevsimsel rahatsızlıklar için, evde alınabilecek doğal yöntemler var. Ağrılar ise acil serviste bir enjeksiyonla geçiştirilemeyecek bir rahatsızlık. Buna rağmen, pek çok kişi acil servise gidip, gerçekten acil durumda olanların da hakkına giriyor. 

BU SORUN SADECE TAVŞANLI’DA DEĞİL 

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca; “Türkiye, nüfusundan fazla sayıda acile başvuru sayısı olan tek ülkedir.”

Acil Servis sorunu Türkiye’nin önemli sorunlarından biri. Bu konuda uzman açıklamalarında  dikkat çekici çözüm önerilerinde bulunuluyor.

TÜRKİYE’NİN ACİL SORUNU GÜNDEMDEN DÜŞMÜYOR 

 Bu konuda yayınlanmış değişik açıklamaları ve haberleri derledik: 

ACİL MÜRACAATLARI NÜFUSTAN FAZLA 

AVRUPA ülkeleri arasında Türkiye’nin acil servislere nüfusundan daha fazla başvuru yapan tek ülke olduğunu ifade eden Acil Tıp Derneği Başkanı Prof. Dr. Ersin Aksay, 2017’de acil servise başvuru yapan hasta sayısının 130 milyona ulaştığını dile getirdi.

Birçok hasta gündüz işyerinden izin alıp hastaneye gelemediğini ya da polikliniklerden randevu alamadığını söylüyor. Polikliniklere gittiği zaman testler aynı günde yapılamıyor ya da sonuçları çıkmıyor. Bu yüzde acile gitmeyi tercih ediyor. Bazı hastanelerde acile yapılan günlük başvuru sayısı 1500-2000’e ulaşabiliyor. 

İki vardiyada 15 doktor olduğu düşünülürse bir doktorun günde 100 hastaya baktığı söylenebilir. Aslında bu yüzden kaliteli sağlık hizmeti veremiyoruz. Gerçekten acil durumda olan hastalara tam anlamıyla özen gösterilemiyor. Bundan Sağlık Bakanlığı da doktorlar olarak biz de memnun değiliz. Acil servislerde gerçekten bakmamız gereken hastalara daha iyi hizmet vermeyi biz de istiyoruz. Hastane personelleri de sabaha kadar zor ve yoğun şartlarda çalışıyor. Yaşanan durum personeli de üzüyor” dedi.

TOPLUM BİLİNÇLENMELİ

İzmir’de Sağlık Bakanlığı’nın bir çalıştay düzenlediğini dile getiren Ersin Aksay, “Çalıştayın ana konusu acil servislerdeki kalabalıktı. Bakanlık bu konuda bizlerin fikirlerini aldı. Yakın zamanda önlem alınacağını düşünüyorum. Sadece İstanbul’da da yaşanmıyor bu kalabalıklar. Diğer illerde de bazı hastanelerde acil servislere yapılan başvuru sayılara1000’e ulaşıyor. Üstelik buralarda daha az doktor çalışıyor. Bu yüzde öncelikle toplumun bilinçlenmesi gerekiyor. Acil olmayan hastaların acil servise başvurmaması gerekiyor” diye konuştu. Acil Tıp Derneği eski Başkanı Prof. Dr. Yıldıray Çete de şunları söyledi: “Acil servislerin gereksiz kullanımını engelleyecek çalışmalar yapılmalı. Dünyada bu acil servise bu kadar başvurunun olduğu başka bir ülke de yok. Acil servisler alışkanlık haline gedi. Bu durumun engellenmesi için kamu spotları yayınlanmasının çok büyük faydası olacaktır. İnsanların bilinçlendirilmesi gerekiyor.”

'Acile gidenlerin yüzde 70'i birinci basamakta tedavi edilebilecek hastalar'

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, "Acil servise başvuru yapan hastaların sağlık problemlerinin yüzde 70'i, birinci basamakta teşhis ve tedavisi yapılabilecek hastalıklardır." dedi.

Arıca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, acil servislerin "acil" durumda olan hastalara daha iyi koşullarda hizmet verebilmesi için bazı önlemler alınması gerektiğini belirtti. 

Aile hekimliğinde sevk sistemine geçilmesi gerektiğini söyleyen Arıca, ayrıca birinci basamağın güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. 

Arıca, aile hekimliği uzmanı olmanın özendirilmesinin önemine değinerek, şöyle devam etti: 

"Türkiye'nin sağlık istatistikleri, her yıl Sağlık Bakanlığımızca yayımlanmaktadır. Hekimlere müracaat sayılarının belirlendiği istatistikte, yüzde 33'lük kesimin birinci basamağa, yüzde 77'sinin ise ikinci ve üçüncü basamağa başvuru yaptığı belirlendi. Kamu hastanelerinin branşlara göre hasta sayılarına bakıldığında, her 4 hastadan biri acile başvuru yapıyor. Yine dünyada acillere başvuru oranlarına bakıldığında Türkiye, nüfusundan fazla sayıda acile başvuru sayısı olan tek ülkedir. Acil sağlık hizmetlerindeki yığılma, gerçek acillerin saatlerce sıra beklemesine, malpraktislere, sağlık personelinde tükenmişliğe ve sağlıkta şiddete neden olmaktadır. Acil serviste çalışan hekimler, hasta yoğunluğu nedeniyle her bir hasta başına anamnez (hasta öyküsü) ve fiziki muayene için yeterince vakit ayıramamaktadır. Hekimler malpraktisten (hekim hatası) kaçınmak için fazla sayıda görüntüleme ve laboratuvar tahlili istemektedir. Bu da ülkemiz ekonomisine bir yük olarak geri dönmektedir. Acil servise başvuru yapan hastaların başvuru nedeni olan sağlık problemlerinin yüzde 70'i birinci basamakta teşhis ve tedavisi yapılabilecek hastalıklardır."

"Aile hekimliği uygulamasında sevk sistemine geçilmeli"

Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, konuya ilişkin anabilim dallarınca bir çalışma yapıldığını ifade ederek, acil servis yeşil alana başvuru yapan hastaların, aile hekimine başvuru yapmak yerine, neden sağlık problemlerine merkezi hastanelerin acillerinde çözüm aradıkları sorusunu irdelediklerini aktardı.

Arıca, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Konuyla ilgili olarak anabilim dalımızda yapılan bir çalışmada, acil servis yeşil alana başvuru yapan hastaların, mevcut hastalıkları için öncesinde aile hekimlerine başvurmama gerekçelerini sorguladık. Katılımcıların çoğunluğu, aile sağlığı merkezlerinin teknik donanım açısından yetersiz olduğunu, uzman hekime muayene olmak istediklerini, gün içinde çalıştıkları ve muayene katkı payını ödemek istemedikleri için acile başvuru yaptıklarını ifade etti. Acil servislerin acil durumda olan hastalara daha iyi koşullarda hizmet verebilmesi için çözüm, aile hekimliği uygulamasında sevk sistemine geçilmeli, birinci basamak güçlendirilmeli, aile hekimliği uzmanı olmak özendirilmeli, hizmet içi eğitimler ve periyodik olarak tekrarlayan hizmet içi sınavlarla pratisyen hekimler, uygulamada aile hekimi olarak çalışabilmelidir. Aile hekimini bilmeyen ve hiç başvuru yapmayan hastalar için yılda en az bir kez aile hekimine başvuru yapılması zorunlu hale getirilmelidir. Aile hekimi, Hollanda ve Kanada aile hekimliği uygulamasında da olduğu gibi kamu hastanelerindeki branş hekimleri ile sözleşme yapabilmeli ve koordineli olarak çalışabilmelidir." 

Hasta hakkında e-Nabız üzerinden yazılı sevk, konsültasyonlar ve konsültan hekimlerden yazılı geri dönüşler yapılarak bilgi alışverişi yapılması ve hastaların takipleri ile sağlık kayıtlarının böylece entegre edilmesi gerektiğine dikkati çeken Arıca, "Belli başlı hekimlerle sürekli birlikte çalışıldığında hastaların takip kalitesi artacak, mükerrer tetkikler ve tedavilerin önüne geçilip sağlık kaynaklarının korunması sağlanacaktır. Acil servise başvuran ve aciliyeti olmayan ayaktan taburcu olan tüm hastalardan muayene katkı payı alınmalıdır. Sonuç olarak, aile hekimliğinin güçlendirilmesi, sağlık sistemimizin iyiye gitmesi için bir zorunluluktur." ifadelerini kullandı. 

SAĞLIK BAKANLIĞI “ACİL “ GRUPLARI 

“Sağlık kurumunda acile gelen bir hasta durumuna göre üçe ayrılarak; kırmızı, sarı veya yeşil alana yönlendirilir. 

Kırmızı alandaki hastalar trafik kazası, kalp krizi, kanama gibi hemen müdahale edilmezse hayati tehlike oluşabilecek grup. 

Sarı alana ise belli bir süre içinde müdahale edilmediği takdirde tehlike oluşturabilecek veya sakatlık bırakabilecek noktada olan kırık, karın ağrısı gibi durumlar girer. 

Yeşil alan hastaları ise grip, ishal gibi çok büyük aciliyeti olmayan hastalar.

BİR ACİL GÖREVLİSİNİN PAYLAŞIMI: 

Ülkemizin 1949'dan beri üye olduğu Dünya Sağlık Örgütü(WHO) acil servisi şu şekilde tanımlamıştır:

Yüksekten düşme, elektrik çarpması, donma, soğuk çarpması, ısı çarpması, ciddi yanıklar, ciddi göz yaralanmaları, zehirlenmeler, ciddi alerji, omurga kırıkları, hipertansiyon krizleri, astım krizi, akut solunum problemleri, şuur kaybına neden olan her türlü durum, ani felçler, ciddi genel durum bozukluğu, yüksek ateş, genel durum bozukluğunun eşlik ettiği diyaliz hastalığı-akut batın, menenjit, beyin apsesi, akut psikotik tablolar, migren ve/veya şiddetli kusma, şuur kaybıyla beraber olan baş ağrıları, yenidoğan komaları, başlamış doğum faaliyeti vb…

Aslında yukarıda yer alan tanımda yalnızca acil servisin ne olduğu değil, hangi hastalıklarda acil servise gidilmesi gerektiği de açık bir şekilde tanımlanmıştır. Burada çok kısa bir anımı anlatmak istiyorum.

Geçen sene, KKM (112 çağrı merkezi) tarafından bir çağrı ulaştırıldı bize. Adresi verdiler ve vakayı; "55 yaşında, erkek hasta, kalp krizi geçiriyor." dediler. Biz hemen ambulansa atlayıp vakaya gittik. Üçüncü kata çıktık, elimizde çantalar, sedye, defibrilatör falan aşağı yukarı kişi başı 20-25 kiloluk malzeme. Zili çaldık, genç, 20'li yaşlarda bir kadın açtı kapıyı. Hasta nerede diye sorduğumuzda "Hasta benim, tırnağım kırıldı. O yüzden 112'yi aradım." dedi.

Konuşmacı olarak katıldığım her konferansta bu anıyı anlatırım. Bu çok ciddiye alınması gereken bir konu çünkü. Merak eden varsa o kadını alıp acil servise götürmedik. O an başka boşta ambulans olmasa ve bir kişi hatta sizin yakınınız gerçekten çok ciddi bir sorun geçiyor olsaydı ne olurdu düşünebiliyor musunuz? İşte tam da bu nedenden dolayı insanların acil servisin ne olduğunu, hangi hastalıklarda acil servise gidilmesi gerektiğini bilmeleri lazım.


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz